Ne pahasına olursa olsun, her türlü kirli yöntemi kullanarak bu tabloyu bir biçimde etkileyip tersine çevirmeye kilitlenmişler
Türk burjuva devletinin Kürt halkı başta olmak üzere toplumsal muhalefet dinamiklerine dönük saldırganlığı, Medya Savunma Alanları ve çevresindeki köylere yönelik bombardımanı sürüyor. Faşist devletin tırmandırdığı kirli savaşa, PKK'nin de karşı hamlelerle yanıt vermesiyle birlikte bilanço giderek ağırlaşıyor.
Ülkenin dört bir yanında yeniden kalkmaya başlayan cenazelerin sayısı arttı. Burjuva devlet tarafından cepheye sürülen emekçi çocukları kirli savaşın kurbanları olmaya devam ederken, Davutoğlu işçi, emekçi, yoksul halk çocukları için “ölüme hazır” fetvaları yayınlamayı sürdürüyor.
'90'lı yıllarda olduğu gibi tırmandırdıkları kirli savaş konseptine, medya borazanları ve işbirlikçi Sivil Toplum Örgütleri'nin hezeyanlarına, toplumsal kutuplaşma ve gericilik birikiminin etkisine rağmen toplum içerisinden o zamanlarki düzeyde alkış ve destek alabilmiş değiller.
Bunun birçok nedeni var. Bunların başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:
Birincisi, Kürt halkının haklı mücadelesini o günlerdeki kadar “kriminalize” edemiyorlar. Edemiyorlar çünkü hem ülke düzeyinde, hem uluslararası planda Kürt halkının mücadelesi meşruluğunu dosta-düşmana ispatlamış durumdadır. Rojava devrimi ve Kobanê direnişi bu etkiyi daha fazla büyütmüştür.
İkincisi, kendi emelleri doğrultusunda algı yaratma operasyonları eskisi kadar tutmuyor. Tutmuyor çünkü tüm baskı cenderisine karşın gerçeklerin halkla buluşmasının önünü kesemiyorlar. İletişim olanaklarındaki genişlemeyle birlikte, alternatif medya ve sosyal iletişim ağlarıyla özgürlük alanları daha fazla büyümüş durumda.
Üçüncüsü -ve belki de en önemlisi-, şovenizmin etkisinde ve AKP zümresinin yükselme sihrinde görkemli Gezi direnişinin yaratmış olduğu büyük kırılmadır. Bundan dolayıdır ki AKP temsilcileri her ağızlarını açtıklarında Gezi direnişine dokundurmadan geçemiyorlar. Hırsızlıklarının, yolsuzluklarının çuvala sığmayarak patlamasının da bunun üzerine binmesiyle kırılma derinleşti.
Nihayetinde 7 Haziran seçim sonuçlarıyla birlikte AKP iktidarında yaşanan sarsılmanın daha fazla açığa çıkması, onların başkanlık sistemi etrafında dönen hesaplarını fena halde bozguna uğrattı. Bu yüzden ne pahasına olursa olsun, her türlü kirli yöntemi kullanarak bu tabloyu bir biçimde etkileyip tersine çevirmeye kilitlenmişler.
Dolayısıyla çeşitli nedenlerle ara verecek olsalar bile kanlı süreçleri işletmeye devam edecekler. Erken seçime dönük anket sonuçlarının, onları bu hesaplardan vazgeçireceğini sanan liberaller bir kez daha yanılmaktalar.