Hiçbir şey eskisi gibi değil

Amed/Silvan’da halk büyük bir serhıldanda; 8 mahalleye giriş çıkış yok. Bir halk direniyor, hesap soruyor

AGÎRE JÎYAN
Pazar, 16 Ağustos 2015 (10 yıl 8 ay önce)

"Gel de çocuklara anlat savaşı… Dışarda oynama, pencereye çıkma, sessiz ol yerde otur, zor günler yaşıyoruz, allah herkese yardım etsin, fakir ailesine para göndermek için savaşana onuru için savaşana yardım et allahım” diye… sarayda otur bakalım ölüm elbette senin de kapını çalacak o zaman azabı anlıyacaksın.  Ne saray ne de koltuk kurtarır seni.



 



Silah seslerinin hiç susmadığı Silvan. kirli savaşın her sokakta, her nefeste yakıcılığının hissedildiği yer Silvan. Bir arkadaş oradan Silvan’dan iletiyor. “Sürekli patlama sesleri, sürekli kurşun sesleri geliyor” diyor. “Geceden sabaha, sabahtan akşama kadar hiç durmuyor sesler” diyor. Üç çocuğu var. Hepsi de daha küçük.



 



Yaşamak, insan yerine konulmak, öldürülmemek için, bir çocuğun daha katledilmemesi için savaşmak. Her gün kimin, nasıl katledileceğinin korkusuyla yaşamaktansa, yaşamak için savaşmayı seçmek. Evet, Kürdistan bunu yapıyor. Yaşamak için savaşıyor, barışı getirmek için savaşıyor. Hendekler kazıyor, barikatlar kuruyor. Sokak, sokak, mahalle mahalle, kent kent kendilerini savunmak zorundalar çünkü.



 





 



Her gün kafalarına isabet eden polis kurşunu, asker kurşunu, bombardımanlar, gazlarla katledilmeye artık razı değiller artık. Olmayacaklar!.. Eşinin hapishanede olduğunu söyleyen arkadaş, “Benim çocukluğum da böyle geçtix çocukken hep ürkerdim patlama seslerinden, isterdim ki benim çocuklarım yaşamasın ama onlar da kurşunlar altında. Bomba patlamalarıyla her an diğer çocuklar gibi ya bir kurşunla ya bir bomba parçasıyla ya da üstüne düşen bir bombayla ölebilirler. Bu beni çok üzüyor” diyor. Ardından ekliyor: “Keşke çocuklarım küçük olmasaydı, şimdi ben de dışarda savaşırdım.”
Arkadaş, daha çok genç 25-30 yaşlarında, genç esmer tam bir Kürt güzeli. Pırıl pırıl gözleri var. Korkusuz, cesaretli; tabii bir anne, üç küçücük çocuğu var. Eşi hapishanede olduğu için çocuklarıyla tek başına ilgilenmesi gerekiyor. Bir ara, “Hiçbir şey değişmedi” diye inliyor: “Ben de savaşın içinde büyüdüm. Çocuklarım da savaşın içinde… hiç mi düzelmeyecek, hiç mi?..”




 



Ben de yanıldığını söylüyorum ona; “Hiçbir şey eskisi gibi değil” diyorum. “Evet savaş var. Ama senin çocukluğundaki gibi değil. yıllarca savaşın içinde olan Kürt halkı artık eskisi gibi değil. Kobanê'ye bak, diyorum nasıl cansiperane savaşıldı ve kazanıldı. Bak, kendi yaşadığın sokaklara bak, silah sesleri hiç susmuyor belki, ama faşist devlet de istediği gibi at koşturamıyor. Bu yüzden de kudurmuşcasına saldırıyor. Kadın, kız, çocuk, yaşlı demeden… ama artık eskisi gibi değil hiçbir şey.”



 



Şimdi özyönetimler ilan ediliyor, halk kendini savunuyor, barikatlar, hendekler kuruluyor. Ölüm saçan, savaş çığırtkanlığı yapan faşist devlete karşı barış şiarını yükseltmek, kirli savaşa karşı savaşarak barışı getirmek için karşı duruluyor. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Direngen ve deneyimli bir halk var artık karşısında. Bunu faşist Türk devleti de biliyor. Sen de biliyorsun aslında”…



 





 



Bu sohbetten sonra sokağa çıkıyor. Fotoğraf çekiyor. Anlatmaya başlıyor:



 




Her yerde silahlı, zırhlı araçlar içinde polisler var, geziyorlar. Ama zırhlı araçlardan da inemiyorlar. Çünkü her sokakta, her caddede halkın kurduğu barikatlar var… Barikatlarda halk, ellerinde taş, sopa, silah, molotof, ne bulurlarsa bizi savunmak için bekliyorlar, savaşıyorlar. Kurşun sesi hiç eksik olmuyor. Ama faşist devletin polisi de korkusundan zırhlı araçtan dışarı çıkamıyor.




 



Arkadaşım Amed'de, bugün kepenklerin kapalı olduğunu herkesin özsavunmaya katılmaya çağrıldığını da ekliyor sözlerine. Sonra diyor ki anons yapıyorlar Amed halkına: Sokağa çıkın, barikatlara… kendimizi savunacağız. Serhıldan ilan ediyoruz. Herkes sokağa, savaşa…



 





 



Sürekli anonsların yapıldığını iletiyor. Bir süre sonra sağlık ocağına PKK bayrağının asıldığını söylüyor. Kurulan barikatları anlatıyor. Devletin korkaklığını anlatıyor. Akşam saatlerinde halkın YPG'lilere tencere tavalarla ses çıkararak destek verdiğini, halkın sokağa çıktığını anlatıyor.



 



Geç saatlerde YPG'lerin de nöbet değiştirip yorulanların dinlenmeye diğerlerinin barikatlara geldiğini anlatıyor. Bütün bunlar olurken havada sürekli helikopterlerin vızır vızır dolaştığını, yer tesbiti yapmaya çalıştıklarını da ekliyor. Bunlar rüya değil, gerçek! Amed sokaklarında zulmün, acıların, aşağılanmanın, insan yerine konmamanın beslediği isyan gerçeği…



 



 



Alınteri okuru