Kürdistan'da devletin katliamcı saldırılarına karşı özyönetim ilanları yaygınlaşıyor
Kürdistan'da özyönetim ilanları yaygınlaşıyor. Devletin katliamcı saldırılarına karşı kendi yönetimlerini ellerine aldıklarını ilan ediyorlar kent kent.
İlk özyönetim, "Devletin atanmışlarını tanımıyoruz" diyerek Şırnak'ta ilan edildi. Ardından gittikce yaygınlaşarak devam etti. Yüksekova, Hakkari, Silvan, Varto, Cizre, Nusaybin'de özyönetimler ilan edildi.
Katil devlet bir taraftan Kürdistan'da saldırılarını devam ettirmeye çalışırken giremediği alanları "askeri güvenlik bölgesi" ilan ediyor. Buna karşı Kürt halkı hendekler kazıyor, barikatlar kuruyor, faşist devletin katil askerini, polisini alanlarına sokmuyor. Barikat başlarında katledilmemek, insanca yaşamak için savaşıyor. Kürdistan halkı kendi bölgelerinde özgür, insanca yaşam mücadelesi verirken özyönetimlerini ilan etmenin aciliyetini de görerek hareket ediyor.
Batman Bağlar Mahallesi'nde sağlık ocağı önünde bir araya gelen Bağlar Halk Meclisi de özyönetimlerini ilan ettiklerini açıkladı.
Batman Bağlar'da özyönetim ilanını Batman Belediye Eş Başkanları DBP’li Sabri Özdemir ve Gülistan Akel ile bazı sivil topum örgütlerinin de katıldığı basın açıklamasıyla yaptılar.

Bağlar'da basın açıklamasını Bağlar Mahallesi Meclisi Temsilcisi Şirin Kaplan yaptı.
Şirin Kaplan konuşmasında şunları söyledi:
Devlet ve AKP hükümetinin topluma yönelik topyekun saldırısına karşı, özyönetimi acil bir gereklilik görüyoruz. Bu anlamda halkın tüm farklı kesimleri demokratik ulus mücadelesine aktif katılmalıdır.
Bizler Kürt halkı olarak demokratik ve meşru yöntemlerle kendimizin seçtiği yönetimler tarafından yönetilmek istiyoruz. Bu nedenle biz artık kendimizi ve kentimizi öz yönetimimizle yönetmek istiyoruz. 20’inci yüzyıl boyunca uygulanan tekçi ulus devlet zihniyetinin halkların taleplerine cevap olmadığı her yönüyle ortaya çıkmıştır. Çözüm üretmeyen bu tekçi ulus devlet zihniyetinin giderek toplumsal iradeyi hiçe saymış ve topluma nefes aldırmaz duruma getirmiştir.
Türkiyeli halklar ve Kürdistan halkının mevcut genci 12 Eylül Anayasası’nın belirlediği eşit olmayan koşullarda gerçekleşen seçimlerde bile ortaya çıkan sonuçlara tahammül edilmemektedir. Biz oy veren yurttaşlara yönelik her türlü hakarette bulunulmakta ‘şerefsiz, alçak’ demeye kadar varan sınır tanımaz bir saldırganlık sergilenmektedir. Yaptığımız demokratik oy kullanma tercihimizden dolayı devletin ve meşru olmayan hükümetin yetkilileri her fırsatta hiç çekinmeden bütün kamuoyu önünde ‘bunun bedelini ağır ödeyecekler’ gibi ağır tehditlerde bulunulmakta ve bir bütün olarak topluma bedel ödetme pratiği sergilenmektedir.
Son bir buçuk ayda binleri aşan gözaltı, tutuklama, sokak orasında infazlar, köy yakma ve boşaltmalar, ormanların ateşe verilmesi, cenazelere dahi işkence yapılarak ailelerine verilmemesi yaşanan süreci ve tekçi zihniyetin topluma karşı topyekun savaş ilanının ve ülkeyi nereye götürmek istediklerinin açık ifadesidir.
Devlet ordusu ve polisiyle vatandaşı korumak yerine katlediyorsa, mahkeme ve hukukuyla adaleti sağlamak yerine meşru taleplerini dile getiren herkesi terörize ederek cezalandırıyorsa, anayasasıyla farklılıkları korumak yerine yok sayarak tasfiye ediyorsa, doğuştan gelen anadil ve öz kimlikleri reddedilerek bölünme paranoyasına dönüştürülüyorsa bu rejim bizleri kapsamamakta ve temsil etmemektedir.
Bizler Bağlar Mahallesi'nde yaşayan seçilmiş demokratik mahalle meclisi olarak faşizan ve meşru olmayan rejime karşı toplumun öz yönetimi olarak kendimizi beyan ediyoruz. Seçilmiş mahalle meclisi olarak halkımıza yönelik geliştirilen topyekun imha rejimine karşı tutum alarak bu günden itibaren mahallemizi öz irade ve öz yönetimimizle yöneteceğimizi ilan ediyoruz.