Asker cenazeleri şovenizmin tahkim edildiği alanlara eskisi kadar kolay dönüştürülemiyor artık
Kirli savaş mevzilerine sürülen yoksul halk çocuğu askerlerin cenaze törenleri, şovenizmin tahkim edildiği, savaş çığırtkanlığının toplumsallaştırıldığı alanlara eskisi kadar kolay dönüştürülemiyor artık.
Daha 20'li yaşlara yeni ulaşmış gençlerin evlerine tabut içinde dönüşleri, “vatan sağolsun” klişelerinin içine sığmıyor. Bu savaşın kimin için, kime karşı, neden yürütüldüğü daha fazla sorgulanıyor.
Kirli savaş yürütücüleri tarafından verilen “evlatlarımız ölmeye hazır” fetvaları tutmuyor. Yoksul halk artık o kadar kolay “çocuklarım feda olsun” demiyor.
“Saray için savaş”a kan taşımak, can vermek kabul görmüyor. Savaş çığıtkanlığına, asker canazelerinden “Kardeşi kardeşe kırdırıyorsunuz” yanıtı artık daha fazla yükseliyor.
Siirt'te yaşamını yitiren askerlerden er Recep Beycur'un Erzurum'un Karaçoban ilçesinde ikamet eden ailesine haberi vermeye gelen askeri yetkilileri, aile ve mahalleliler kovarak tepkilerini gösterirken, eve bayrak asılmasına da izin vermediler. Aile, yakınlar ve mahallaleli “Çocuğumuzu siz öldürdünüz, askeri tören istemiyor, Türk bayrağı asılmasını da istemiyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdiler. Daha sonra askerin ve polisn mahalleyi terk etmesini istediler. Asker ve polis mahalleyi terk etmek istemeyince aile, yakınları ve mahallaleli hep birlikte askeri ve polisi mahalleden kovdular.
Aynı şekilde dün de Bursa'da cenazesi kaldırılan er Bahadır Aydın'ın ailesi ve yakıları cenaze törenine katılan Bakan Müezzinoğlu'na zor anlar yaşattılar. Bakan Müezzinoğlu adeta sığınacak yer bulamadı.
Bursa'da cenazeye katılan aile ve yakınları, tepkilerini ilk olarak "Başkan seçsek bu ölümler olmayacaktı değil mi? Başkan seçinceye kadar daha ne kadar öleceğiz?” sözleriyle ifade ettiler. Ardından öfke gittikçe arttı. Tören boyunca durmadan yuhalamalarla, bakana pet şişe fırlatmalarla, bozuk para atamalarla öfkelerini dile getirdiler.
Bakan ailenin ve yakınlarının öfkesinden korktuğundan sürekli korumaları eşliğinde bir yerlere girmeye çaşıltıysada başaramadı. En son polislerin ve korumalarının önlemleriyle belediyenin Kültür Merkzi'ne sığınabildi burada da kalabalık ayrılmadı. Sürekli sloganlarla tepkilerini dile getirdiler. Bu olaylar olurken cenazeye katılan kile içierisinde bir kişi bakana yumruk atmaya çalışınca gözaltına alındı.
Bakanın sınındığı yerin önünden ayrılmayan kitleye polis saldırdı. Yarım saat üren saldırı sonunda kitle dağıtıldı ve bakan sığındığı yerden çıkarılarak kaçırıldı.
Asker cenazelerinde ortaya çıkan bu tablo, cenaze törenlerine TRT ve AA'nın dışındaki basının alınmamasına dönük karar çıkartıldı. Sansür buralara kadar uzatıldı.
Asker cenazelerinden yükselen benzer tepkiler ve yer yer dile getirilen “Katil Erdoğan!” sloganları, henüz halkların kardeşliği temelinde şekillenen billurlaşmış bir kirli savaş karşıtlığı olarak okunursa yanıltıcı olur. Askerde ölen Kürt ailelerin çocukları açısından bu böyle fakat Türk ailelerin çocuklarının cenazelerinden yükselen tepki daha çok AKP karşıtlığıyla sınırlı, MHP tabanının etki etmeğe çalıştığı tepkiler olarak kendisini gösteriyor.
Fakat aynı zamanda “Kardeşi kardeşe kırdırıyorsunuz” tepkisinde dile gelen sorgulamanın da derinleştiği bir tablo var ortada.