"Halklar savaş istemiyor"

Ankara'da "Halklar savaş istemiyor" şiarıyla gerçekleştirilen sempozyum sonuç bildirgesi yayınladı

GÜNCEL
Cuma, 21 Ağustos 2015 (11 yıl 2 ay önce)

Özellikle Suruç katliamından sonra faşist devletin Kürdistan üzerinde yürüttüğü ve çığırtkanlığını yaptığı kirli savaşa karşı Ankara'da devrimci kurumlar, demokratik kitle örgütlerinin bir araya gelerek yaptıkları sempozyumda Ankara Barış Bloku’nun talepleri sahiplenilerek gerçekleştirildi.



 



“Halklar Savaş İstemiyor” şiarıyla Salı günü Ankara’da gerçekleştirilen söyleşi ve forumda, halkların savaşa karşı ortak mücadelesi ön plana çıktı. Kurum temsilcileri mücadeleyi somutlaştırma talebinde ortaklaştı.



 



Sempozyumda halkların ortak mücadelesini ve kirli savaşa karşı barış şiarını yükseltme kararı alındı.



 



Metin Bakkalcı’nın kolaylaştırıcılığını yaptığı ilk oturumda, İsmail Beşikçi, Haluk Gerger, Mustafa ve Erkan Metin konuştu. İkinci oturumda kurum temsilcilerinin tartıştığı talepler, Perşembe günü 12.30’da Mülkiyeliler Birliği’nde yapılacak bir basın toplantısı ile imzaya açılacak olan deklarasyonda yer alacak.



 



İkinci oturum kurum temsilcilerinin taleplerini katılımcılarla paylaşmasıyla tamamlandı. Oturumda Artvin Kültür Derneği, Barış Anneleri, Ankara Barış Bloku, Demokratik Alevi Derneği, Aka-Der Halklar Faaliyeti, Divriği Kültür Derneği, Göleliler Platformu, HDK Halklar ve İnançlar Komisyonu, İHD Halklar Komisyonu, JINEPS, Kürdi-Der ve Nor Zartonk adına konuşmalar yapılarak, talepler tartışıldı.



 




HALKLAR SAVAŞ İSTEMİYOR SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ





Biz Anadolu ve Mezopotamya halkları, farklılıklarıyla yan yana, eşit, özgür, kardeşçe ve barış içinde yaşamak isteyen; bugüne kadar resmi ideoloji tarafından yok sayılan, asimilasyon, aşağılama, inkâr ve imhaya uğrayan halklarız.





Onurumuzu, dilimizi, kimliğimizi, kültürümüzü, inançlarımızı özgürce geliştirebileceğimiz koşulları yaratmak, halklar arası kardeşlik ve dostluğu bugünden topraklarımıza egemen kılmak, gelecek nesillere tarihi ve kültürüyle barışık bir ülke bırakmak sorumluluğuyla, “topraklarımızdaki tüm kültür, kimlik, dil, din ve inançların varlığını kabul eden, halkların demokratik ve kültürel haklarını güvence altına alan, insan odaklı, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik bir “yeni yaşam”dan yana olduğumuzu ve taleplerimizin/haklarımızın takipçisi olacağımızı beyan ederiz.





Halklar Savaş İstemiyor sempozyumuna katılan kişi ve kurumlar olarak, aşağıdaki talepler/ haklar üzerinde ortaklaşmış bulunmaktayız. Yanı sıra her halkın kendi özelinde ifade ettiği ve genel talepler sonrasında ifadesini bulan talepler de ortak talebimizdir. Bu anlamda her halk bir başka halkın taleplerini sahiplenir ve mücadelesini ortaklaştırır. Bizler Kendi varlığımızı sürdürülebilmenin diğer halkların sorunları için de mücadele etmekten geçtiğini düşünüyor ve tüm talepleri sahipleniyoruz.





Burada kurumları adına konuşan, halkların ortak ve özgün taleplerini ifade eden kurum ve kişiler olarak taleplerimiz etrafında halkların ortak mücadelesini yükseltmek, taleplerimizin takipçisi olmak üzere bir Halklar Meclisinin kurulmasını hedefliyoruz. Bu talepler doğrultusunda savaş politikalarına karşı bir imza kampanyası başlatıyoruz.





Taleplerimiz şunlardır:





* Bu coğrafyada çoğulcu, eşitlikçi, demokratik anlayışın egemen olması için halkların ortak cephesi olusturulmalıdır.





* Doğa kültürel kimliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Doğal yaşam alanları, halkların kültürel ve tarihsel mirasının bir parçası olarak koruma ve güvence altına alınmalıdır. Piyasa temelli hidroelektrik-termik-nükleer santral, baraj, maden, yol, inşaat vb. projelerle halkın doğal yaşam alanları tahrip edilemez.





* Operasyonlar durdurulsun, hızla çatışmasızlık durumuna geri dönülsün. NATO'dan çıkılsın ve savaş üsleri kapatılsın. Barış müzakereleri süreci yasal bir çerçeveye oturtularak başlatılsın. IŞİD'e ve diğer cihatçı çetelere verilen desteklere ve ABD öncülüğünde başlatılan "eğit-donat" çalışmalarına son verilsin. IŞİD'le mücadele maskesi altında devrimci, demokratlara yönelik baskı, gözaltı ve tutuklamalara son verilip tutuklananlar serbest bırakılsın. Parlamento acil olarak açılarak çalışmalara başlansın; içerde ve dışarda savaşa imkan veren yasal düzenlemeler kaldırılsın.





* Tüm halklar üzerindeki asimilasyon politikalarına karşı birlikte durulmalı, tüm halkların uğradığı baskı ve şiddete karşı birlikte eylemlilik geliştirilmelidir.





* Anadilde eğitim hakkı kabul edilmeli, kamusal hizmetler anadilde sağlanmalı, anadilde basın/yayın faaliyetlerinin önündeki tüm engeller kaldırılmalı, yer isimleri iade edilmeli ve yok olma tehdidi altındaki diller koruma altına alınmalıdır.





* Kültür ve inançlar üzerindeki tüm yasaklar kaldırılmalı, ibadethaneler üzerindeki devlet egemenliği kaldırılmalı, her inancın kendi mabedinde ibadet etme özgürlüğü sağlanmalıdır. Her türlü ayrımcı ve ırkçı söylemler nefret suçları kapsamında cezalandırılmalıdır.





* Tarihle yüzleşmeli, tarih boyunca yaşanan tüm soykırım ve katliamlar açığa çıkarılmalı, mağdurlarının hakları iade edilmelidir. Geçmişle yüzleşmek için 'Yüzleşme Komisyonu' kurulmalıdır.





* Asimilasyon ve katliam politikaları kapsamında el konulan tüm gayri menkuller iade edilmelidir.





* Bu taleplerin takipçisi olmak ve halkların ortak mücadelesini yürütmek için halk örgütlerinin yan yana, omuz omuza durmasını sağlayacak, ortaklaşa kararların alındığı çalışmalarımızı ortaklaştırdığımız halklar meclisleri kurulsun. Mahalleler, köyler, ilçelerden başlayarak oluşturulacak örgütlenmeler ile halkın bütün kimlikleriyle etkin katılımının önü açılmalı toplumsal-kamusal yaşam üzerinde söz sahibi kılınmalıdır.





* Yerel örgütlenmeler daha çok ciddiye alınmalı, eylem şekillerini yerele doğru kaydırmalıyız.





* Savaş mekanizmasını şiddetli bir şekilde halkların üzerine boca eden bu sisteme karşı ortak mücadele büyütülmelidir.





* Barış Bloku’nun talepleri bizim de taleplerimizdir.