Faşist devlet gündüz giremediği Yüksekova’ya gece girmeye, Kürt halkının geliştirdiği özsavunmayı kırmaya çalışıyor
Kurtlar puslu havaları, karanlığı sever. Çünkü haindirler, kalleştirler, cesaretsiz, korkaktırlar. Puslu, bulanık ve karanlık havalarda çıkarlar ortaya. O nedenledir ki operasyonlar, ev baskınları ve katliam saldırıları ya gece, ya sabaha karşı yapılır. "Dost uyur, düşman uyumaz", "Kurt bulanık havayı sever" derler ya, aynen böyle oluyor faşist saldırılar da.
Yüksekova'da saldırı var gecenin bir saatinde… Çocukların tatlı, yaşlıların yorgunluktan bitkin düştüğü, uykunun tadına varmaya başladıkları saatlerde... Hoş Kürdistan’da hiç kimsenin tadına vararak uyku uyuduğu -son yıllarda hele- sanırım hiç görülmemiştir.
Gece saat 23:00’te bir haber düşüyor twitter'a: Yüksekova’da saldırı başladı. Faşist devlet gündüz giremediği, barikatları kaldırmaya cesaret edemediği Yüksekova’ya gece girmeye çalışıyor, Kürt halkının geliştirdiği özsavunmayı kırmaya çalışıyor.
Barikat kaldırma girişimine karşı halk sokağa çıkıyor, karşı koyuyor. Devletin askeri, polisi, zırhlı aracı, toması, akrebi durmadan saldırıyor. kadın, çocuk, yaşlı, genç demiyor... Ama giremiyor, barikatları kaldıramıyor. Kürdistan halkı kendini, kararlarını, iradesini, kendi kaderini savunuyor.
Halk camilerden anons yaparak herkesin savunmaya geçmeye çağırıyor, sağlıkçıların yaralılara müdahe etmesini istiyor. Faşist devletin saldırısı sonucu çok sayıda yaralının olduğu Yüksekova’da devletin yeni bir katliam girişimine tanıklık ediyoruz. Çığlıklar, anonslar, kurşun sesleri, havan topları, plastik mermiler ve iş makinelerinin sesleri birbirine karşıyor.
Bu kirli savaşın durması için daha kaç Uğur Kaymaz, kaç Ceylan, kaç Baran, kaç Emin Yanaş’ın katledilmesi gerekiyor? Kirli savaşta kardeşine kurşun sıkarken toprağa düşen kaç yoksul işçi emekçi çocuğunun cenazesini karşılayacağız? Kaç ananın yüreği yangın yerine dönecek, kaç ananın gözpınarları kuruyacak?
Yüksekova’da gece katliam vardı yine karanlıkta…
Alınteri okuru