2007’den bu yana…

2007’den bu yana dünyanın farklı coğrafyalarında evlatları kirli savaşa kurban edilen asker yakınlarının çığlığı

AGÎRE JÎYAN
Pazar, 30 Ağustos 2015 (10 yıl 7 ay önce)

[Oglunolmeden.blogspot'tan alınmıştır]



 



Aşağıda, oğlu Irak'ta savaşırken öldürülen, İngiltere ve Amerika'dan asker analarıyla yapılmış röportajları, Türkiye'de 'vatan sağolsun demeyeceğim' diyen ailelerin o günlerde basında çıkmış sözlerini bulacaksınız. Böylece dünyanın bu üç farklı ülkesindeki annelerin sesleri belki biraz olsun yakınlaşır, yakınlaştıkça güçlenir, güçlendikçe hepimiz, bütün dünya barışa biraz daha yaklaşır.



 



'Vatan haini’ desinler, hiç umurumda değil



 



Celeste Zavvala, Ulusal Muhafız Birliği'nde çavuş olan oğlunu, 2004 yılının Nisan anında Bağdat'ta gerçekleşen bir patlama sonucunda kaybetti. Amerika'daki Gold Star Families (Altın Yıldız Aileleri) üyesi.



 



Bize biraz ailenizden söz eder misiniz?



Ben ve ailem, New York'un güneyinde bulunan Philadelphia'da yaşıyoruz. Üç oğlum var. Yaşlılara yardım eden bir devlet kuruluşunda yönetici olarak çalışıyorum. Irak'ta öldürülen en büyük oğlum ise sosyal hizmet görevlisi olarak çalışıyordu ve küçük bir oğlu vardı. Biz ailece her zaman adalet için çalıştık. Ayrıca biz her zaman kiliseye giden bir aileyiz.



 



Oğlunuz orduya katılmaya nasıl karar verdi? Irak'ta nerede bulundu ve görevi neydi?



Oğlum Sherwood Baker, ABD'deyken Ulusal Muhafız Birliği'nde görev yapıyordu. Yani, yarı zamanlı çalışan bir askerdi. Ulusal Muhafız Birliği'nde görev yapanlar asla savaşa gitmezler. Oğlumun görevi sadece bölgesinde doğal bir felaket olduğunda oradaki insanları kurtarmaktı. Fakat 2004 yılının ocak ayında orduya çağırıldı ve Irak'a gönderildi. Bağdat'a gitti ve oradaki görevi, kitle imha silahları arayanları korumaktı.



 



Oğlunuzun ölümü bir anne ve bir savaş karşıtı olarak sizi nasıl etkiledi?



Tabii ki oğlumun ölümü kalbimi çok kırdı. Ölümünden sonra savaş hakkındaki gerçekleri her yerde anlatarak onun anısını canlı tutmaya karar verdim. Bu savaşın yanlış olduğunu biliyordum ve oğlum öldüğünde benim ve ailemin yaşadıklarını başkalarının yaşamasını istemedim. İnanın bana, hayatta kendi çocuğunuzu toprağa vermekten daha büyük bir acı yok. Bunu hep başka insanlardan duyuyordum ve gerçekten de doğruymuş. İçi boş ve anlamsız bir üzüntü sizi paramparça ediyor. Fakat ben yıkılmamaya, konuşmaya ve mücadele etmeye karar verdim.



 



Bize biraz Gold Star Families'den söz eder misiniz?



Gold Star Families bir yıl önce, çocuklarını, sevdiklerini Irak'ta kaybetmiş aileler tarafından kuruldu. Bizler, daha büyük bir grup olan Military Families Speak Out'un (Asker Aileleri Sesini Yükseltiyor) içinde faaliyet sürdürüyoruz. MFSO, çocukları ya da yakınları Irak'ta bulunan ve savaşa karşı olan ailelerin kurduğu bir örgütlenme. Bizler, toplantılar düzenliyoruz, hükümete ve çeşitli kurumlara mektuplar yazıyoruz, basınla röportajlar yapıyoruz, Washington'da ve başka şehirlerde gösteriler düzenliyoruz ve acımızı biraz olsun hafifletmek için birbirimize yardımcı oluyoruz.



 



Asker aileleri olarak bir araya gelmeye başladığınızda herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı?



Evet, bize vatan haini dendi, aptal dendi, sürekli sorun çıkaran insanlar dendi, komünist olarak adlandırıldık. Ama bunların hiçbirisi benim umurumda değil. Sadece insanların ne yaptığımızı anlamalarını sağlamaya çalışıyorum. Bazen ülkenizi gerçekten çok seviyor da olsanız, vatan hainliği ile suçlanmanıza rağmen gerçeği söylemeniz gerekir.



 



Dünyanın başka yerlerindeki asker ailelerine nasıl bir mesaj vermek istersiniz?



Onlara şunu söylemek istiyorum: Askerlerinizi sevin ve onlar için elinizden gelen her şeyi yapın. Gerçekten neler olduğu konusunda dürüst olun, okuyun, her şeyi öğrenin ve sonra bu gerçeği yüksek sesle dile getirin. Size söylenen yalanlara inanmayın. Bu gerçekten ölüm kalım meselesi. Olanlardan herkes sorumlu, kimse hiçbir şey yapmadan sessiz kalamaz. Sevdiklerimiz için harekete geçmek zorundayız.



 





 



'Askerlerimiz derhal geri çekilmeli'



 



Rose Gentle 19 yaşında Irak'ta görev yaparken öldürülen Gordon Gentle'min annesi. Oğlunun ölümünden bu yana Irak'taki savaşa karşı kampanya yapıyor. İngiltere'deki Military Families Against the War (Savaşa Karşı Asker Aileleri) adlı örgütün kurucuları arasında yer alıyor.



 



Oğlunuz Gordon orduya katılmaya nasıl karar verdi?



Gordon Glasgow'da iş bulamadığı için orduya katıldı ve Basra'da görev yaptı.



 



Oğlunuzun ölümünden sonra yaptığınız açıklamalarda, Gordon'un Irak'a gitmeden önce yeterli eğitim almadığını ve Irak'ta gerekli araç gereçten yoksun olduğunu söylüyorsunuz. Bunu biraz daha açıklar mısınız?



Gordon Irak'a gitmeden önce sadece 24 hafta eğitim aldı. Öldüğü gün, yanında olması gereken araç gereçler depodaydı. Ordu bunları oğlum öldükten 16 gün ve 2 saat sonra kullanmaya başladı.



 



Bize biraz Military Families Against War'dan (Savaşa Karşı Asker Aileleri) söz eder misiniz?



Savaşa Karşı Asker Aileleri'nin kurucularından biriyim. Oğlum Gordon Irak'ta öldüğünde, Tony Blair'in yüzüne karşı Irak Savaşı hakkında halka yalan söylediğini söyledim. Ardından çocukları Irak'ta asker olan diğer aileler beni aradı ve Savaşa Karşı Asker Aileleri'ni kurduk. Şu anda 300 asker ailesi üyemiz var. İngiltere'nin her yerini dolaşıp toplantılar düzenliyoruz ve çocuklarımızın Irak'ta olmaması gerektiğini, bunun yalanlar üzerine kurulmuş bir savaş olduğunu anlatıyoruz.



 



Asker aileleri olarak ilk toplanmaya başladığınızda bir tepkiyle karşılaştınız mı?



Ben kendi adıma bir an bile harekete geçme konusunda tereddüt etmedim. Çünkü oğlum Tony Blair'in söylediği yalanlar yüzünden öldü. Artık askerlerimizin evlerine geri dönmesi gerekiyor ve bu gerçekleşinceye kadar asla vazgeçmeyeceğiz.



 



Dünyanın başka yerlerindeki asker ailelerine nasıl bir mesaj vermek istersiniz?



Ayağa kalksınlar ve askerdeki çocuklarının eve geri dönmesi için mücadele etsinler. Tony Blair ve George Bush'un ellerine çocuklarımızın ve masum insanların kanları bulaşmış durumda. Hemen yapılması gereken tek şey Irak'taki, Afganistan'daki ve başka yerlerdeki çocuklarımızı, eşlerimizi bir an önce eve geri getirmektir.



 





 



'Vatan sağolsun demiyorum!'



 



Geçen sene Türkiye'de bir ilk gerçekleşti ve çocukları Doğu illerinde ölen asker aileleri alışık olduğumuz 'oğlumuz vatana feda olsun' sözlerinin ilk kez dışına çıkarak, 'vatan sağolsun demeyeceğiz' dedi. Böylece ilk defa Türkiye'deki asker ailelerinden barış talebi gelmiş oldu, ilk defa neredeyse bir tabu olan bu konu bu aileler tarafından yüksek sesle dile getirildi.
Ne yazık ki onlara ulaşamadık, fakat çocuklarının öldüğü dönemde gazetelerde çıkmış sözlerinden alıntılar yaparak aslında Türkiye'de onların sayısının da az olmadığını ve hatta dünyadaki asker aileleri ile birleştirildiğinde aslında çok büyük bir hareketin parçası olduklarını hatırlatmak istedik...



 



Hatice Gürbüzer: 2006 yılının nisan ayında Van'da ölen jandarma komando Volkan Gürbüzer'in annesi. Kendisi 5 Eylül'de Ankara'da yapılan 'Lübnan'a asker gönderme' mitingine elinde oğlunun fotoğrafıyla Küresel BAK kortejine katıldı. Oğlunun ölümü hakkında şunları söyledi:




Kesinlikle vatan sağolsun demiyorum. Neden diyeyim ki? Ben çocuğum şehit düştü diye gurur duymuyorum. Yaşamak onun hakkıydı. Neden öldüğü için gurur duyayım ki? Bu savaşın sorumlusu benim oğlum değildi.




 



Fatma Karagöz: Mayına basarak ölen Binbaşı Adil Karagöz'ün annesi. Karagöz oğlunun cenazesinde aynen şunları söyledi




Vatan sağolsun demeyeceğim. Çünkü bugüne kadar bir şey yapılmadı. Olan bize oluyor, ateş düştüğü yeri yakıyor.




 



Sezai Okay: Asteğmen Zeki Burak Okay'ın babası. Okay, oğlunun cenaze töreninde şunları söyledi:




Yavrumun öldüğünü tatilde mi öğrenecektim? Ben oğlumu asker olsun diye okutmadım. Yavrumu en iyi okullarda okuttum. Zorla askere aldılar. Oğlum sinek bile öldüremezken, 'insan öldürsün' diye dağa çıkardılar. Oğlum şehit değil, pisi pisine öldü. Hakkımı helal etmiyorum. Vatan sağolsun demeyeceğim. Çocuk benim çocuğum, çocuğumu bu vatana helal etmiyorum.





 



Ayfer Yüzgeç: Jandarma Er Deniz Yüzgeç'in annesi. Ayfer Yüzgeç oğlunun ölümü üzerine şunları söyledi:




Vatan sağolsun demiyorum. Evladımı feda etmiyorum. Çünkü devlet oğlum için bir şey yapmadı. Ne çelik yelek, ne zırhlı araç verdi. Hükümeti istifaya davet ediyorum.



Yüzgeç'in İzmir Bostanlı'daki cenaze töreninde anne Ayfer Yüzgeç, Ege Ordu Komutanı'na şöyle yalvarmıştı: 'Ne olur Lübnan'a asker göndermeyin. Orada da aynı acılar yaşanmasın'.




 



Nuri Evranos: Mardin Dargeçit'te çıkan çatışmada ölen tim komutanı Jandarma Teğmen Cengiz Evranos'un babası.




Vatan sağolsun diyemeyeceğim. Siyasiler de çocuklarını Dargeçit'e yollasın.




 



Mehmet Gülseren: Er Zeki Yenal Gülseren'in babası. Gülseren oğlunun ölümü hakkında şöyle dedi:




Hakkımı helal etmiyorum, kirli politikalarınıza kurban ettiğiniz çocuğum da hiç kimsenin şehidi falan değil. Bundan böyle de askere gönderecek, kurbanlık çocuğumuz yok, vicdani redci olup cezaevinde yatsınlar.




 



17 Şubat 2007