"Sevdam güneş tadında"

“Sevdam Güneş Tadında” başlıklı kitap, gerillaların farklı bölgelerde yaşadıkları direnişin bazı kesitlerini anlatıyor

KÜLTÜR-SANAT
Pazartesi, 31 Ağustos 2015 (10 yıl 11 ay önce)

Ahmet Vural



 



Bizim kuşağın devrimcileşmesinde, bilinçlenip, zenginleşmesinde roman, öykü ve tarihsel direnişleri anlatan anıların katkısı tartışma götürmez.



 



‘70’li yılların sonunda baskısı yapılan romanların başında Bulgar, Rus, Çin, Latin Amerika, Vietnam ulusal kurtuluş mücadelelerini, Rus İşçi sınıfının fabrika direnişlerini, genel grevleri anlatan kitaplar başta gelirdi. Herbiri bir diğerinden daha kapsamlı ve eğitici olmasından dolayı elden ele dolaşırdı. Devrimciliğe adımını atan gençlerin baştacı olan Kızıl Kayalar, Partizanın Kızı, Parti Sırrı, Ve Şafakta Kazandık Zaferi, Tütün, Çimento, O Bir Militandı, Bir Bolşeviğin Anıları, Bitmeyen Kavga, Ser Verip Sır Vermeyen Yiğit, Darağacında Üç Fidan, Sorguda, Yeraltından Notlar...



 



Onlarca yeni baskısı yapılan romanların yanı sıra Marksist klasikler yaşamımızın birer parçası olmuştu. Anti-faşist mücadele yıllarında saflara satılan yeni nesil okumaya, öğrenmeye adeta açtı. Romandaki kahramanlar yüreğimizdeki gizli "ben" olurdu.



 



Dönemin, koşulların değişmesiyle 12 Eylül faşizminin yasakları hükmünü yürüttü. Binlerce ton kitap yakıldı. Devrimci-sosyalist edebiyat uzun yıllar suskunluğa bürünür. ‘90’lı yılların başında, işkencede, sorguda, mahkemelerde, cezaevlerinde direnişin konu edildiği “Adresiz Sorgular”, yeni kuşak devrimcilerle buluşana kadar... Metris, Diyarbakır ve Mamak zindanında nice kahramanların, boyun eğmeyenlerin yaratığı destansı direnişler de vardı. Yazılanlar ve anlatılan öyküler belli bir çevrenin dışına pek çıkamadı.



 



‘80’lerin ikinci yarısında birikmiş öfke bir kıvılcıma dönüştü. Kürt özgürlük hareketinin başlattığı direnişin yankıları Kürdistan dağlarının ötesine sıçradı.



 



Sevdam Güneş Tadında” başlıklı kitap, gerillaların farklı bölgelerde yaşadıkları direnişin bazı kesitlerini anlatıyor. Kitap okuyucuyu belki de hiç bilmediği Kürdistan dağlarına yolculuğa çıkarıyor. İstesek de istemese de, direnişin içinde, yaşanan kahramanlığın girdabında buluyoruz kendimizi.



 



Modern silah ve teçhizatla donanmış bir orduya karşı verilen mücadeleyle sınırlı kalmıyor. Yanı başında vurulan yoldaşını dağ koşullarında ameliyat eden doktorun duyguları, üstün iradeyle derhal mevziye koşan, ortaya çıkan boşluğu hemen dolduran gönüllüleri de yakından tanımış oluyoruz.



 



Askeri birliklerin, çetelerin kuşatmasında sığındıkları mağarada kadın-erkek gerillaların aç, susuz, soğukta, üstelik bombardıman altındayken, ancak hedefini belirlemişlere özgü yüksek bir iradeyle kuşatmayı yarışlarını görüyoruz.




Artık her şeyden koptuk. Kendimizi diri diri gömdük. Zaman ve mekan bir anlamda anlamsızlaştı. Yaşamdan kopuk, ölü de değil. Buz gibi soğuk hava nefesimizi kesiyor. Mağara büyüktü ama bizim de sayımız çoktu. Birbirinin üzerine basanlar, kafalarını kayalara çarpanlar, yer darlığından şikayet edenler de vardı. (agk)




 



Gerilla anıları salt direnişle sınırlı değil. Çoğu günlerini kuru ekmek parçası ve bir kesme şekerle geçirirken, Kürdistan dağlarının muazzam doğasının nimetlerinden de yararlanmakta.



 



Gerilla anılarının herbiri farklı zamanlarda, çetin doğa koşullarında yaratılan direniş destanının sadece küçük bir kesiti. “Kasırga Taburları”, “Böğürtlen Zamanı”, “Zagrosta bir Ceylan”... gibi kitaplar Kürt özgürlük hareketini içerden tanımanın önemli kaynaklarından.



 



Sevdam Güneş Tadında  bir solukta okuyacağınız yapıtlardan.....