Macaristan'da neler oluyor?

Macaristan'da bir ayı aşkındır devam eden olayların arkasında emperyalist güçlerin enerji için hegemonya mücadelesi var.

GÜNCEL
Çarşamba, 25 Ekim 2006 (20 yıl 3 gün önce)

Macaristan'da hükümet karşıtı protestolar devam ediyor. Geçen ay, Başbakan Ferenc Gyurcsany'ın halka gece gündüz yalan söylediklerini itiraf eden bir bant kaydının televizyonlarda yayınlanmasından sonra başlayan protesto gösterileri dün de devam etti.

Önceki geceki eylemlerde polisle yaşanan şiddetli çatışmalarda 19'u polis 128 kişinin yaralandığı ve 100 kişinin tutuklandığı açıklandı. Göstericilerin aşırı milliyetçi/aşırı sağcı çağrışımlı Arpad Hükümdarlığı bayrağını taşıdığı görüldü. Protestocular, bir sergiden çaldıkları eski bir tankla bir süre sokakta dolaştı. Halka gece gündüz yalan söylediğini itiraf ettiğinden beri protestoların odağındaki Başbakan ise yine istifayı reddetti.

Macaristan'da patlak veren ve bir ayı aşkın bir süredir devam eden olayların perde arkasında emperyalist güçlerin ülke üzerinde yürüttüğü hegemonya mücadelesi var. Bu mücadelenin somutlaştığı konu ise doğalgaz boru hattı geçiş güzergahlarının belirlenmesi sorunudur.

Geçen yıl, en soğuk kış günlerinde Rusya ile Ukrayna arasında patlak veren “doğalgaz savaşı” nedeniyle Moskova’nın vanayı kısmasının ardından Avrupa Birliği’nde de enerji alarmı verildi. Zira AB ülkeleri de doğalgaz ihtiyaçlarının çok büyük bir kısmını Rusya'dan karşılıyor. Geçen yıl Ukranya'yı köşeye sıkıştırmak için ucuza sattığı doğalgazın vanasını kapatarak bölgede siyasi etkinliğini arttırmaya çalışan Rusya'nın bu çıkışından sonra ABD emperyalizmi, Rusya’yı doğalgazı "siyasi silah" olarak kullanmakla suçlamıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada "1 Ocak tarihinden itibaren Ukrayna’ya giden gazın kesilmesini üzüntüyle karşıladık. Atılan bu aşırı adım ilk başta Avrupa enerji sistemini tehlikeye sokuyor. Enerji kaynaklarının siyasi baskı unsuru olarak kullanıldığını gösteriyor" demişti.

Doğalgaz üzerine geçen yıl patlak veren Ukrayna-Rusya krizi çapı genişleyerek devam etti. ABD, Rusya ve AB emperyalistleri arasında cereyan eden açık bir kapışmaya dönüştü. Nisan ayında ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Türkiye ve Yunanistan'a yaptığı ziyaret sırasında "Şurası çok açık ki, endişelerimizden biri de tek bir kaynaktan enerji sağlanması, Rusya'nın tekel haline gelmesidir" uyarısında bulunmuş, "Gazproma dikkat edin" demişti. AB, ABD ve Rusya arasında başlayan enerji rekabetinin merkezi güney ve doğu Avrupa, yani AB'nin yeni üyeleri ve üye adayları. Macaristan da bu ülkelerden biri. Ve kritik bir rol oynayan bir ülke konumunda.

AB son bir yıldır Rusya'ya olan doğalgaz bağımlılığını azaltmak için Rus tekeli Gazprom'u dışarda bırakan projeler geliştirmeye başladı. Buna göre Orta Asya ve Hazar havzasından çıkan doğalgaz, boru hatlarıyla Avrupa'ya taşınacaktı. Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan ve Macaristan üzerinden geçecek olan hattan tüm Avrupa ülkelerine enerji taşınacaktı. Nabucco adı verilen bu projeye göre Rusya baypas edilmiş oluyordu. Rusya'yı sınırlandırdığı için ABD'nin de desteklediği proje Moskova'yı rahatsız etti. Rusya, Avrupa pazarındaki kontrolünü güçlendirmek için bu projeye karşı Mavi Akım-2'yi çıkardı. Mavi Akım-2 projesine göre Rusya'nın doğalgazı Türkiye'ye gelecek, buradan Yunanistan, Bulgaristan ve Macaristan üzerinden güney ve doğu Avrupa pazarına ulaşacaktı.

Tam da bu noktada Macaristan faktörü devreye giriyor. İki proje arasında tercih yapmakta zorlanan Macaristan yönetimi uzun süre tutumunu belli etmez. Fakat doğalgaz tüketiminin yüzde 80'ini Rusya'dan karşılayan ve Rusya'nın siyasi ve ekonomik baskısına dayanamayan Macaristan'ın Başbakanı Gyurcsany yönetimi, AB'nin ve ABD'nin “enerji güvenliği” vb üzerine yaptığı tüm uyarı ve çağrılara rağmen, Rusya'nın Mavi Akım 2 projesine yeşil ışık yakar. Bu ışık şimdiki protestoların da yeşil ışığı olur bir nevi. 18 Eylül'de Başbakan Gyurcsany, Soçi'de Putin ile bu konuyu konuşurken, aynı sıralarda Macaristan devlet radyosunun, yalan söylediğini itiraf eden o gizli bandı yayınlanıyordu.

Yalanlarla aldatıldığını duyan, AB'nin ve IMF'nin dayattığı programlarla yıkıma uğrayan kitleler sokaklara döküldü. Protesto gösterileri aralıklarla bugüne kadar geldi. Başbakan'ın istifasını ve hükümeti devirmeyi amaçlayan göstericiler yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sosyal, siyasal hak ve özgürlük talep eden bir program ve projeye sahip değil.