Ankara Barış Bloku, 1 Eylül Dünya Barış Haftası kapsamında biri dizi etkinlik düzenliyor
Ankara Barış Bloku, 1 Eylül Dünya Barış Haftası kapsamında biri dizi etkinlik düzenliyor.
Bunlardan ilki “Görüyoruz, Duyuyoruz, Biliyoruz” adlı söyleşi ve forum 31 Ağustos Pazartesi günü saat 19:00’da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Söyleşi Moderatör Mine Gencel Bek tarafından Barış Bloku’nun etkinlikleri anlatılarak başladı. Prof Dr. Mine Gencel Bek konuşmasında şunlara değindi.
Gap Tv asimilasyonist bir Tv idi. Bunu eleştirdim. ‘93 yılında bunu eleştirmek büyük bir işti. ‘90’larda barış konusunu bu kadar cesur konuşamazdık. Barış gazeteciliğini taraflılık olarak suçluyorlar, ama kendisine tarafsız diyen basın da taraflı. Ve kabul ediyoruz taraflıyız ama barıştan yana. Barışa kendi bulunduğumuz yerden katkıda bulunabiliriz. Roboski’ye gitmek, Suruç’a gitmek, ‘biz de buradayız’ demek gibi girişimlerimiz olmalı. Barış talebini yükseltmek zorundayız. Ve seçim konjonktüründe barış ve emekten yana insanların mecliste olmasını istiyoruz.

Söyleşi yakın zaman önce Milliyet gazetesi tarafından işten atılan Politika Editörü Gazeteci Semra Felek’le devam etti:
Mesleğe ‘90’larda Milliyet’te başladım. Medya sınırları çiziyor. Sınırın bu tarafındakiler iyi, diğer tarafındakiler kötü. İçsel çelişkiler fazla gündeme getiriliyor. İçsel çatışmayla iyice keskinleştirilmiş oluyor sınırlar. ‘90’ların sonunda ben DGM muhabirliği yaptım. Sol davalar, örgüt davaları… Ana akım medyada sadece askerlerin haberleri yapılıyor. Sadece şehitlik övgüsü yapılıyor. Savaşa katkı sunan bir dil kullanılıyor. Çocuk hiçbir zaman korunmuyor. Çocuğu aşağılayan şekilde gösteriliyor. Devlet yetkilileri ne derse öyle kabul ediliyor.
Kadın haberlerinde de bu böyle. Medya tanımlıyor ve toplum da bunu kabul ediyor. Medya çatışma üzerinden kar elde ediyor. Haber kaynağı olarak resmi görevlilere güveniliyor. Medya hiçbir zaman barış gazeteciliği yapmak istemiyor. Gazeteciler resmi söylemin dışına çıkamıyor. Savaş muhabirliği diye bir şey var, ama barış muhabirliği diye bir şey yok. Ölen gerillalardan hiç bahsetmiyoruz.

Semra Felek’ten sonra aynı zamanda Prof. Dr. Mine Gencel Bek’in eski öğrencisi olan Gazeteci İrfan Aktan’la söyleşi sürdü. İrfan Aktan konuşmasında şunları dile getirdi.
Barış gazeteciliğinde yapılmaması gereken her şey Türk burjuva medyasında yer alıyor. Ve bunlar devletin doğrudan silahları arasında yer alır. Biz bugüne nereden geldik. 24 Temmuz’la başlayan operasyonla fitili ateşlenen bu savaşın ana başlığı Kürt sorunu. Kürt hareketinin olabildiğince sertleşerek iradesinin kırılması sağlanmaya çalışıldı. Kürt hareketi ademi merkeziyetçilikle Türkiye’nin yönetilmesini istiyordu. Şu anda mücadele merkeziyetçilikle ademi merkeziyetçilik arasında gelişmektedir.
Daha sonra Şair Mehmet Özer iki Kürt kadın gerilla için yazdığı şiirleri okudu.
Söyleşi sorularla devam etti.