“Anaların acısı eskimez…”

“İsyan sokağa taştıysa bunu başlatanlar ve dayatanlar bitecek demektir”

GÜNCEL
Salı, 1 Eylül 2015 (11 yıl 1 ay önce)

Emekliler Dayanışma Sendikası Başkanı Mahinur Şahbaz’la yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:



 



Oğlun Ölmeden: Bu savaş sizce neden alevlendi?



Mahinur Şahbaz: Türkiye’de hem ekonomik hem sosyal anlamda, bu ülkede yaşayan insanların toplumsal taleplerin arkasında durarak direnmeleri nedeniyle, egemen güçler, iktidarlar bunun önüne geçmek için bu savaşı çıkardılar. Durdurmanın başka çaresi yoktu.



 



Bu savaş hem ekonomik krize çözüm hem Kürt özgürlük hareketinin kazanımlara ulaşmasını engellemek, kendi çizdikleri sınırlar içinde bir yere taşımak amacıyla çıkarılmıştır. Tabii Ortadoğu’da yaşananlardan bağımsız bir süreç değil. Böyle bir değişim dönemi yaşıyor Türkiye, bu döneme tanıklık etmek bir şans diye düşünüyorum. Fakat hiçbir şey yapamamak, sadece ‘barış istiyoruz’ demenin ötesine geçememe acısıyla kendimi şansız hissediyorum. İçim acıyor.



 



Bugün Silopi’de olanlar… Bu bir saldırı; oradaki insanlar Filistinli değil, Türkiyeli, oradaki damın üzerinde uyuyan anne ve çocuğunu katleden keskin nişancılar İsrail askerleri değil Türkiyeli polis ve askerlerdir. Bu çok acı, bu namert bir savaş! Aslında bu bir savaş değil saldırı, durdurmak için yapılan bir saldırı, amaç Kürt özgürlük hareketini durdurmak. Ve Türkiye’de demokrasi isteyen, sisteme muhalif olan güçleri durdurmak. Savaş bence bu ve bunu durduramadığımız takdirde önümüzdeki günler çok daha karanlık olacak. Ama her savaşın bir çözümü ve sonu var. Savaşın kazananı da katledenler, ‘öldürürüm’ diyenler değil, ‘emek ve insanlık uğruna ölürüm’ diyenler olacaktır.



 



Oğlun Ölmeden: Kürt sorunu sizce nasıl çözülür?



Mahinur Şahbaz: Hayatta şöyle bir şey yok. Bir insan dilini konuşacak ve bunu isteyecek, en doğal, en yaşamsal haklarından biridir. Ve siz buna “terörist” diyeceksiniz, böyle bir şey yok. Ama iktidarlar dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de yapıyorlar. Bu bir terör değil, çok insani, çok haklı bir talep olarak dile getiriliyor. Ve çözüm isteniyor. Taleplerini isterken de arkasında duruyor ve direniyor. Bunun dünyada birçok örneği var. Direnecek, bunun için her şeyi insani temelde kullanacak. Siz bunları farklı temelde değerlendirip, işin özü bu değilmiş gibi davranamazsınız. Yaşamda karşılığı yok. Geldiğimiz noktada Kürtler bu ülkenin olmazsa olmazlarıdır. Onlar olmadan Türkiye’yi düşünemiyorum. Çok önemli rengi, çok önemli değeri, onlarla yaşadık biz bugüne kadar, onlarla daha da yaşayacağız.



 



Talepleri bugüne kadar görülmek istenmediği için ki bu korkunç bir eksiklik, bu ülkenin devrimci demokrat sosyalist insanlarının da payı var. Çok geç kalınmış bir şey, bu haklarını diledikleri gibi, ekonomik, politik boyutunu da düşünerek çözüm üretmek, hedeflemek en doğrusudur diye düşünüyorum. Burjuvazi, egemen güçler Kürt sorunu konusunda gel- gitler yaşıyor, bunu bilinçli de yapıyorlar. Yaşamda karşılığı olmayan, sürekli geri tepen bir politika izlenmez, bugün bu kadar kirli, namert savaşa harcanan para, bu ülkenin insanları için harcanmış olsaydı, Türkiye Ortadoğu’da da dünyada da gerçekten özenilecek, buraya gelmek için can atılacak bir ülke olurdu. Bu ülkenin yöneticileri, egemenleri bu ülkenin toprağının altındaki ve üstündeki değerlerini hak etmiyorlar. Bizim gibi insanların görevi de bunlara bunları hatırlatmak, söylemek, görevlerini hatırlatmak böyle bir ciddi sorumluluğumuz da var.



 



Oğlun Ölmeden: İşçiler bu savaşa karşı ne yapmalılar?



Mahinur Şahbaz: Artık insanlar çelişkileri fark ediyorlar. Her şeyin havuz medyası dediğimiz medyanın gösterdiği gibi olmadığını fark ediyorlar artık. Anaların acısı eskimez, hep aynı derecede hissederler, yaşarlar. Bir asker anası oğlunun cenazesi geldiğinde “O Türk bayrağını kaldırın, bana oğlumu hatırlatıyor” dedi. Bunu bu ülkeyi yönetenler düşünsünler. Düşünmek istemiyorlar mı bu halk bu ülkenin insanları onlara bunu düşündürür.



 



Bu ülkenin demokrat, aydın insanları da şunu bilsinler: Sadece “barış istiyoruz” diyerek hiçbir şeyi kotaramayacağımızı anlamamız gerekiyor. Sadece bugün değil toplumun sürekli barışa ihtiyacı var. Sürekli toplumsal adalete ihtiyacı var. Bunun da tesis edilmesi gerekmektedir. Toplum içinde üretim ilişkilerinden sosyal ilişkilere kadar örgütlenmesi gerekiyor. Başta sendikaların örgütlenmesi gerekiyor. Sendikalara baktığımızda içi acıyor insanın. Çünkü sendikaların birinci erdemi, üyelerinin taleplerini karşılamak ve daha ileri seviyeye taşımak olmalı. Bu yapılmıyor. Bunlar sendikanın erdemidir. Bu erdemden imtina ediyorsanız sendikaların soylu adaletli kısmını zedelersiniz, geriye götürürsünüz, hiç kimse kusura bakmasın soysuzlaştırırsınız. Sendikalar, barışın tesis edilmesinde en büyük görev sendikalarındır.



 



Sadece “Barış istiyoruz” demekle barış olmaz. O nedenle bugünden temel olarak bunların yapılması gerekiyor, örgütlenmesi gerekiyor. Bu örgütler amacına uygun görevlerini yerine getirdiyse neden bugün biz bunları yaşıyoruz. Kendimizi kandırmayalım. Barış için bugünden her şeyi tesis edelim, çünkü bu ülkenin bütün insanlarının barış içinde yaşamak istediğini düşünüyorum.



 



Barışa karşı çıkanlar, barış istemeyenler, Kürde hakaret edenler, Kürtlere hak verenlere hakaret edenler bu ülkenin yüzde 10’unu geçmez. Bunun dışındakilerin büyük çoğunluğu medyanın etkisi altında, korkunun etkisi altında, bizim işimiz onlara gerçeği anlatmak. Bu da sadece barış istiyoruz söylemiyle, toplantılarıyla asla olmaz. İnsanlarla birebir konuşarak, muhatap olarak, tartışarak ve siyaseten çok ciddi ve doğru bir temelde yaklaşarak bunu başarabiliriz.



 



Oğlun Ölmeden: Son olarak, kirli savaşa karşı nasıl çağrı yapmak istersiniz.



Mahinur Şahbaz: Devletim diye sahip çıkıyor, devletine güvenerek gönderiyor ve çocuğunu sağ istiyor. Ama gönderdiğimiz çocuklar sağ gelmiyor. Herkesin “Durdur bu savaşı, artık yeter!” demesi gerekir. Bu rahatlıkla söylenebilir, bunu insanlara birebir anlatabilirsek kabul ederler.



Bugüne kadar havuz medyasında yer almasa da internet, sosyal medyada görüyoruz. Fotoğraflardan, videolardan, özellikle seçilen nişancılar tarafından vurulan kadınların, çocukların, gençlerin, yaşlıların hepsinin evinde çok ciddi isyan var. Yani bugüne kadar bu kadar değildi Bu biteceğine işarettir. Bitecek, bunu başlatanlar ve dayatanlar bitecek demektir. İsyanların sokağa taşmasını sağlamak gerekiyor bitmesi için.





Aslında savaşa neyin sebep olduğu ve ne getirdiğinin bölgenin dışındaki insanlara çok iyi anlatılması gerekiyor. Bu konuda çok ciddi eksiklik ve suskunluk oldu. Şöyle bir şey var, burjuvazinin dayatmalarına suskun kalırsanız diktatörlükle uyanırsınız. Eğer bu kirli savaş dayatılmaya devam ederse yönetenlere, egemenlere “Siz ve sizin çocuklarınız önden buyursun” demek gerekiyor. Bu savaş bizim değil, bu savaşı durdur demek ve birlikte karşı durabilmek bunun için de evdeki biriken isyanın sokağa taşmasını sağlamak gerekiyor. Evde değil sokakta kirli savaşa hayır diyebilmek…



 



oglunolmeden.blogspot'tan alınmıştır