"Devlet savaşta işlediği suçların en büyüğünü de kadınlara karşı işliyor. En somut örneği, Ekin Van'a yapılanlardır"
AKP'nin Kürdistan'da savaşı derinleştirmesi ile birlikte Kürt kadınlara dönük gözaltında ve cezaevlerinde taciz ve işkence uygulamaları da tekrar gündemde. Devletin savaşta işlediği suçların en büyüğünü kadınlara karşı işlediğini belirten insan hakları savunucusu Eren Keskin ise "Ekin Van'a yapılanlar da bunun en somut örneğidir" dedi.
AKP'nin Kürdistan'da derinleştirdiği savaşla birlikte gözaltına alınan ve tutuklanan kadınlara dönük geliştirilen cinsel taciz ve işkence uygulamaları yoğunlaştı. YJA Star gerillası Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) Muş'un Varto ilçesinde işkence edilerek katledilmesi, Figen Şahin'in Adana'da gözaltına alındıktan sonra cinsel işkenceye uğrayıp ve çekilen çıplak fotoğrafları sosyal medyada paylaşılmakla tehdit edilmesi ve birçok kadın siyasetçinin cezaevi girişinde ince arama adı altında çıplak aramaya ve tacize maruz kalması, son dönemde basına yansıyan bazı taciz ve işkence olayları. Kürdistan'da yaşanmaya devam eden devletin taciz ve tecavüzlerine karşı Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu'nun 1997 yılından Ağustos 2015'e kadar verileri derlediği raporda ise çarpıcı veriler mevcut. Rapordaki veriler kadınların en çok siyasi ve savaş nedenlerinden kaynaklı cinsel şiddete maruz kaldığını gösteriyor.
Rapora göre 1997 yılından 2015 yılının Ağustos ayına kadar büroya 432 başvuru yapıldı. Rapora göre çeşitli işkencelere maruz kalmış kadınlara işkence uygulayan faillerin 297'si polis, 108'i jandarma-asker, 20'si özel tim, 18'i korucu, 49'u infaz koruma memuru, 4'ü itirafçı, 25'i DAİŞ üyesi.
Şiddete uğrayan kadınların etnik statüsünü de sayısal verilere göre açıklayan raporda, 313 Kürt kadınının farklı tarihlerde taciz, tecavüz ve işkencelere maruz kaldığı belirtiliyor. Şiddete maruz kalan diğer kadınların kimliksel statülerindeki dağılım ise şöyle; 111 Türk, 1 Alman, 4 Roman, 1 Bulgar ve 1 Romen.
Kadınların gözaltına alınma nedenleri üzerine veriler bulunan raporda, kadınların daha çok siyasi ve savaş nedenlerinden dolayı şiddete maruz kaldığı belirtiliyor. Siyasi ve savaş nedenlerinden kaynaklı gözaltına alınan ve şiddete maruz kalan kadınların toplamdaki sayısı 325. Raporda 107 kadının ise adli vakalardan kaynaklı cinsel taciz ve tecavüze maruz bırakıldığı belirtiliyor.
Rapora göre şiddet, taciz ve tecavüze maruz kalan kadınlar çoğu zaman hukuki yollara başvurmuyor. Çünkü suç duyurusunda bulunan kadınlar ağır baskıya maruz bırakılıyor. Raporda toplamda 432 kadından sadece 178'inin dava dosyasının bulunduğu bilgisi yer alıyor. Ayrıca 178 dava dosyasından AHİM'de sonuçlananların sayısı ise 30. Yine AİHM'de görülmeye devam eden dava dosyası 13 iken, ceza mahkemelerinde devam eden dava sayısı ise 44. Yargıtay'da 14, savcılıkta bulunan davaların sayısı ise 69. Raporda henüz kararı verilmemiş dava dosyasının ise 8 olduğu bilgisine yer veriliyor. Devletin baskılarından korktuğu için hukuki işlem istemeyen kadınların sayısı 141 olarak belirtirken, suç duyurusu nedeniyle ağır baskıya maruz kalanların sayısı ise 140.
İnsan hakları savunucusu Avukat Eren Keskin de raporu ve 90'lı yıllardan itibaren kadınların gördüğü işkenceleri değerlendirdi. Keskin, Kürdistan'da süren savaşta da uzun yıllardır kadına yönelik şiddetin, bir savaş politikası olarak kullanıldığını vurguladı. Bu nedenle 1997 yılında devlet güçleri tarafından kadınlara yönelik cinsel işkence yöntemlerini araştırmak ve cinsel işkenceye maruz kalan kadınlara hukuki yardım verebilmek için, Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu'nu oluşturduklarını söyleyen Keskin, "Cinsel şiddet uygulamaları sadece kadına değil, aynı zamanda kadının mensup olduğu sosyal toplumu tahrip etmek amacıyla da sistematik bir şekilde yapılır" dedi.
Keskin, bugün aynı şiddetin tekrar yaşandığını ve bunun devlet zihniyetinin değişmediğinin göstergesi olduğunu söyledi. YJA Star gerillası Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) Muş'un Varto ilçesinde işkence edilerek katledilmesi ve fotoğraflarının yayınlanmasını hatırlatan Keskin, "Devlet savaşta işlediği suçların en büyüğünü de kadınlara karşı işliyor. Ekin Van'a yapılanlar da bunun en somut örneğidir. Ekin olayında aynı yerde hem giyinik hem de çıplak yatarken resmi var ve başında 3 polis duruyor. Emniyet müdürüne sorduğumuzda bize, 'Biz yapmadık olay yeri inceleme yapmıştır' diyor. Ama olay yeri incelemenin de biz nerden geldiğini bilmiyoruz. Böyle bir yalan olabilir mi? Bir Varto Emniyet Müdürü olay yeri incelemenin hangi ekip tarafından yapıldığını bilmeyecek. Böyle bir şey mümkün değil hala müthiş bir cezasızlık politikası hakim ve savaş suçları işlenmeye devam ediyor" diye konuştu.
DİHA