ABD insani müdahaleyi geciktirmekle kalmayıp savaşı ve çatışmayı sürüp giden yer değiştirmelerin ötesine taşıyor
Gözlemcilere göre ABD insani müdahaleyi geciktirmekle kalmayıp savaşı ve çatışmayı sürüp giden yer değiştirmelerin ötesine taşıyor.
Mülteciler tren istasyonlarında polislerin saldırısına uğruyor ve Akdeniz boyunca yaptıkları tehlikeli yolculuk sırasında hayatlarn kaybediyorlar. Avrupa’nın yükselen insani krizi yönetmedeki başarısızlığı küresel öfke ve üzüntüyle karşılanıyor.
Yalnızca insani müdahaleyi geciktirdiği için değil aynı zamanda sürdürdüğü savaş politikası bugün yaşanan mülteci akınının temel nedeni olduğu için uluslararası kamuoyunda gözler ABD’ye çevrilmiş durumda.
Ortadoğu politikaları uzmanı ve Amerikan Dostları Hizmet Komitesi’nin devletlerarası ilişkiler yöneticisi Raed Jarrar, Common Dreams’e yaptığı açıklamada: “Iraklılar, Suriyeliler, Filistinliler ve Libyalılar bir doğal afet sonucu evlerinden kaçmıyorlar. ABD bu krizi görmelidir çünkü bu krizin kısmen onun bölgedeki hareketleri yüzünden çıktı,” dedi.

Beyaz Saray Basın Sekreteri Josh Earnest ise geçtiğimiz günlerde gerçekleşen bir basın toplantısında ağırlaşan krizin ışığında “kısa vadede bir politika değişikliği” görmediğini, ABD’nin planının AB ülkelerinin krizin çözülmesinde sorumluluk almalarını desteklerken uzaktan yardım göndermeye odaklanmayı sürdürmek olduğunu ifade etti. Earnest "Avrupa’nın bu sorunla başa çıkma kapasitesi vardır ve ABD Avrupalı müttefiklerini destekleyecektir,” diye ekledi.
Mart 2011’de Suriye iç savaşının başlamasından bu yana ABD, çatışmadan etkilenenlere yardım için 4 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu tahmin etmektedir. Earnest bunun “Kesinlikle bütün ülkelerin yaptığından daha fazla olduğunu,” söylerken, Politik İncelemeler Enstitüsü yetkililerinden Phyllis Bennis ise Common Dreams’e bu iddianın gerçeğe dayalı ama yanlış yönlendirici olduğunu, Avrupa Birliği’nin bir grup olarak daha fazla para bağışladığını açıkladı. Konuşmasını, “Ama daha da önemlisi, ABD’nin -büyük bir farkla- dünyanın en büyük ekonomisi olduğu, küresel ekonominin yaklaşık yüzde 25’ini temsil ettiği gerçeğidir. Başlangıç olarak, Birleşmiş Milletler’in ihtiyaç olarak belirlediği meblağının yüzde 25’ini gözümüzü kırpmadan ödemeliyiz. Bunu yapmıyoruz,” diye sürdürdü.

ABD’nin ayırdığını açıkladığı yardım bütçesinin askeri harcamalarının yanında oldukça düşük kaldığına pekçok kişi tarafından işaret ediliyor. Birleşmiş Milletler’in Suriye’de görev yapan üst düzey insani yardım görevlisi Yakup el Hillo, ABD Hükümeti'nin son zamanlarda IŞİD hedeflerini vuran savaş uçaklarına saatte 68 bin dolar harcarken BM’nin dramatik bir fon bulma sıkıntısıyla boğuştuğunu, Suriye’nin savaşa kökten son vermek için ihtiyaç duyduğu fonun bu harcamanın yüzde 50’sinden az olduğunu New York Times’a açıkladı.
"Ürdün, Lübnan, Türkiye, Irak ve Mısır’daki 1,5 milyon Suriyeli mülteci için sağladığı insani yardımın seviyesini azaltmaya zorlayan fon yetersizliği” ile karşı karşıya olduğu konusunda ABD'yi Ağustos ayı ortasında uyaran Oxfam America, Dünya Gıda Programı’na gönderilen bütçenin derhal arttırmasını talep ediyor.

Elbette göç edebilen mülteciler de kritik bir konu. ABD 2011’den bu yana yaklaşık bin 500 Suriyeli mülteci kabul etti ve 2016 sonunda kadar 8 binden fazlasını yerleştirmeyeceğini açıkladı. İçişleri Bakanlığı'nın 2013 istatistiklerine göre ABD, Suriye’den gelen yalnızca 36 kişinin sığınma talebine olumlu yanıt verdi. Phyllis Bennis'e göre 'Bu rakam ABD’yi yıl sonuna kadar 800 bin mülteci kabul edeceğini taahüt eden Almanya’nın çok gerisine koyar'.
Lakin -mülteci krizinin uzun zamandır mayalandığı- Lübnan, Ürdün, Türkiye ve Irak’a kaçan yaklaşık dört milyon Suriyeli ile karşılaştırıldığında Almanya’nın taahhütleri bile yetersiz kalıyor. Lübnan’da Suriyeli mülteci sayısı nüfusun dörtte birine ulaşmış durumda.
Bunun şimdi dikkat çekmesinin nedeni mültecilerin Avrupa’ya akın etmeleridir. Fakat konu Avrupalıları nasıl desteklerizden ibaret olmamalıdır.
Bir yardım kuruluşu olan Uluslararası Kurtarma Komitesi, ABD’den 2016 sonuna kadar 65 bin Suriyeli mülteciyi yerleştirmesini talep eden bir dilekçeyi dolaşıma soktu ve şimdiye kadar 12 bin imza topladı. ABD Senatosu'ndan14 Demokrat ise “kabul ettiğimiz Suriyeli mülteci sayısını çarpıcı bir biçimde arttırma” çağrısına olumlu cevap verdi.

Fakat çoğunluk nihai çözümün mültecilerin ülkelerine dönmelerini sağlayacak koşulları oluşturmak ve IŞİD’in yükselişi dahil mevcut şiddetin zeminini döşeyen ABD önderliğindeki politikalar olduğu konusunda hemfikir.
Jarrar'a göre, “ABD, Ortadoğu’dan kaçan milyonlarca mültecinin ızdırabını hafifletecek acil insani çözüm bulmak üzerinde yoğunlaşmalı ancak insani yardımın bu krizi çözmeyeceğini de aklımızdan çıkarmamalıyız. Süregelen mülteci krizinin nihai çözümü bölgede istikrarı sağlayacak ve mültecilere eve dönüş seçeneğini sunacak bir politikadır.”
Common Dreams'in 4 Ağustos 2015 tarihli sayısından çevrilmiştir