“AK” gençlik, MHP’li faşistler, Vatan Partili güruhlar, sokakları doldurup önlerine geleni linç etmek istiyorlar
Remzi Amo
Asker, polis cenazeleri geldikçe bunlar üzerinden siyaset yapanlar “vatan” ve “şehit” ajitasyonuna abandıkça abanıyorlar. O kadar pervasızca yapıyorlar ki, sanki bedelli askerliği başkası yapmış gibi kameralar önünde atıp tutuyorlar. Tasmaları boşaltılmış küçük gruplar, ne hikmetse “kontrol altına alınamıyorlar”.
İnsan aklıyla dalga geçiyorlar. Sinirleri son raddeye kadar zorluyorlar. Yetmiyor, akıl sağlığımızla oynuyorlar. Bu kadar rezillik ve kepazeliği gören aklımız, serseri mayın gibi ortalarına dalıp gitmek istiyor.
“AK” gençlik, MHP’li faşistler, Vatan Partili güruhlar sokakları doldurup önüne geleni linç etmek istiyorlar.
Gezi İsyanı sırasında yaşamını yitirmiş gençlerin katledildiğini dile getiren “demokratlar” bile kaç Ahmet Şahbaz’ın şu anda Kürt çocuklarının üzerine kurşun yağdırdığını, gözü dönmüş bir biçimde önüne gelenin canını aldığını görmezden geliyorlar.
Cizre’de çocukları öldüren Özel Harekatçılar, işte bu Şahbaz’lar…
Ne olduğu belirsiz bu tetikçiler, ruhları kirletip bilinçleri bulandırıyorlar. Ortalığa salınmış iktidar destekli, her zaman iyi bir maşa olmuş MHP ve ulusalcı güruhlara gerekli malzemeyi sunuyorlar. Geçici olan hükümetlerini, baki olan iktidarlarını garanti altına almaya çalışıyorlar.
Bu güruhlar eliyle ne yapıyorlar? Bilinçleri, ruhları uzun yıllar temizlenmeyecek biçimde kirletiyorlar. Bunu, bu güruhlar değil onları sokağa salanlar yapıyorlar.
Bu güruhların kafalarının içinde beyin olsaydı, esmer diye Kürt sanıp kendi arkadaşlarını linç etmeye kalkmazlardı. Çinli diye önüne gelen her Asyalı’ya saldırıp tek bir Çinli yakalamayacak kadar ahmak olan bu adamların kapasitelerini çok çok aşar bu sokaklara dökülmeler...
Ne zaman bir hak arama girişimi olsa devletin polisi jandarmasıyla bu güruhlar hep aynı sahnede belirirler. “Kahramanlar” bir yanda Kürt ilerini “Kürtlerden temizleme” atakları yaparken diğer bir yandan, hakkını arayan direnişçi ORS işçilerinin üzerine çullanırlar. Hep böyle iç içe konumlanmış bir şekilde çıkarlar tarih sahnesine: İşçi direnişlerinde, Maraş’ta, Çorum’da Sivas’ta…
Altıncı Filo denize dökülür, bunlar Amerikan postallarını kuşanmış “vatan, vatan” diye dikiliverir karşımıza...
Metal işçileri hakları için direnir, bunlar yine ellerinde sopalarla “vatan, vatan” diye çıkıverir önlerine...
Analar “çocuklarımız ölmesin” diye görünür olur, bunlar yine aynı biçimde aslan kesilir…
Nazım’ın söylediği gibi bunlar:
Bursa’da havlucu Recep’e
Karabük fabrikası’nda tesviyeci Hasan’a düşman.
Fakir köylü Hatçe kadına
Irgat Süleyman’a düşman
Sana düşman, bana düşman
Düşünen insana düşman.
Vatan ki bu insanların evidir
Sevgilim, onlar vatana düşman”.
Bunlar günlerdir “vatan, vatan” diyerek saldırıyorlar; tarım işçisine, inşaat işçisine, Kürt çocuğuna…
Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır...”
TANIYORUZ BUNLARI...