HDP’nin yanındayız!..

Türkiye dün (8 Eylül) kendi “Kristal Gece”sini yaşadı. [*]

GÜNCEL
Çarşamba, 9 Eylül 2015 (11 yıl 1 ay önce)

Türkiye dün (8 Eylül) kendi “Kristal Gece”sini yaşadı. [*]



 



AKP ve MHP’li sivil faşist besleme sürüleri, polis koruması ve yönlendirmesi altında Kürtlere ve HDP binalarına saldırıya geçtiler. Bir gece içinde tam 178 yerde HDP binaları yakıldı, yıkıldı, tabelaları indirilerek yerine Türk bayrakları asıldı. Partinin Ankara’nın göbeğindeki genel merkez binası bile polis gözetiminde yakıldı.



 



Irkçı faşist kudurganlık sadece binalara saldırıp cam-çerçeve kırmakla da kalmadı; “Kürtlere ölüm! Katliam istiyoruz!” çığlıklarıyla Ankara Tuzluçayır, Beypazarı ve Ilgın’da Kürt mahallelerini basmaya kalkıştı, Kürtlerin evlerini içindekilerle birlikte yakmaya yeltendi.



 



Kürt illerine gidip gelen otobüsler Aksaray, Kayseri, Erzurum otogarları veya şehirlerarası yollarda taşlanıp yolcularıyla birlikte yakılmak istendi.



 



Muğla-Köyceğiz’de olduğu gibi linç güruhları, sokaklarda tek yakaladıkları gariban Kürt işçi ve emekçileri dövülüp İstiklal Marşı söylemeye, Türk bayrağını ve Atatürk büstünü öpmeye zorladı.



 



İstanbul’da konfeksiyon işçisi genç bir Kürt işçi, telefonda Kürtçe konuştuğu gerekçesiyle bıçaklanıp öldürüldü, bu alçakça cinayet burjuva medyada haber dahi olmadı.



 



Kısacası Türkiye’de bizzat burjuva devlet tarafından örgütlenip kışkırtılan iç savaş, dün itibarıyla vites büyüttü!..



 



Dün gece ve öncesinde son 2-3 gündür yaşadıklarımız, önümüzdeki günlerde daha nelerle karşılaşabileceğimizin habercisidir. En başta kendisini “devrimci” olarak tanımlayan, “sol”da gören herkes artık gözümüze sokulan bu gerçeği görmek, buna uygun bir duruş ve pratiğe yönelmek zorundadır!..



 



Dün geceden alınması gereken derslerin başında, etkili bir özsavunmanın acilen örgütlenmesinin zorunluluğu gelmelidir. Bırakalım taşrayı, İstanbul ve Ankara’nın göbeğinde bile faşist linç sürüleri bu kadar pervasız at oynatabilmişlerse, Kürt ve Türkiye solu adına bundan utanç duyulmalıdır. Onun için, birleşik özsavunmanın örgütlenmesi konusu, hangi türden olursa olsun “devrimcilik” hatta “solculuk” iddiasında samimi ve tutarlı güçler tarafından grupçu hesap ve didişmelerin üstüne çıkılarak ele alınması gereken tarihsel bir sorumluluk olarak görülmelidir. Militan devrimci bir yaklaşımla çerçevesi net olarak belirlenmiş bir güç ve eylem birliği konusu yapılmalıdır.



 



İkinci olarak, ideolojik ve yapısal bütün zaaf ve yanlışlarına, özellikle 7 Haziran sonrası sergilediği titreklik ve parlamenter budalalığa rağmen HDP yalnız bırakılmamalıdır!.. Aslolarak halkların kardeşliği ve demokratik hakların savunulmasında kazandığı simgesel anlam dikkate alınarak HDP net bir tutumla savunulmalıdır!.. Onu hedef alan linç güruhları sokaklardan püskürtülmelidir!



 



[*Kristal Gece: Almanya’da Nazilerin Yahudilere ait ev, işyeri ve sinagoglara saldırarak yakıp yıktıkları, yakaladıklarını linç edip öldürdükleri katliam gecesinin adıdır. Bu kudurganlık Yahudi soykırımının başlangıcı kabul edilir.



 



Almanya’dan sürülen ailesinin açlık ve soğuktan olduğunu öğrenen 17 yaşındaki bir Yahudi gencin Paris’teki Alman Elçiliği’ni basarak konsolos yardımcısını öldürmesi, bu kudurganlığın bahanesi oldu.



 



Hitler’in sağkolu Goebbels, bunun planlı bir Yahudi komplosu olduğunu öne sürerek Alman ırkının öcünü alması gerektiğini vurgulayan kışkırtıcı konuşmalar yaptı. Yahudilere karşı daha önce yapılan küçük çaplı benzer saldırıları öven Goebbels, “partisinin bu tür saldırı girişimlerinin olmayacağını, ancak bu tür olayların olması halinde de asla müdahale edilmeyeceğini” ilan etti.



 



Devlet adına yapılan bu çağrı ve kışkırtmaların ardından polisin örgütlediği faşist güruhlar 1938 Kasım’ının 9′unu 10′una bağlayan gece sokaklara döküldü. Polis ve itfaiye olaylara kasıtlı olarak müdahale etmedi.



 



O gece yapılan saldırılardan sonra sokakları kaplayan cam kırıklarının ışıltılarından esinlenerek geceye “Kristal Gece” adı verildi.]