Şimdi büyük bir saldırı dalgasının altında olan Kürt halkının çığlıklarını duyma zamanı
Serhat Tuna
Kürt halkına, esnaflarına ve HDP binalarına dönük gözüdönmüş alçakça bir saldırı dalgası tetiklendi.
Kirli savaş tırmandırılarak, Kürt halkının yaşadığı kentler silahlarla taranıp, toplarla bombalanırken, o kentlerde insanlar açlıkla, susuzlukla terbiye edilmek istenirken, çoluk çocuk katliamlardan geçirilirken, Batı kentlerinde de devlet güdümünde gerici-ırkçı-faşist güruhlar sokaklara salındı.
Ülke genelinde iç savaş manzaraları yaşanmaya devam ediyor. Son iki günde 500′e yakın saldırı gerçekleşti. İşyerleri, otobüs firmaları, evler, mevsimlik işçilerin konadıkları yerler, HDP binaları saldırıya uğradı, yakıldı. Kürtçe konuşan, hatta Kürde benzeyen insanlar linç edildi, öldürülenler oldu.
Yeni iktidar blokunun organize ettiği bu saldırılar sadece Kürt halkıyla sınırlı da kalmayacak. Kendisine muhalif gördüğü her kesimi zor yoluyla bastırıp, sermaye gaspına da içeren bir zorbalık gündeme gelecek. Koza holding baskını, Hürriyet binası ve matbaasına dönük saldırılar bunun işaretleri olarak görülmelidir.
Türk tekelci surjuvazisi ve onun devlet geleneği bu konuda tarihsel tecrübeye de sahiptir. Bunlardan biri 60. yıldönümünde olduğumuz, başta Rumlar olmak üzere gayri-müslim kesimlere dönük gerçekleştirilen 6-7 Eylül saldırılarıdır.

Aynı gelenek bugün de kirli uygulamalarla kendi yolunu düzlemeye soyunmuştur. Tarihin ironisine bakın ki “O dönem Türkiye’de en çok satan gazete olan Hürriyet’in başlığında İstanbul’daki Rum azınlığın aralarında bağış toplayarak Kıbrıs Rumlarının ENOSİS çetelerine gönderdiğini yazıyordu.” (Vikipedi, 6-7 Eylül olayları)
O zamanlarda Hürriyet ve Expres gibi gazeteler saldırıları körükleyen yayınlar yapıyordu. Bugünkü saldırılar da yeni iktidar blokunun 'havuz medyası' üzerinden yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. 'Havuz medyası'nın etkin kalemlerinden Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül 15 Temmuz tarihli yazısında şunları söylüyordu; "Karargahlar Kandil'den, HDP genel merkezinden Doğan Grubu genel merkezine taşındı. Yükselecek yeni şiddet dalgası da tabii ki onların eseri olacak, öyle görünecek. Bir bedel ödenecekse de bu sefer karargahı yönetenler o ağır bedeli ödeyecek."
Aynı şahıs ırkçı-faşist güruhların sokağa indiği günün ertesinde (9 Eylül) şunları yazdı; “PKK Doğu'dan saldırırken, işgal girişimini Doğu'dan başlatırken Aydın Doğan medyasının Batı'dan vurmasına, işgali Batı'dan başlatmasına dikkat edin.” Bunlar tesadüfü değil, bir yönelimin işaretleri olarak okunmalıdır. Devletin istihbarat gücüyle çalışan bu kalemlerden damlayanlar, saldırıları yöneten bir devlet aklı ve istihbarat ağı olduğunun açık kanıtı niteliğindedir.
Bu kudurganlık ve kanlı saldırı dalgası ancak güçlü bir sokak direnişiyle yarılabilir. Asker ve gerilla kayıplarıyla yürekleri yangın yerine dönen ailelerin acıları ortaktır. Acıların ortaklaştığı yerde direnişi de ortaklaştırmak kaçınılmazdır. Gerici iç savaş sarmalı içerisinde ocaklara düşen yangın daha fazla büyümeden harekete geçelim!..
Şimdi büyük bir saldırı dalgasının altında olan Kürt halkının çığlıklarını duyma zamanı. Devletin Cizre kuşatmasını kırmak, Batı'da dizginleri çözülmüş ırkçı-faşist güruhları püskürtmek için şimdi ezilen Kürt halkıyla birleşik bir tarzda saldırılara barikat olma, ‘hepimiz Kürdüz’ deme vakti!..