Orada insanlar, kurşunlarla dans eder; yirmi dört saat içinde kurşun seslerinin duyulmadığı anlar çok azdır
Alınteri: Siz kısa bir süre önce Cizire’den geldiniz, orada yaşananları anlatır mısınız?
Aysel Tuğluk: Cizire direnişiyle, mücadelesiyle tanınan bir yerdir. ‘90’lı yıllarda devletin katletmeye çalıştığı Cizire halkı kendi kimliğine, diline sahip çıkan bir halktır. Direnişiyle sembolleşen yerlerden biridir Cizire. Aradan yıllar geçmiş, bir kez daha aynı saldırlar, aynı direniş, aynı mücadele... Cizire halkı yine mücadelesine sahip çıktı ve kazandı. Devlet son dokuz gündür adeta Cizire’den intikam alırcasına hareket etti, ediyor.
Orada insanlar, kurşunlarla dans eder; yirmi dört saat içinde kurşun seslerinin duyulmadığı anlar çok azdır. Abluka altına alınmış, keskin nişancıların yerleştirildiği, ölümcül bir baskı ve işkencenin örgütlendiği bir yer. Biz şunu söyledik: AKP IŞİD’leşti, IŞİD AKP’lileşti ve Cizire’de, IŞİD zihniyetiyle saldırıldı. Hiçbir insanın orada yaşama güvencesi yok, herkes her an ölebileceğini biliyor.
Her an bir kurşunun bir çocuğa, bir kadına, isabet edebileceği düşünerek yaşıyorlar. Cizire halkı tarafından tanınan, sevilen üç genç katledildi. Onların cenazelerine katıldık. Gençlerin Cizire’de nasıl bir öfkeyle dolu olduklarını ve intikam duygusunun ne kadar güçlendiğini gözlemledim. Şu çok net, çok büyük acı yaşıyor Cizire, çocuğuyla, yaşlısıyla... Katliamla karşı karşıya fakat iradesinden de taviz vermeyen bir Cizire var.

Bütün bu direnişe saygı duyuyorum. Ama Cizire halkının yalnız olmadığını, sahip çıkıldığının söylenmesi gerekiyor. Asıl olarak Cizire’yle dayanışmanın arttırılması gerektiğini düşünüyorum. Devletin intikam duygusuyla orada olduğunu bilerek, kendisine az-çok demokratım diyenlerin Cizire’ye sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum.
Burada siviller öldürülüyor. Devletin, “hiçbir sivil öldürülmüyor” yalanına hiç kimse inanmamalı, gözlerimizle gördük nasıl öldürdüklerini. Hatta, milletvekili olmamız falan da fark etmedi, direkt silahları üzerimize doğrultup tehdit ettiler. Bu da gösteriyor ki, kimliğin ya da sıfatın hiçbir anlamı kalmamış. Mücadeleye sahip çıkan herkes hedef halinde, tabii ki yıllardır devletin zulmünü yaşamış bir halkız, hiçbir zaman boyun eğmedik.

Kürtler çok badireler atlattı, çok öldüler, çok acı çektiler ama hiçbir zaman boyun eğmediler. Şimdi de AKP’ye, devlete, bu IŞİD’leşen zihniyete boyun eğmeyecekler. Cizire asla vazgeçmeyecek ve katliam yapanlar, devlet, AKP, IŞİD’leşen zihniyet kaybedecek, zulüm kaybedecek.
Onları yalnız bırakmamalıyız. Çünkü bu mücadele hepimizin geleceğiyle ilgili bir mücadele. Kaybedersek hep birlikte kaybedeceğiz, kazanırsak hep birlikte kazanacağız. Türkiye’de gerçek bir barış, gerçek bir özgürlük ve demokrasi için herkesin bu zihniyete karşı mücadele vermesi gerekiyor. Buna, Cizire’yle ortaklaşmayla başlamak gerekiyor. Çünkü Cizire başarırsa herkes başaracak.