“Zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir”

DİSK Genel Başkanı Kani Beko’yla konuştuk

GÜNCEL
Çarşamba, 16 Eylül 2015 (11 yıl 1 ay önce)

Oğlun Ölmeden: Sizce savaş neden tetiklendi?




Kani Beko: Savaşın neden tetiklendiği o kadar açık ki. 7 Haziran seçimlerinde amaçlarına ulaşamayan saray ve sarayın siyasi çevresi bu ülkeyi ateşe atıyor. Suruç’ta otuz iki insanımızın öldürüldüğü katliamın ardından hükümetin attığı her adım ülkeyi uçurumun eşiğine getirdi. Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’ya yönelik savaşı kışkırtan politikaları sorgulanan hükümet, bu politikaları daha da derinleştirmeyi, savaşı ülke içine de taşımayı tercih etti. Savaş üzerinden güç tahkim etmeyi denedi ancak bunu da başaramayacaklar. Tarihte sayısız örnekleri vardır: Halkına savaş açan iktidarlar dünyanın hiçbir yerinde ayakta kalmamıştır, kalamayacaktır.



 



Başkanlık hesapları halktan dönenler ve bugün onun öfkesiyle yakanlar, yıkanlar, öldürenler, 7 Haziran’da sandıkta kazanamadıklarını savaşla, darbeyle, baskıyla, kanla kazanmaya çalışıyorlar. Ancak belli ki bunu da başaramayacaklar.



 



Oğlun Ölmeden: Savaşta neden hep yoksullar ölüyor?




Kani Beko: “Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür” demiş Fransız bir düşünür. Bizim topraklarda da bir türkü vardır: “Zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir”. Sınıflı toplumların kuralı bugün bu topraklarda da işliyor. Bu o kadar çıplak bir gerçek ki, cenazeleri seçim kürsüsüne çevirmeye çalışanların hesapları boş çıkıyor. Tam aksine cenazelerde protesto ediliyorlar. Kendi çocuklarını kendi kontrollerindeki mahkemelere ifade vermeye bile göndermeyenlerin yoksulların, işçilerin, yoksulların çocuklarını ölüme sürdüğünü bu halk artık görüyor. Atılan her kurşun işçi sınıfının, emekçilerin, yoksulların canını yakmakta, ekmeğini küçültmektedir. Bu ortamda kazananlar ise silahları satanlar, TOMA üretenler, savaşla beraber gelen baskı ortamında işçi sınıfına yönelik sömürüyü katmerli bir şekilde artıranlar oluyor. Savaş kararı alanların servetleri, sarayları büyürken, faturayı işçiler, yoksullar ödüyor.



 





 



Oğlun Ölmeden: Sizce Kürt Sorunu nasıl çözümlenmelidir?




Kani Beko: 35 yıldır denenen yöntemle çözülemediği çok açık. Savaş daha fazla baskı ve kan, daha fazla baskı ve kan, daha fazla savaş getirmektedir. Bu bir kısır döngüdür. Bu topraklar kana doymuştur, gözyaşına doymuştur. Geçtiğimiz günlerde DİSK-KESK-TMMOB-TTB ve İHD’li dostlarımızla beraber Hakkari ve Yüksekova’daydık. Yüksekova’da kum torbalarının arkasında barış çığlıkları atan analara, çocuklara ağır silahlarla yanıt verildiğini gördük. Aslında çözüm, kum torbalarının ardında, ağır silahlarla kuşatılmışken dahi barış diyen bu insanların iradesinde açığa çıkıyor. Biz sorunun barışçıl çözümünden, demokratik bir çözümden yanayız.



 



Oğlun Ölmeden: Savaşa karşı işçiler ne yapmalıdır?




Kani Beko: Az önce de ifade ettiğimiz gibi savaşlarda en büyük bedeli savaş kararı alanlar değil işçi sınıfı öder. Eğer savaşların bedelini emek ödüyorsa, barış emekle gelecektir. İşçilerin olmadığı yerde barış olmaz, işçiler mutlaka barışa müdahil olmalıdır.



 



Öte yandan işçilerin etnik köken, mezhep gibi meselelerle bölünmesi, parçalanması patronlara daha kolay sömürü imkanı sunar. İşçiler işçilere düşman edilirse işçi sınıfı içi rekabet şiddetlenir ve bundan asla işçiler kazanmaz. Bu nedenle savaşa karşı “işçilerin birliği” çok önemli bir ihtiyaçtır.



 



“Birlik” deyince, “işçilerin barışa müdahil olması” deyince bunun oldukça önemli bir yolu da sendikalı olmaktır. Bugün maalesef Türkiye’de işçilerin sadece yüzde 5’i sendikal haklardan faydalanabiliyor. Bunun da önemli bir bölümü maalesef gücünü devletten, hükümetten, sermayeden alan sarı sendikalardır. Bu koşullar altında işçi sınıfının “sınıf” olarak bir güç olması, yaşananlara müdahale edebilmesi için en acil görev ortadadır: Örgütlenmek, örgütlenmek, örgütlenmek…



 



oglunolmeden.blogspot