Cuma, 27 Ekim 2006 (20 yıl 1 gün önce)
Balık çiftlikleri, veya diğer adıyla kültür balıkçılığı, çoğunlukla aşırı balık avcılığına çözüm olarak sunulmaktadır. Oysa bu gerçek cevaptan son derece uzaktır. Karides kültür üretimi sanayi belki de dünyadaki en yıkıcı, sürdürülemez ve adaletsiz ve vicdansız balık endüstrisidir. Sadece balık çiftliği yapmak için Mangrovların (tropikal bir bitki) katliamı, balıkçılığın yarattığı tahribat, cinayet ve yerel toprakların katledilmesi gibi olaylar neredeyse bir düzineden fazla ülkede insan hakları ve çevreci gruplar tarafından raporlanmıştır. 1 kg somon balığı üretebilmek için yem olarak 4 kg balığın doğadan avlanması balık çiftliklerinin anlamsızlığına bir başka örnektir.
www.greenpeace.org
Balık çiftlikleri denizlerin çöplüğü
İzmir
balık çiftliklerine karşı eylemlere sahne oluyor. Çeşme'den sonra ikinci eylem yeri
Mordoğan oldu.
Manal Koyu’nda toplanarak, buradan teknelerle balık çiftliklerinin bulunduğu noktalara giden eylemciler, balık çiftliklerinin kıyıdan ve koylardan uzaklaştırılması için slogan attı. Yaklaşık 20 teknelik bir konvoyun oluşturulduğu eylemde, kornalar çalınarak, balık çiftlikleri protesto edildi.
Eyleme katılan
Mordoğan Belediye Başkanı Ahmet Çakır, balık çiftliklerinin kıyılara 20-25 metreye kadar yaklaştırıldığına dikkat çekti.
Balık çiftliklerinin İzmir kıyılarında yarattığı kirlilik artık iyice ayyuka çıkmış durumda.
İZMİR'İN DİLOVASI
Aliağa Sanayi Bölgesi'ndeki demir çelik kuruluşları ve haddehanelerde bacalara filtre takmak dahil en ufak bir çevre önleminin dahi alınmaması sebebiyle kaynaklanan kirlilik, Aliağa'yı Türkiye'nin hava kirlilik oranı en yüksek ilçelerinden biri yaptı.

Çevre ve insan katliamında başı iki bin işçinin çalıştığı Aliağa - Yeni Foça üzerindeki
HABAŞ Demir-Çelik Sınaî ve Tıbbi Gazlar Endüstri A.Ş çekiyor. Bacalarından çıkan ve kilometrelerce öteden bile farkedilebilen kontrolsüz duman, nefes almayı zorlaştırırken, hurdalar işlendikten sonra ortaya çıkan tozların ve cüfurun depolanma biçimi de küçük dağ kümelerini andırıyor.
Bölgede sanayi kaynaklı hava kirliğinden en çok etkilenen Bozköy ve Horozgediği köyü muhtarları ve vatandaşlar kirliliğe isyan ediyor.
Bozköy Muhtarı Rafi Dönmez, yıllardır HABAŞ'dan şikayetçi olduklarını ancak bu şikayetlerden bir sonuç alamadıklarını dile getiriyor. Muhtar Dönmez yaşam katliamını şöyle özetliyor:
Devamlı hava kirliliği ile karşı karşıyayız. 250 haneli köyümüzde bin kişi yaşıyor. Tarım bitti. Hayvancılık bitti. Habaş ve diğer fabrikaların olduğu yer bizim ovamız idi. Demir çeliklerin tozu kiri pisliği, kokusundan rahatsızız. Habaş filtresini çalıştırmıyor. Bize mesafesi 600-700 metre. Biz en çok HABAŞ'dan etkileniyoruz.
KANSERDEN ÖLÜMLER ARTTI
Kirlilik sonucu bölgede tarım yapılamadığını dile getiren Muhtar Dönmez konuşmasını şöyle sürdürdü:
Biz bu bölgede zeytincilik yapıyorduk. Şu an toz kir ve pislik yüzünden zeytinden de verim alamıyoruz. Zeytin ağaçları ve meyvelerinin üstü yağlı ve cüruflu. Ancak yağmur yağarsa temizleniyor. Fabrikanın kapatılarak cezalandırılmasını istiyoruz. Köyümüzde kanserden ölen insanlar var. 8-10 kişi kanserden öldü, bunlar akciğer kanseri oldular. Birileri para kazanırken birileri ölüyor. Bu konuda kimse bizi muhatap almıyor.
ÇOCUKLAR SOLUNUM YOLLARINDAN HASTALANIYOR
Bozköy Muhtarı Rafi Dönmez ise HABAŞ'ın maliyet arttırmamak için filtre sistemlerini çalıştırmadığını dile getirerek,
"Davlumbazı çalıştırmıyorlar. Diğer demir çelikler de çalışıyor ama HABAŞ gibi değil. Onlarla kıyaslama bile yapılamaz. Çocuklarımız rahatsız. Genelde solunum yolu enfeksiyonu görülüyor. Bu kirlilik bizi olduğu kadar İzmir'i de Karaburunu da yani yaklaşık 15-50 km arası her yeri kirletiyor" dedi.
KANSERDEN ÖLÜYORLAR
Horozgediği Köyü Muhtarı Kemal Erim de kirlilik sonucu bir çok vatandaşın hastalandığını dile getirdi. 1990 yılından bu yana 45 ölümlü vaka yaşandığını kaydeden Muhtar Erim,
"Bunların 30-32 tanesi kanserden ölmüştür. Şu anda da halen yaşayıp da kanser olan iki hastamız var. Bütün sebep bacalardan çıkan toz ve geceleri cüruf elemelerinden kaynaklanıyor" dedi.
EYLEM YAPACAKLAR
Kirliliğe ilgili kurumların dur dememesi halinde eylem yapacaklarını dile getiren Muhtar Kemal Erim,
“Biz köylü olarak fabrikaların kapısına dayanıp protesto etmeyi düşünüyoruz. Kendimizi bacaya bile bağlayabiliriz. Yeter ki çözüm bulunsun. Biz hayatımızı yarıladık bi şekilde ama çoluk çocuğumuz var. Onlar bu kirlilikte yaşayamazlar” dedi.
SİLİFKE'DE DENİZ ve KARAYA SİLİS TOZU
Mersin'e bağlı
Silifke’nin
Yeşilovacık Beldesi’nde, camın hammaddesi olarak kullanılan
silis kumu Silifke'lilerinin yaşamı ve doğa zehirlenerek çıkarılıyor. Yeşilovacıklılar, hem silis kumun çıkarılması ve taşınması sırasında ortaya çıkan tozdan, hem de çıkarılan hammaddeyi taşımak için küçük balıkçı barınağına giren büyük tonajlı gemilerden şikayet ediyor.
Su Ürünleri Kooparatifi eski Genel Başkanı
Süleyman Yıldızhan konuyla ilgili şunları kaydetti:
Cam sanayine hammadde taşıyan gemiler var. İskeleyi olduğu gibi onlar kullanıyor, orada yükleme boşaltma yapıyorlar. Hiç yasal değil. Şimdi oradan hammadde ve toprak boşaltılıyor. Rüzgarlı bir anda toprak boşalırken, bütün Yeşilovacık toprak altında kalıyor.
Balıkçı barınağına giren gemilerin, teknelerine zarar verdiğini söyleyen balıkçılar, hammaddenin çıkarılması sırasında ortaya çıkan toz nedeniyle denizin kirlendiğini belirtiyor.
Beldede balıkçılık yapan Hüseyin Naci Kayhan,
“Eskiden deniz temizdi, şimdi kirlilendi. Daha önce denizin dibi görünüyordu, malesef şimdi göremiyoruz” dedi.
Kaynaklar:
ntvmsnbc.com
gunaydinaliaga.com