Dokuz gün önce Kazakistan'ın Tengiz bölgesinde ENKA Holding'in şantiyelerinden birini ellerinde sopa ve demir çubuklar, hatta demir makaslarıyla basan Kazak işçiler şantiyedeki 280 Türkiyeli işçiye saldırdılar.
İşçilerin çoğu vücudlarında birçok kırıkla Türkiye'ye geri döndüler. Hepsinin gözlerinde ise aynı korku okunuyordu ve akılları geride bıraktıkları işçilerdeydi.
Başı ve burnu kırılan Erzurumlu elektrik teknisyen şefi 27 yaşındaki Emin Arslan şöyle konuştu:
Kazaklar, taş, sopa, demir makaslarla bir anda şantiyeyi darmadağın etti. Neye uğradığımızı şaşırmıştık. Gözü dönmüş Kazak işçiler tiner zannettikleri su dolu bidonları ortalığa dökerek ateşe vermek istedi. Allah'tan bidonların içinde su vardı. Yoksa bizleri diri diri yakacaklardı. Yaralanınca kaçıp Rusların konteynerlerine sığındım, bir süre baygın yatmışım. Saldırıyı bir gün önce yatakhanelere yapacaklarmış. Öyle yapsalardı felaket olabilirdi. Kazaklar, bir hafta önce de Filipinli bir işçinin kulağını kesmişti. O bölgede can güvenliğimiz yoktu. Şu anda o bölgede 25 arkadaşımız kayıp. Şirketler arasında yaşanan rekabette ENKA istenmiyor. Bu tamamen rant meselesi.Kazakistan, Türk burjuvazisi için tam bir yağma alanı. ENKA'nın Kazakistan'a götürdüğü işçilerin tamamı Emin Arslan gibi nitelikli işçiler. ENKA Kazak işçilere, Türkiye'den götürdüğü işçilere verdiğinin 4'te birini bile bulmayan korkunç bir sefalet ücreti dayatıyor. Kazak işçilerin infialinin zeminini, ENKA gibi şirketlerin Kazakistan'daki yağmacılığı, aşağılayıcılığı ve çalışma koşulları oluşturuyor. Ancak, emperyalistler arası ve sermaye arası rekabette işçilerin bu öfkesi, onları bölmekte ve birbirine kırdırmakta kullanılıyor.
Doğalgaz ve petrol kaynaklarıya Kazakistan emperyalistlerin istahını kabartan bir yağma alanı. Özellikle ABD ile Rusya arasındaki hegemonya mücadelesinin bir parçası.
Türkiye sermayesi 4.5 milyar doları müteahhitlik, 1.5 milyar doları ise doğrudan yabancı sermaye olmak üzere, ülkede ABD'nin ardından en büyük "yatırıma" sahip.