Kazakistan'da işçilerin öfkesi işçilere yöneldi

GÜNCEL
Pazar, 29 Ekim 2006 (19 yıl 11 ay önce)

Dokuz gün önce Kazakistan'ın Tengiz bölgesinde ENKA Holding'in şantiyelerinden birini ellerinde sopa ve demir çubuklar, hatta demir makaslarıyla basan Kazak işçiler şantiyedeki 280 Türkiyeli işçiye saldırdılar.

İşçilerin çoğu vücudlarında birçok kırıkla Türkiye'ye geri döndüler. Hepsinin gözlerinde ise aynı korku okunuyordu ve akılları geride bıraktıkları işçilerdeydi.

Başı ve burnu kırılan Erzurumlu elektrik teknisyen şefi 27 yaşındaki Emin Arslan şöyle konuştu:

Kazaklar, taş, sopa, demir makaslarla bir anda şantiyeyi darmadağın etti. Neye uğradığımızı şaşırmıştık. Gözü dönmüş Kazak işçiler tiner zannettikleri su dolu bidonları ortalığa dökerek ateşe vermek istedi. Allah'tan bidonların içinde su vardı. Yoksa bizleri diri diri yakacaklardı. Yaralanınca kaçıp Rusların konteynerlerine sığındım, bir süre baygın yatmışım. Saldırıyı bir gün önce yatakhanelere yapacaklarmış. Öyle yapsalardı felaket olabilirdi. Kazaklar, bir hafta önce de Filipinli bir işçinin kulağını kesmişti. O bölgede can güvenliğimiz yoktu. Şu anda o bölgede 25 arkadaşımız kayıp. Şirketler arasında yaşanan rekabette ENKA istenmiyor. Bu tamamen rant meselesi.
Kazakistan, Türk burjuvazisi için tam bir yağma alanı. ENKA'nın Kazakistan'a götürdüğü işçilerin tamamı Emin Arslan gibi nitelikli işçiler. ENKA Kazak işçilere, Türkiye'den götürdüğü işçilere verdiğinin 4'te birini bile bulmayan korkunç bir sefalet ücreti dayatıyor. Kazak işçilerin infialinin zeminini, ENKA gibi şirketlerin Kazakistan'daki yağmacılığı, aşağılayıcılığı ve çalışma koşulları oluşturuyor. Ancak, emperyalistler arası ve sermaye arası rekabette işçilerin bu öfkesi, onları bölmekte ve birbirine kırdırmakta kullanılıyor.

Doğalgaz ve petrol kaynaklarıya Kazakistan emperyalistlerin istahını kabartan bir yağma alanı. Özellikle ABD ile Rusya arasındaki hegemonya mücadelesinin bir parçası.

Kazakistan 1991 yılında bağımsızlığını ilan ettiğinde nüfusunun yüzde 70'i Rus'tu. Bu demografik yapı siyasi yapıyı da etkiliyordu. Önce başka ülkelerdeki Kazaklar ülkeye toplandı. Daha sonra ülkede yaşayan Tatar, Uygur gibi azınlıklar da Kazak sayıldı. Bu arada bağımsızlığın ilanının ardından boca edilen Kazak şovenizmi sebebiyle başta Ruslar olmak üzere ülkede yaşayan Ukrayna ve Beyaz Rusyalı'lar da göç ettiler. 1989'da 16 milyon 464 bin olan Kazakistan nüfusu 1999 yılına kadar her yıl yüzde 1 azalarak 14 milyon 953 bine indi. Fakat Rus nüfusu hala fazla olduğu için ülkenin başkenti Rusların ağırlıklı olduğu Almaata'dan Astana'ya taşındı.

1991 yılında Kazakistan bağımsızlığını ilan ettikten 15 dakika sonra Türkiye tarafından tanındı. Tekellerin ülkeye hücumu da aynı hızla oldu.

ABD ve İngiliz menşeili emperyalist tekeller petrol ve gaz endüstrisi ile elektirik ve madencilik gibi sektörlere yoğunlaşırken, Türkiyeli tekeller inşaat ve inşaat malzemesi, telekomünikasyon, gıda, otel işletmeciliği, tekstil ve hizmet sektöründe yoğunlaştılar.

Türkiye sermayesi 4.5 milyar doları müteahhitlik, 1.5 milyar doları ise doğrudan yabancı sermaye olmak üzere, ülkede ABD'nin ardından en büyük "yatırıma" sahip.

20 Ekim'de yapılan saldırı doruk noktası olsa da ne ilkti ne de son olacak. Kazak halkının yağmacı, mafyatik, asalak şirketlere karşı öfkesi giderek büyüyor. Ülkede daha önce de birçok ölümlü olay yaşanmış ve bu olaylar Türkiye'de saklanarak gündeme getirilmemişti.

Kazak halkı öfkelenmekte haklı olsa da milliyetçi bir temelde yükselen tepkinin hedefi yanlış. Bu öfkenin sorumlusu yabancı işçiler değil yabancısıyla yerlisiyle burjuvazidir.