Bu bir cinnet halidir; insanla, insanlıkla, en küçük bir insani değerle ilgisi yoktur, deliliktir!
Hasan Aslan
Kabil kardeşi Habil’e, ‘Haydi tarlaya gidelim’ dedi. Tarlada birlikteyken kardeşine saldırıp onu öldürdü. (Tevrat, Tekvin 4.)
Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil Kardeş Kabil) ‘Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim.’ dedi ve yaptığına pişmanlık duyanlardan oldu. (Kuran, Maide 31)
Oidipus’un iki oğlu Eteokles ve Polyneikes kral olmak için yaptıkları savaşta birbirlerini öldürürler; dayıları Kreon kral olur. Kral Kreon, Eteokles’in ölüsünü törenle gömdürür. Polyneikes’in ölüsünü ise savaşta komşu krallıktan yardım aldığı (ihanet ettiği) için gömdürmez. Polyneikes’in ölüsünü, kurdun kuşun yemesine razı olmayan kız kardeşi Antigone gizlice gömer. Kral Kreon emrine karşı gelen Antigone’yi canlı canlı bir kaya mezara-mağaraya gömer; Antigone burada intihar eder. Nişanlısı Antigone’nin öldüğünü duyan Kral Kreon’un oğlu Haimon yaşamına son verir. Oğlunun öldüğünü duyan Kralın eşi Eurydike de canına kıyar. (Sophokles, Antigone)
Ksenophon'un Anabasis'inde (Onbinlerin Dönüşü) yurtlarına dönebilmek amacıyla sürekli batıya -Mezopotamya'dan Ege kıyılarına -giden savaşçılar yalnız birkaç kez geriye dönerler:
Ölülerini toplamak, güzel cenaze törenleri ile onları gömmek, bulamadıkları cesetlere mezar yapıp (anıtın) üstüne taçlar koymak için… (Sosyal y. Syf. 196)

Cenevre Savaş Hukuku Sözleşmesi Fasıl II Madde 17 (12 Ağustos 1949 )
….bundan başka ölenlerin şerefli surette ve mümkün ise mensup bulundukları dinin merasimiyle gömülmesi ve mezarlarına hürmet edilmesi ve bunların mümkün olduğu takdirde milliyetlerine göre bir araya toplatılması ve tekrar bulunabilecek şekilde işaretlenmesi ve bakılması hususlarına dikkat edecekler ve bu maksatla, muhasamatın başında resmî olarak bir mezarlıklar servisi kuracaklardır. Bu servis mezarların yerleri ne olursa olsun cesetlerin tekrar mezardan çıkarılıp teşhis ve icabında memleketlerine sevk edilmelerini sağlayacaktır.
İnsanlıktan söz edildiğinde ilk konuşulanlardan biri de ölüm-ölü, ölü gömme törenleri, mezarlık… vb.dir. Tarih bunu, tarih-öncesinin ilk bulgu-belgelerinden günümüze kadar, işaretler. Bu olgu dini ve dünyevi (devlet-yasa…) bütün yönlendirmelere karşın her toplumun kendi içerisinde bile çok farlılıklar gösterir ve toplumların dokunulmazıdır. Defteri kapanmış ölü beden iyiliğiyle ve kötülüğüyle yaşayanlara emanettir; bu emanetin ‘yer’ine ulaştırılmasından düşman bile muaf değildir.
Gencecik ölü bedenlerin sürüklenerek-bombalanarak parçalandığı, kurda-kuşa yem olsun diye dağ başlarına atıldığı; eline kına yakılan ölü kuzuların ana koyunlarında yatırıldığı, soğuk dondurucularda/konteynerlarda bekletildiği; ailelerin çocuklarına son görevlerini yapmalarına izin verilmediği; mezarların-mezarlıkların parçalanıp dağıtıldığı yerde…
(Bu durumu gerekçelendirmek-açıklamak için birçok toplumsal-ekonomik-siyasal neden sıralanabilir: vatan, millet, din, iktidar… Sayılsa ne olur, sayılmasa ne olur! Bu bir cinnet halidir; insanla, insanlıkla, en küçük bir insani değerle ilgisi yoktur! Deliliktir! )
…Artık söylenecek söz kalmamıştır!