Sivil savunma mevzileri

Cudi Mahallesi’ndeki sivil savunma alanlarını ziyaret ederek mevzilerde nöbet tutanlarla sohbet ettik

AGÎRE JÎYAN
Pazartesi, 28 Eylül 2015 (10 yıl 6 ay önce)

Cizire’deki ilk günün akşamı Cudi Mahallesi’ndeki sivil savunma alanlarını (mevzileri) ziyaret ettik.



 



Mevzilerde nöbet alanlarını dolaştık ve nöbet tutanlarla sohbet ettik.

 



1. Nöbet yeri



Alınteri: Burayı nasıl tanımlıyorsunuz?

Mevzi Nöbetçisi: Buralar mahallenin güvenliğini sağlamak için sivil savunma alanlarımız. Halkın katledilmesini 9 günlük abluka döneminde gördük. Devlet olsun havuz medyası olsun burada yirmi dört PKK’linin öldürüldüğünü söylüyor. Öldürülenlerin hepsi sivil haktandı.





Bizler de halkımızı ve kendimizi, akrabalarımızı korumak için böyle bir alanlar oluşturduk. Öldürülenlerin hepsi de keskin nişancılar tarafından öldürüldü. Bu katliam devletinde hiçbir mekanizmasını tanımayarak kendi özyönetim savunma alanlarını ve mevzilerimizi oluşturduk.



 



Alınteri: Nasıl organize oldunuz?

MN: Şu süreci az çok görebiliyorduk. Bizim seçtiklerimiz, bizi yönetmesini istediğimiz kişiler ve kurumlar vardı. Seçilmişlerin çoğu gözaltına alındı. Tutuklandı. Belediye başkanlarımız görevden alınıyor. Parti yöneticilerimiz tutuklanıyor. İl, ilçe encümenlerimiz alındı. Atanan devlet görevlileri daha bir gün olsun bizi arayıp sormadı. Yanımıza gelmedi. Sokaklarımızda dolaşmadı. Sorunlarımızı bir gün olsun dinlemediler. Yetmiyormuş gibi bir de bizleri katletmeye geliyor. Atananların bizi yöneteceğine de inanmıyoruz. Bizim seçtiklerimizin yanımıza gelmelerine dahi izin vermiyorlar.



 



Alınteri: Mevziler sadece Nur ve Cizre mahallerinde mi var?

MN: Şehrin yüzde 80’nin birçok kısmında var. Devletin baskı yaptığı yerler yoğunluklu olarak burası olduğu için burada mevzilenme daha çok oluyor. Halk artık kendi kendini yönetmek istiyor. Devlet kamu düzenini sağlamak için operasyon yaptığını söylüyor. Kamu kim halk değil midir? Kamu biziz. Bizim düzenimizi bizi öldürmekle sağlıyorsa biz de varsın sağlamasın diyoruz. Bu kadar! Mevzileri görüyorsunuz burada herhangi bir ağır silahımız yok. Roket gibi savaş aracı kullanma teknik bilgimiz de yok. Tamamen halkın iradesi var burada. 7’den 70’e bütün halk burada. Mevzide nöbet tutanlar da halk tarafından besleniyor. Yemeği, sigarası, yatacağı yer, giysisi halk tarafından temin ediliyor.



 





 



Alınteri: Nöbetler belli bir saatte mi başlıyor?

MN: 24 saat sürekli nöbet var. Gündüzleri arkadaşlar görünmeyecek şekilde konumlanıyorlar. Akşamları da gördüğünüz şekilde konumlanıyoruz.



 



Alınteri: Gündüz Nur Mahallesini dolaştık bu şekilde bir konumlanma yoktu...

MN: Gündüzleri dediğim gibi görünmeyecek şekilde ama bir şey olduğunda da hemen ortaya çıkarlar. Sayı olarak mevzilerin stratejik konumuna göre sayılar değişkendir. Ama en az 10 kişi bir mevzidedir. Tabii gündüz tutanlarla akşam tutanlar değişir.



 



Alınteri: Mevziler arası iletişim nasıl sağlanıyor?

MN: Telsiz olur, kimi zaman bireyler olur. Onu çözmüşüz.



 



Alınteri: “Oğlun Ölmeden Kampanyası”ndan bahsettim. Ne diyorsun?

MN: Ben askere gitmiyorum zaten. Askere gitmeyi anlamsız buluyorum. Bu TC Ordusu’nda öldürülmüş kimseyi küçümseyip bu şekilde ötekileştirmiyoruz. Hiçbir şekilde ölümlerin yaşanmasını istemiyoruz. Askerliğin zorla dayatılmasına karşıyız. Kardeşin kardeşi öldürmesine, kırdırtmasına karşıyız zaten. Bu nedenle bu kampanyayı kesinlikle anlamlı buluyor ve selamlıyoruz. Hem Alınteri Gazetesi’ni hem de Oğlun Ölmeden Kampanyası’nı takip edeceğiz.



 





 



2. Nöbet yeri

 



Alınteri: Cudi Mahallesi’nin nasıl bir yapıya sahip, güvenliğini nasıl sağlıyorsunuz?

MN: Cudi Mahallesi 10 kilometrekare genişliktedir. Cizre nüfusunun yarısı burada yaşar. Buradaki mevziler tamamen kilit noktalara kurulmuştur. Devletin mahalleye herhangi bir sızması olursa en çok zarar görecek noktalardan biridir. O yüzden buranın güvenliği diğer yerlere göre daha güçlüdür.



 



Alınteri: Mevzileri neye göre konumlandırdınız?

MN: Buraya açılan diğer semt girişleri tutulmuş durumda. Sadece bir nokta açık tutulmuş onu da arabaların geçiş yeri olarak bıraktık. Ambulans gelir, yangın çıkar bunlar için açık bıraktık. Mevzilerle birli te hendek kazmalar da var. Bu da hem kendimiz hem de insanlarımız için. Bir daha abluka altına alınırsak daha fazla sivil katledilmesin diye böyle bir önlem aldık. Gelmeden ne kadar insanı katlettiklerini gördük. Gelip mahalleye girerlerse burada insan kalmaz. Bunu bildiğimiz için de kendi önlemimizi aldık. Buralar PKK savunmaları değil. Buraları halk savunuyor.



 



Alınteri: Nur ve Cudi’ye neden bu kadar yüklendi devlet?

MN: Nur Mahallesi küçük bir mahalle. Bir de askeriyenin konuşlandığı bir mahalle; askeriye Nur Mahallesi’ni hilal şeklinde kaplamış gibi. Bir ucunda Cizre ilçe jandarma ve çevik kuvvet lojmanları var. Tam orta kısmında Garnizon Komutanlığı var. Diğer ucunda da tabur komutanlığı var. Buralar keskin nişancıların tam net gördüğü yerler. Bütün gücünü orada kullanmıştır. Katliamın yarısını Nur’da gerçekleştirmiştir. Kobanê’den hiçbir farkı kalmamıştır. Bu kadar kin ve nefretle bir halkın üzerine gidilmez. Envai çeşit silah kulandılar. Tanklardan tutun, havan toplarından… Özellikle su depolarını ve trafoları patlattılar. Bu kadar nefretle bir saldırı olur mu? Osman Çağan’ın ne suçu vardı? Taradılar resmen çocuğu.





Nur mahallesi ile Cudi arasında bir cadde vardır. Oda İdil Caddesi. Zaten Nur ele geçseydi Cudi daha fazla etkilenirdi.



 



Alınteri: Söylemek istediğin başka bir şey var mı?

MN: Biz katliamların durmasını istiyoruz. Artık barış istiyoruz. Bak, kendi dillerini konuşuyorum. Biz bir yere göç etmeyiz. Hepimizi öldürseler bile burayı terk etmeyiz. Aynı şey oyumuz için de geçerli. Partimiz var ve ona oy vereceğiz. Artık savaş istemiyoruz, gözyaşı ve kan istemiyoruz; hemen barış olsun diyoruz.