Her yer kan ve katliam kokuyor

Aziz Güler'in cenazesi ömür boyu sevdiklerinden uzak kalmayacak! Bunun için ne yapılması gerekiyorsa yapılacak!

GÜNCEL
Pazartesi, 28 Eylül 2015 (11 yıl 1 ay önce)

Selma Gülmez



 



Kadınız, anneyiz, dokuz ay karnımızda, koynumuzda taşıyoruz. Dokuz ay merakla bekliyoruz. Sağlıklı olacak mı, saçları kıvrımlı mı acaba; esmer mi sarışın mı yoksa kumral mı olacak; gözleri ne renk kimbilir... dile kolay dokuz ay bedeninizde ikinci bir can taşıyorsunuz.



 



Zamanı gelip doğduğu an, dokuz ay hiç o zahmetlere katlanmamış gibi bir hafiflik, bir mutluluk hissediyorsunuz. İlk kucağınıza alıp alnından, minicik parmaklarından, pamuk gibi ellerinden öpüp, kokladığınız zaman, sanki dünyalara sahip olmuş gibi hissediyorsunuz.



 



Sesler çıkarır, ağlar, sonra ilk kelimeler dökülür minicik dudaklarından; gözlerinin içi hiç acı çekmeyecekmiş gibi pırıl pırıl parlayarak gülümser bu kirli dünyaya... Daha küçüktür, bu dünyanın nasıl kirli ve katliam dolu olduğunu bilmez ki...



 



İyi bir insan olarak yetiştirmeye çalışırız onu; doğru olsun, kimsenin hakkını yemesin, haksızlıklara boyun eğmesin, hiç kimseye de haksızlık etmesin isteriz. Çalmasın, çırpmasın, kötülüğe göz yummasın isteriz. Öyle yetiştirmeye çalışırız gözümüzün nuru biricik evladımızı.



Büyür yavaş yavaş, arkadaşlar edinir, kimi zaman dayak yer gelir. Kafası yarılmış, yüzü gözü, kan içinde gelir eve sonra. Onuru incinir belki, öyle görünce canımız parçalanır, içimiz acır.



Büyür kocaman olur. Hayatını artık kendi belirleyecek, yolunu seçecektir. Tam da bizim istediğimiz gibi dürüst biri olur -bazen tam tersi de olabilir. O zaman çok üzülürüz, hayatımız kararır. “Böyle mi yetiştirdik, böyle mi olasın dedik, böyle mi öğrettik hayatı sana” der ve kahroluruz.



 



Gün gelir kocaman bir kavganın içine girer; insanlık adına, tüm dünya insanları barış, mutluluk ve kardeşlik içinde, insanca yaşasın ister. Seçtiği yolda ölümü korkusuzca göğüslemek vardır. Kurşunlara bedenini siper etmek vardır. İçimiz yansa da engel olmayız çünkü biz de bunun için mücadele ederiz.



 



İşte Aziz Güler de hayatını, yaşamını nasıl şekillendireceğine karar veren binlerce onurlu gençten biridir. “Kobane’de IŞİD’e karşı savaşmak, insanlık için savaşmaktır” diyerek bir halkın özgürlüğü için canını ortaya koyanlardan biridir.



 



Günün birinde onun ölümsüzleştiği haberi gelir. Ana yüreğine ateş düşmüştür; belki günlerce, aylarca haber bile alamamıştır. ‘Bir gün, belki bir gün çıkar gelir, anacığım diyerek sarılır’ diye beklemiştir ana yüreği... Ama olmadı, kendisi gelmedi, gelemedi. Hiç olmazsa cenazesini görmek, elleriyle yıkayıp mezarına koymak ister. Ama katil devlet Aziz Güler’in cenazesinin sınırdan geçirilmesine izin vermez. Mezarlıklara saldıran, yakan yıkan, artık devrinin bittiği korkusuyla daha da saldırganlaşan AKP Hükümeti, Aziz Güler’in cenazesinin üzerinden bile acılar yaşatmaya kararlıdır. Hiç şaşırmadık.



 



Faşist rejim ve hükümeti, onlarca gerilla cenazesini günlerce kızgın sıcağın altında sınırda bekletti, ailelerine teslim edilmesine izin vermedi. Kürt illerinde yakın zamanda başlatılan ve hala gözü dönmüş bir kinle sürdürülen saldıralar Cizire’de, Silvan’da, Sur’da, Silopi’oe çocukları katletti. Minicik bedenlerin, okul çağındaki çocukların bombalarla parçalanması emrini verdi. Her yer kan, her yer katliam kokuyor.



 



Ama nafile, ne yaparlarsa yapsınlar halkların kardeşliğinin önüne geçemeyecekler. O günler geride kaldı. Cin şişeden çıktı bir kere. Aziz Gülerin cenazesi ömür boyu sevdiklerinden uzak kalmayacak! Bunun için ne yapılması gerekiyorsa yapılacak! Anısı bizimle büyüyecek olan Aziz Güler’in, mücadelede sakınmadığı bedeni ailesine, yoldaşlarına teslim edilecek!