Ankara Barış Bloku, 2015'te Cizre'de katledilen 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın davasının görüldüğü 2 Ekim'de eylem yaptı
Ankara Barış Bloku, 14 Ocak 2015’te polis tarafından öldürülen 12 yaşındaki Nihat Kazanhan’ın davasının görüldüğü 2 Ekim 2015 günü “Çocuk ölümlerine dur!” demek, barış-özgürlük talebini bir kere daha yükseltmek için basın açıklaması ve oturma eylemini 18:00’de Yüksel Caddesi'nde yaptı.
Ali İsmail gibi, Cizre’de sokakta arkadaşlarıyla oyun oynarken, polisin zırhı araçlarından açılan, devletin yasal mermileriyle açılan kurşunlarla 12 yaşındaki Nihat Kazanhan katledildi. Dönemin İçişleri Bakanı “O gün orada polisler görevli değildi, silah kullanılmadı” dedi. Ama görgü tanıkları ve görüntülerde polisin Nihat Kazanhan’ı katlettiği açıkça görünüyordu.
Bugün Cizre’de Nihat’ın davası görüldü. Bu katliam organizedir, emirleri verenler vardır, katilleri koruyanlar vardır ancak tutuklu olarak yargılanan sadece tek bir polis. Ancak, bizler bu katilleri yargılanmasının takipçisi olacağız, hesap soracağız ve hesap verecekler. Halklarımızı, çocuklarımızı bu devlete katlettirmeyeceğiz.
Basın açıklamasını Gündem Çocuk’tan Ezgi Koman okudu. Basın açıklamasından şunlara yer verildi:
Nihat Kazanhan, Şırnak'ın Cizre ilinde 14 Ocak günü öldürüldüğünde 12 yaşındaydı.
6-8 Ekim 2014 tarihinde Kobane'de yaşananları protesto etmek amacıyla yapılan gösterilerin ardından çıkan olaylar, Nihat’ın öldürüldüğü 14 Ekim’e kadar devam etti. Cizre Türkiye'nin en çocuk nüfusunun en yoğun olduğu yerlerinden biridir. Bu süre içerisinde polis şiddeti sebebiyle yaşanan olaylarda, sadece Cizre'de en az altı çocuk Nihat gibi yaşamını yitirdi.
Nihat'ın ölümünün ardından, İçişleri Bakanlığı Nihat'ı öldüren kurşunların polis tarafından kullanılmadığını, Nihat'ı polisin öldürmediğini açıkladı. 20 Ocak'ta, yani Nihat'ın vurulmasına ilişkin görüntüler ortaya çıktıktan sonra, İçişleri Bakanlığı ikinci bir açıklamayla güvenlik güçlerinin sorumluluğunun olabileceğini söyledi.
Açılan soruşturma kapsamında olay günü görev yapan Mardin Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube'sinde görevli polis memuru H.V. şüpheli olarak gözaltına alındı ve tutuklandı.
Malatya Cezaevi'ne gönderilen H.V. daha sonra olayla ilgili gerçekleri anlattı. Cizre Cumhuriyet Savcısı ve Cizre Sulh Ceza Mahkemesi'ne ifade veren H.V., ‘M.N.G. pompalı tüfeğiyle çocuklardan tarafa hedef gözetmeksizin 3-4 el ateş etti. Ateş ettiği esnada M.N.G.'nin başında siyah bir bere vardı. Ateş etmesiyle birlikte yolun karşısında duran bir çocuk yere düştü’ dedi.
H.V. bu ifade üzerine tahliye edildi. H.V.'nin ifadesinde Nihat Kazanhan'a ateş ederek öldürüldüğünü öne sürdüğü özel hareket polisi M.N.G. ise Ankara'da tutuklandı.

Tutuklu polis M.N.G. ‘olası kast ile nitelikli insan öldürmekten’ müebbet hapis cezası, tutuksuz olan komiser yardımcısı U.İ. ile özel harekat polisleri H.V., O.Ç. ve G.T. de ‘kamu görevlisinin suçu bildirmemekten’ 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor.
Bugün 3. duruşması yapılan davada, sadece silahı kullanan değil, suç bildirmeyen ve bu emri veren polislerin de cezasız kalmaması gerekiyor. Duruşmada, olayı amirlerine bildirdiğini söyleyen ve bunu duyan polis arkadaşlarının olduğunu M.N.G.'nin verdiği ifadeye tanıklık insanlık adına utanç verici. 12 yaşındaki bir çocuğun ölümüyle ilgili hiçbir gerçeği dile getirmeyen polisler, hiçbir şey görmediklerini, duymadıklarını, bilmediklerini söyleyerek üç maymunu oynuyor.
Nihat'ın kendi yaşındaki arkadaşları ise, kendi talepleriyle mahkemede tanıklık yaparak gördükleri, duydukları ve bildikleri her şeyi, polisin Nihat oyun oynarken ona nasıl ateş ettiğini, ateş etmeden hemen önce yüzüne maske taktığını, olay sonrasında geri gelip boş kovanları toplandığı, kendilerini ‘Sizi de Nihat gibi geberteceğiz’ diyerek tehdit ettiklerini, cesaretle ve insanlığa olan umudunuzu asla kaybetmeyin dercesine anlattılar.
Nihat'ın davası devam edecek. 11 Aralık'ta 4. duruşma görülecek. Nihat'ın arkadaşlarının varlığı ve cesaretleri bize gösteriyor ki, adalet bir gün mutlaka yerini bulacak.
Ancak Kürt sorununda çözümsüzlük siyaseti ile tırmandırılan çatışma ortamı sebebiyle bugüne değin yüzlerce çocuk yaşamını, binlerce çocuk yakınını kaybetti. Nihat bunlardan sadece biri.
Binlerce çocuk işkence, kötü muameleye maruz kaldı, insanlıkdışı uygulamaların izleriyle büyüdü. Geleceğe dair umutları, hayalleri kısıtlandı. 2012 yılında başlayan çatışmasızlık süreci, bugüne değin yaşanan hak ihlallerinin onarılması ve bir daha yaşanmaması için bir olanak idi. Ancak 7 Haziran 2015 genel seçimlerinden hemen sonra, şiddeti ve çatışmayı körükleyen, barış, özgürlük ve demokrasi karşıtı tutumlar ve söylemler bu olanağı yerle bir ederken yine çocukların ölümüne sebep oluyor.

Biz 30 yıldan fazladır siyasi iktidarlar tarafından körüklenen ırkçı milliyetçi politikalar sebebiyle yaşanan çatışmanın başta çocuklar olmak Türkiye'de yaşayan herkesi derinden etkilediğini biliyoruz. Faili meçhul cinayetleri, kaybedilmeleri, zorla yerinden edilmeleri, yargısız infazları, tutuklanmaları unutmadık. Bunları daha fazla yaşamak, bunlara daha fazla tanık olmak istemiyoruz.
İşte bu nedenle, bir kere daha, daha yüksek sesle söylüyoruz: Artık tek bir çocuğun ölümüne tahammülümüz yok!
Anketlere yansıyacak hiçbir oy, insanların canından daha önemli değil. Kamu güvenliğini sağlamakla yükümlü olan siyasi iktidar başta olmak üzere savaş söylemleri ve eylemlerinden derhal vazgeçilmelidir. Savaşa, savaşın getirdiği gerilime, şiddet ortamına karşı barıştan yana taraf olanların sesinin daha çok çıkması insanların, çocukların ölmemesi için şarttır.
20 Temmuz'da başlayan çatışma ve şiddet ortamında bugüne kadar, yani son 73 gün içerisinde 20 çocuk yaşamını yitirdi. Bu çocuklar için, aileleri için, arkadaşları için üzgün ve öfkeliyiz. Bu ölümlerin sona ermesi için bizler neler yapılacağını biliyoruz. Durmadan söylüyoruz. İşte burada, duymayanlara, görmeyenlere, bilmeyenlere ve bilmek istemeyenlere yeniden ısrarla söylüyoruz:
1- '18 yaşına kadar herkesin, çocuk olduğu asla unutulmamalı, benzer bir olayın tekrarlanması için de öncelikle iki çocuğu öldüren, bu ölümlerin emrini veren her kim ya da kimlerse cezasız bırakılmamalıdır.
2- Devlet bir an evvel başta çocuklar olmak üzere sivil halkın yaşam hakkını ihlal eden şiddetten vazgeçmelidir.
3- Kürt sorunuyla ilgili diyalog ve müzakere süreci yeniden başlamalıdır. Savaş, şiddet ve çatışma ortamından çıkabilmek için başta devlet olmak üzere herkes üzerine düşen görevi bir an önce yerine getirmelidir.
Tek bir çocuğun daha ölmemesi ancak yeniden barışta mümkün!
Çocuklar için hemen barış, yeniden barış!
Ankara Barış Bloku
Basın açıklamasının ardından oturma eylemine geçildi. Oturma eylemine geçildiği sırada, Yenikapı Tiyatrosu “Barış” konulu bir sokak tiyatrosu gösterimi yaptı.
Son olarak Nihat’ın annesinden bir video mesaj gösterimi yapıldı. Video gösteriminden sonra eylem sonlandırıldı.