Kürtler onlara ne yapmış?

Cizre’de katledilen Sait Çağdavul’un annesi Gurbet oğlunu anlattı…

AGÎRE JÎYAN
Cumartesi, 3 Ekim 2015 (10 yıl 6 ay önce)

Cizre’de katledilen Sait Çağdavul’un annesi Gurbet oğlunu anlattı…



Alınteri: Seni tanıyabilir miyiz?

Ben Gurbet Çağdavul. Sait Çağdavul’un annesiyim. Sait 19 yaşındaydı, iki ay önce 19’una girmişti.



 



Alınteri: O günü anlatabilir misiniz?

: Bizim evimize ateş ettiler ve biz dışarı çıkmak zorunda kaldık. Seyit de bizim arkamızdaydı. Biz sokaktan kayınbabamın evine geçmeye çalışırken o, arkamızdan gelmedi. Babası Seyit’e bakmak için gitti. Sürekli silah sesleri geliyordu, geliyordu ama biz koşmaya başladık, birkaç dakika geçti o gelmeyince ben bağırmaya, ağlamaya başladım. Babası dedi ki “Aha Seyit vurulmuş, düşmüş… Seyit kapımızın önüne düşmüş.” Babası diyor ki ‘vurulmuş’, ben de o an kendimden geçmişim… O anı hiç unutamıyorum! Kendimi çok kötü hissettim, Seyit’in vurulduğu an içimde bir yangın oldu. İnsan çocuğunu kaybedince ne hissedebilir ki, kendimden geçtim. 4 çocuğum daha vardı, eşim vardı, ben vardım. O evde kalsaydık hepimiz ölürdük, sürekli silah sesi, bomba sesi geliyordu. Çok şey yaşadık…



 



Alınteri: Sait’i anlatabilir misin?

: Sait çok şakacıydı, arkadaşlarını seviyordu, bana iyi davranıyordu. Çalışıyordu sabah 8.00’de işe gidiyor, akşam 19.00’da eve dönüyordu, babasına destek çıkıyordu. Arkadaşlarıyla arası çok iyiydi, arkadaşları sürekli bize gelirdi o da arkadaşlarına giderdi, yemeğe giderdi. Sait öyle bir çocuktu işte… Bana düşkündü, bazen bana yardım ediyordu. Ben hasta olduğum için bana yardım ederdi; yatakları sererdi, kaldırırdı. Bazen ona çay yaptırırdık, onun çayını içerdik…



 



Alınteri: Bir anne olarak kendini nasıl hissediyorsun?

: Çocuğunu kaybeden bir anne olarak, ben Türkiye’ye sesleniyorum; barış istiyorum; çok acısını yaşadım, başkası yaşamasın! Ne asker ölsün, ne fakir asker ailesi ağlasın ne gerilla ölsün ne gerilla annesi ağlasın ne de halktan biri ölsün. Kimsenin içi yanmasın! Ben yaşadım kimse yaşamasın!



 



Çok kötü bir acıdır öyle bir acıyı Allah hiç kimseye yaşatmasın! İnsan ölmek için dua ediyor, ‘keşke ben ölseydim de bu acıyı yaşamasaydım’ diyor. Barış istiyorum! Ne olursa olsun elimi kolumu uzatıyorum ne olur, onlar da elini kolunu uzatsın. Barış İstiyorum! Silahla savaşmak istemiyorum! Kalemle barış istiyorum! Masanın üstünde kalemle konuşmak istiyorum. Derdimin bütün Kürtlere ve Türklere vesile olmasını diliyorum. Ben bu acıyı yaşadım başka biri yaşamaz inşallah!



 



Anneler hep acı çekiyorlar, hep yoksulluk içinde çocuklarımızı büyüttük. Saray istemiyoruz, mal mülk istemiyoruz, çocuklarımızla rahatlıkla kendi evimizde beraber olmak istiyoruz. Çocuklarımıza kötü davranmasınlar eğer böyle olursa bütün gençlerimiz sokaklarda olacak. Ne istiyorlar bizim çocuklarımızdan? Onlar çocuklarını okutuyorlar, Avrupa’da okutuyorlar, onların çocukları yurtdışına çıkıyor, para içinde yaşıyor, biz yoksulluk içinde yaşıyoruz. Ne istiyorlar Kürtlerden? Kürtler onlara ne yapmış. Biz onların evine girmemişiz, onların parasını almamışız. Türkiye’de Kürtlere yatırım yapılmıyor. Biz kendi çabalarımızla çocuklarımızı büyütüyoruz, çalışıyoruz, sürekli onların işini biz yapıyoruz, onlara çalışıyoruz. Bütün Kürtler çalışıyor hepsini Erdoğan alıyor. Bir iş imkânımız yok, bize bir fabrika yapılmıyor, bir iş alanımız yok! Herkes gelsin bütün devletler gelip baksın imkân var mı burada? Eğer Habur Sınır Kapısı olmasa bütün şehirler ne olacaktı acaba? Herkes Habur Kapısı’na koşuyor, başka kapı yok Türkiye’de, bizim Kürtler olarak, Habur’dan başka ekmek kapımız yok!



 



Alınteri: Kürt sorunu sence nasıl çözülür?

: Kürt sorunu bence masa üstünde Öcalan’la konuşularak çözülür, zaten görüşülüyor, millet biliyor. Erdoğan diyor ki; para bizim olsun Kürt çocukları ölsün Türk çocukları ölsün, benim sarayım büyüsün.



 



Alınteri: Savaş neden hep yoksulları etkiliyor?

: Çünkü onun çocukları ölmüyor, ailesi askere gitmiyor çünkü onların parası var ama yoksul insanlar askere gidiyor.



 



Alınteri: Son olarak ne söylemek istersin?

: İki şey söyleyeceğim. Biri, artık yeter diyorum. Barış istiyorum sadece, başka bir şey istemiyorum. Şu anda anneler ağlıyor korku içinde yaşıyor, bebeklerimiz gece yatmıyor, 3 yaşında kızım var geceleri uyumuyor. Herkes korkuyor burada. Aileler baba evine dönüyorlar, başka yerlere gidiyorlar.



 



İkincisi, Kürtler oylarını ona vermeyecek. Kürtler oylarını kendine verecek! Ben oylarımı kendime kullanıyorum. Bize hiçbir faydası olmamış; bize hiçbir şey yapmadı neden ona oyumu vereyim?! Kaç kere verdim de ne oldu? Dertlerden acılardan başka bize ne verdiler? Bize hiç bir şey vermediler. Gençlerimiz işe gidiyor orada bıçaklanıyor. Fındığa gidiyorlar, oradan kovalanıyorlar. Onlara soruyorum ne istiyorlar bizden? Neden haklarımızı elimizden aldılar ve neden hala bizleri rahat bırakmıyorlar?! Dedelerimiz Çanakkale’ de onlarla birlikte savaşmadı mı? Kürtler onlarla omuz omuza savaşmadı mı?! Bizler onların şehirlerine gitmedik kendi evlerimizde oturuyoruz ne istiyorlar bizden?!



 



Oğlun Ölmeden