HDP’nin Kadın Beyanname toplantısı 10:30 da Dünya Ticaret Merkezi’nde başladı
Toplantının açılış konuşmasında, “Ölümle anılır olduk bu coğrafyada. Tanrıçalarımızdan özgürlük aşkını ve direnme ruhunu miras aldık. Gömüldük betonlaşan, yakılıp kül edilen, taşlanıp öldürülen, kümeste diri diri toprağa gömülen, boynuna ilmik geçirilen kadın gerçekliğinde var etmeye devam ediyoruz kendimizi. Bunun için inadına kadın inadına HDP diyoruz” denildi.
Açılış konuşmasından sonra devrim mücadelesinde ölümsüzleşenler için saygı duruşunda bulunuldu.
İzleyen dakikalarda “Özgür Kadın” konulu sinevizyon gösterimi yapıldı.
Gösterimin sona ermesinin ardından KJA Eş Başkanı Selma Irmak konuşmasını Kürtçe yaptı.
Ardından HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ konuştu:
7 Hazirandan bugüne Türkiye halkları bütün ezilen halklarımız için çok önemli tarihsel ve kritik bir sürece girdik. 7 Haziran’da hep birlikte büyük bir başarı elde ettik. 7 Haziran’da Halkların Demokratik Partisi’nin kazandığı seçim zaferi aynı zamanda kadın iradesinin kadınların demokratik siyasete katılımının zaferiydi. Ama 7 Haziran seçim sonuçlarını tanımadılar. 7 Haziran’da ortaya çıkan halk iradesini tanımadılar. 7 Haziran demokratik seçim sonuçlarına damgasını vuran kadın iradesini tanımadılar. 1 Kasım’da yeniden bizlere dayatılmış bir seçimle karşı karşıyayız. Ama bugün kadınlar olarak çok açık ve net bir şekilde yeniden söylüyoruz bizim demokratik irademizi tanımayanı biz de tanımayız.
Bu erkek egemen siyasi iktidar, iktidarla iktidarcılıkla ve hırsla gözü kararmış bu siyasi yapı, kadınların her alanda yaşamın dört bir yanında şekillenen gücünü ve iradesini de karşısına aldı.
7 Haziran’dan hemen sonra seçim sonuçlarından kendisi için bir başkanlık ve diktatörlük, tek adam diktatörlüğü, bir erkek diktatörlüğü çıkmayacağını anlayan saray ve AKP, bu seçim yenilgisinin acısını halktan çıkarmaya ve hesabını halktan kadınlardan sormaya yöneldi.

7 Haziran’dan sonraki süreç iktidarını kaybedenlerin halka savaş açtığı bir süreç oldu. Bu dönem içerisinde halkın demokratik iradesinin 7 Haziran seçim sonuçlarında ortaya çıkan tablonun her düzeyde tahrip edilmesi ve bütün bir topluma korku salınması hedeflendi. Bütün bu süreç boyunca 400 milletvekili için başkanlık sistemi için yola çıkan ve buna kilitlenmiş bir siyasi yapı halkın bütün demokratik taleplerini ve iradesini çiğneyip geçti. Bunun karşısına duran halkımıza ve kadınlara yönelik de baskının şiddetin ve zulmün dozajını artırdı.
7 Haziran seçim sonuçları Halkların Demokratik Partisi açısından bizler açısından değil sadece bütün Türkiye toplumu bakımından çok önemli bir kazanımdı. 7 Haziran seçim sonuçlarından sonra Halkların Demokratik Partisi ve bizler merkezi erkek egemen siyaset içerisinde kadın iradesinin ve temsiliyetinin ne anlama geldiğini çok güçlü biçimde gösterdik. Türkiye tarihinde ilk defa meclis çatısı altında bir kadın gurubu oluşturuldu. Ve kadının eşit temsiliyetine giden yolda çok önemli bir başarı elde edildi. Ama çok kısa süre içerisinde bu duruşu, bu kazanımı hazmedemeyenler buna ideolojik ve siyasi düşmanlık besleyenler, halkın her düzeydeki kazanımlarını yıkmaya ve yağmalayama yöneldiler. İşte başlatılan savaş, bütün Türkiye halklarını ve kadınları cenderesine alan bu çatışma ölüm ve zulüm siyaseti 7 Haziran seçim sonuçlarını hazmedemeyen sindiremeyen erkek egemen iktidarın bir sonucuydu.

Tam da bu dönemde savaşın yarattığı karanlığa karşı kadınla direnişe durdu. Zılgıtlarıyla özsavunma ve özyönetim iradeleriyle omuz omuza veren ve inatla mücadele eden duruşlarıyla bu savaş karanlığı içerisinde kadınların barışın öncüsü ve barışın umudu olabileceğini gösterdiler. Cizre’de, Silvan’da Silopi’de, Varto’da, Nusaybin’de ve birçok ilde kadınlar her gün top mermileri altında, kurşun sağnağı altında yaşamaya mecbur bırakıldılar. Kürt halkına karşı ilan edilmiş bir savaşta sadece 94 sivil katledildi.
Bunların içinde kadınlar vardı. Kadınlar belki bir taraftan zulmün, haksızlıkların en ağırına, en koyusuna maruz bırakıldılar. Kurşun, bomba sağanağı altındayken Cizre’de olduğu gibi kadınlar zılgıtlarıyla direndi. Buradan Cizre’deki kadınlara ve özyaşamı ve özyönetim iradesi için direnen bütün kadınlara selam olsun. Sarayın savaşını durduracak olanlarız. Yeni yaşamın teminatı ve öncüsü olacaklarız. Sonuna kadar savaşta ısrar edenlere karşı bizler sonuna kadar barışta inat edeceğiz. Sonuna kadar baskıda, zulümde, yüzsüzlükte, sömürüde ısrar edenlere karşı sonuna kadar özgürlük, eşitlik ve demokrasi diyeceğiz.

Yüksekdağ’ın konuşmasının ardından HDP kadın adayları sahneye davet edildi. Etkinlik alkışlar ve zılgıtlar eşliğinde sona erdi.