AKP Kürdistan’ı kaybetti

Meya-Der yönetiminde yer alan Şerafettin Elçi ile Cizre, Cudi, Kürt sorunu üzerine konuştuk

AGÎRE JÎYAN
Pazar, 4 Ekim 2015 (10 yıl 6 ay önce)

Meya-Der (Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Kültür Derneği) yönetiminde yer alan Şerafettin Elçi ile Cizre, Cudi, Kürt sorunu üzerine konuştuk



 



Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?



Şerafettin Elçi. Cizre Meya-Der yönetiminde yer alıyorum. Aynı zamanda Cizre Belediyesi Meclis Üyesi Daimi Encümeni’yim.



 



Alınteri: Cizre’nin yaşadığı 9 günü anlatır mısın?

ŞE: 9 günlük abluka sokağa çıkma yasağı aslında bu devletin yaptığı Cizre halkını korkutup sindirme politikasıydı. 9 gün içerisinde devlet çocukların psikolojisini gerçekten bozdular, ama Cizre halkını hiç kimse sindiremez. Cizre halkı ‘90’lı yılları geçiren bir halktır. Bu savaş Türk-Kürt savaşı değildir, hepimizin bildiği gibi saray savaşıdır. AKP’nin çetelerinin savaşıdır. O yüzden ne Kürtleri sindirebilirler, daha fazla Kürtlerin birlik ve beraberliğini sağlar.



 



2015 seçimlerinde AKP özellikle Kürdistan’da tamamen silindi diyebiliriz. 2015’ten önce Tayyip Erdoğan Diyarbakır’a gelince elini göğsüne koyarak “Kürt sorunu benim sorunumdur” diyordu ama 3 yıl geçtikten sonra 2015 seçimlerinde -dediğim gibi- Kürdistan’ı kaybedince “Ne Kürt sorunu, Kürt sorunu diye bir şey yoktur. Hiç kimsenin bir sorunu yoktur” demeye başladı. Bu sefer Kürtlere karşı büyük bir savaş başlattı, örneğin Cizre gibi, Beytüşşebap gibi, Silopi gibi... Kürtlere karşı büyük bir savaş başlattı. Bu sefer milliyetçilerin oyunu almak için bize karşı büyük bir savaş başlattı. Dediğim gibi ama AKP Kürdistan’ı kaybetti. Artık bu son çırpınışıdır. Ne yaparsa yapsın gittikçe kaybediyor.



 



Alınteri: Cizre, Silopi ve şimdi de Beytüşşebap kızıştı...

ŞE: Cizre’de olduğu gibi Beytüşşebap’ta da devlet aynı politikayı, aynı sindirmeyi yürütüyor. Bize gelen bilgiler yine havan toplarıyla, roket atarlarla, bombalarla şehre saldırmışlar. Bu çatışma içerisinde bir eve havan topu mermisi isabet etmiş, aynı aileden üç kişi hayatını kaybetmiş. Bu artık aslında sadece gerillalara karşı değil sivil halka yönelik bir saldırıdır. Seçimlerde yüzde 80, yüzde 90 oy alarak HDP’nin kazandığı ve AKP’nin kaybettiği ilçelerde özellikle hedef göstererek büyük bir saldırı başlattı ve sindirme politikasına başlanıldı.



 



Alınteri: Cudi Dağı’nda neler yaşanıyor?

ŞE: 10 güne yakın Cudi Dağı’nda şehitlik korunuyor. Biliyoruz ki bu şehitlikler bizim kırmızı çizgimizdir. Bizi buraya kadar taşıyan, bizi bu seviyeye getiren yine şehitlerimizdir. İşte kırmızı çizgilerimizi korumak için Kürt halkı ne gerekiyorsa yapıyor. Canlı kalkan olarak şimdi yanılmıyorsam 100-150’ye yakın kişi Cudi Dağı’nda; analar, babalar, kardeşler komünal yaşam düzenine girmişler ve şehitlikleri koruyorlar.



 





 



Alınteri: Kürt sorunu nasıl çözülür?

ŞE: Kürt sorunu yıllardır pekçok değişik yöntemlerle çözülmeye çalışıldı, ama bir türlü çözülemedi. Her hükümet kendi çizgisinden Kürt sorununa yaklaştılar, en sonunda AKP bilindiği üzere Kürt sorununu çözeceğiz diye yaptığı Kürtler üzerinde kirli politika yürüttü. Bunu da tabii ki oyları almak için yaptığı ortaya çıktı. Oyları almak için bu siyaseti yaptı, en sonunda baktılar ki yürümedi, bu sefer de gidip onlara karşı savaştılar. Bunu artık hükümetlerden beklemememiz lazım, bu barışı sağlayacak yine halktır. Türk halkı ve Kürt halkıdır, çocuklarını savaşta kaybeden ailelerdir. En büyük görev çocuklarını kaybeden ailelere düşüyor, ancak bu aileler ve “Ben aydınım, ben de bu savaşı sonlandırmak istiyorum” diyen insanlar ancak barışı getirebilir.



 



Alınteri: “Oğlun Ölmeden Kampanyası" hakkında ne düşünüyorsun?

ŞE: Derler ya ateş düştüğü yeri yakar diye, “Oğlun Ölmeden Kampanyası” halklar için barışı getirecek faydalı bir kampanyadır. Yine Kürt halkı ve Türk halkı bu kampanyayı yürütebilirler, birleşebilirler. Mesela Ankara’dan, İzmir’den, hatta Avrupa’dan aileler gelip bu kampanyaya umut verip birleşerek hükümetin önünü kesip savaşı bitirip barışı getirebilirler.



 



Alınteri: Sorunun kaynağı sence sadece AKP mi?

ŞE: Zaten önceki hükümetler Kürtler üzerinde sindirme politikaları yürüttü, ama bu bir çare olmadı, hatta Kürtler daha da güçlenip bu seviyeye geldiler. Kürtlerin elde ettikleri kazanımları bazı kesimler hazmedemiyor, bu yüzden sürekli Kürt halkına saldırıyorlar. Mesela Rojava’da elde ettiklerimizi görüyorsunuz. AKP Hükümeti, AKP çeteleri Rojava’da elde ettiklerimize saldırıyorlar.



 



Rojava ile Batı Kürdistan’daki savaşları birbirine bağlayabiliriz. Benim düşünceme göre bunların politikalarının nedeni bir nebze olsun DAİŞ’i rahatlatmak için yapılmıştır; mesela DAİŞ’in etrafı sarılmıştı ve çembere alınmıştı. Kürt cephelerini daha da genişletmek için AKP batı Kürdistan’da savaş başlattı ki, DAİŞ biraz daha rahatlasın... “Biz DAİŞ’le savaşıyoruz” dedi; devletlere öyle bir izlenim verdiler. Hâlbuki batılı kuruluşlar geçenlerde yaptığı bir açıklamada kesinlikle yalanladılar. Sen gidip PKK’ye saldırıyorsun ama DAİŞ, topraklarına istediği gibi girip çıkabiliyor.



 



Alınteri: Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?

ŞE: Kürtler bu kadar kayıp ve enkaza rağmen, ne olursa olsun ‘sürekli barış’ diyoruz, ‘kardeşlik’ diyoruz. İnşallah tek umudumuz bu ülkeye kardeşlik ve barış gelecek. Mutlaka gelecek!