"Onlara asker vermemeliyiz!"

Av. Gökmen Yeşil ile “Oğlun Ölmeden Kampanyası” ile ilgili konuştuk

AGÎRE JÎYAN
Pazartesi, 5 Ekim 2015 (10 yıl 6 ay önce)

Oğlun Ölmeden: Gökmen bey sizce savaş neden tetiklendi, bu konuda neler söyleyebilirsiniz?



Av. Gökmen Yeşil: Ülkedeki sermaye gruplarının en azından bir kesiminin çıkarları mevcut kurulu sistemin devamından yanaydı; mevcut kurulu sistem dediğim esasen hükümet ilişkileri, bürokrasi, hükümetin belli yerlerine yerleşmiş sermaye gruplarının mevcut işleyişinin devamından yana çıkarı vardı, bunu devam etmesini istiyorlardı. Ama ülkenin muhalif kesimlerinin birikimleri, bunun bir tarafına Türkiye’nin devrimcileri, sosyalistlerinin oluşturduğu, öncülüğünü yaptığı, Gezi’de somutlaşan toplumsal muhalefet, diğer tarafında Kürt ulusal kurtuluş savaşını yürüten, siyasal kesimler bu sistemi tehdit ediyor. Bu zeminin bu şekilde devam etmesini istemiyor.



 



Bir diğer tarafı da Suriye, daha doğrusu Rojava’daki gelişmeler var. Oradaki gelişmeler her ne kadar Amerika’nın da içinde olduğu gibi bir görünüm çizse de nihayetinde Rojava’daki insiyatifinin geçmiş referanslarının sosyalizm merkezli olması, yine de hem Batıya fazla güven vermiyor -o bizim açımızdan iyi bir şey-, hem de Türkiyeli egemenleri daha çok tehdit ediyor. Türkiyeli egemenler her ne kadar Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme haklarına tümden karşı olsalar da -örneğin Rojava’daki oluşum yerine Kürdistan’daki Barzanivari oluşumu tercih ederlerdi- neticesinde hem Rojava’daki gelişmeler hem de Türkiye’de devrimcilerin -bir açıdan zayıf gibi görünseler de- çok ciddi bir sınıf hareketine sahip olmaları, hareketi yönlendirmeleri, bunu sadece Gezi ile doldurmamak gerekir. Metal direnişini buna eklemek lazım ve metal direnişinin de dışında aslında her gün bir bölgede, bir ilde patlak veren küçük küçük direnişler, Türkiye’deki işçi sınıfının ve ona öncülük eden sosyalistlerin büyük bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyordu. Bu potansiyelden korkan mevcut egemen güçlerin bir şekilde bastırmaları gerekiyordu. Bunu en iyi yolu da sınıf hareketini bölecek, etkileyecek “vatan savunması” adı altında yürütülecek şoven, ırkçı bir savaşın başlatılmasıydı. Bunu biraz oraya biraz da sermayenin çıkarlarını koruma planına bağlıyorum.



 



Oğlun Ölmeden: Savaşta hep yoksullar ölüyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?



Av. Gökmen Yeşil: Kadınların doğurmaması gerektiğini düşünüyorum bir protesto olarak. Küçük bir azınlık dışında yani burjuvazi dışında kadınların binbir çileyle doğurdukları, büyüttükleri çocuklar ya asker oluyor ya da ücretli köle oluyor fabrikalarda. Kadınlara doğurmama çağrısı yapmak istiyorum. Sebebi şu: Küçük bir kesim dışında, yani çocuklarına iyi bir gelecek sunabilecek olanlar dışında, özellikle ülkemizde ve hatta buna Yunanistan’ı katabiliriz, Suriye’yi, Irak’ı katabiliriz. Kadınlar neden çocuk doğuruyorlar, kadınların doğurduğu çocuklar iki şeye hizmet ediyor. Bir, egemenlerin kendi çıkar savaşlarında bedava asker oluyorlar, paralı asker olsa da sonuç değişmez onlar için ölecek. İkincisi, egemenlerin sermayesinin yeniden üretiminde ucuz işgücü oluyorlar, ücretli köle oluyorlar. Çocuklarımıza bunun dışında daha iyi bir gelecek suna biliyor muyuz? Yok. Demem o ki, egemenlerin çıkarlarını koruyabilmeleri ancak bizim gibi emekçi kesimlerin, halkın çocuklarının fabrikalarda çalışmasından ve askerde ölmesinden geçiyor, o yüzden söylüyorum.



 





 



Bizim hayatımızın fazlaca bir değeri yok, bizim gibi yeni askerlerin ve işçilerin üretilme maliyeti yaşatılmasından daha ucuz, o yüzden yenisini ne de olsa üretebiliyoruz, anneler istediğimiz kadar çocuk üretiyorlar bizim için, bu nedenle bolca öldürebiliriz, bolca cepheye sürebiliriz, bolca fabrikalarda güvenliklerini almadan feda edebiliriz. İnşaatlarda yeterli güvenlik önlemleri almadan çalıştırabiliriz. Bu kadar anne bizim için böylesine çocuk yetiştiriyorsa biz de rahatlıkla harcayabiliriz diye düşünüyorlar. Bence anneler çocukları için iyi bir gelecek hazırlayamıyorlarsa, bu sistemde asker ve ücretli köle olacaklarsa, kadınlar tavır almalılar ve doğurmamalılar.



 



Oğlun Ölmeden: Sizce Kürt Sorunu nasıl çözülmeli?



Av. Gökmen Yeşil: Kürt sorunun çözümünde tamamen şahsi fikirlerimi söyleyeceğim. Öncelikle şunu söyleyeyim, şahıs olarak sınıfsız ve sınırsız bir dünya gerçeğine inanıyorum. Böyle bir dünyaya giden yol da her birey gibi her toplumun, inanç toplulukları da dahil öncelikle kendilerini ifade edebilecekleri kendi dünyalarını yaratma imkanlarından geçiyor. Kürt halkı, Kürt ulusu belki yüz yıldır inkar edilen bir ulus, toprakları parçalanmış bir ulus, imha edilmiş, işgal edilmiş bir toplum.

Dolayısıyla sorunun çözümü de her ne şekilde olursa olsun kendi kaderlerinin tayin hakkının tanınmasından geçiyor. Ben Türkiyeli bir sosyalist olarak birlikte yaşamayı tercih ederim.



 



Kürdistan’la, Afganistan’la, Irak’la, Makedonya ile, Yunanistan’la sınırlarımızın olmamasını tercih ederim. Selanik’i Atina’yı vizesiz, pasaportsuz görmek isterim, Diyarbakır’ı, Erivan’ı da aynı şekilde; ama bu benim bu taraftan tercihim. Kürt ulusu da kendi geleceğini istedikleri gibi mukayese etmeli, ondan sonra sınırları kaldıracağımız bir düzen için karar vermeliyiz. Onların kendi tercihlerine bırakılmalı. Yüzyıldır belki, özellikle son 40 yıldır devletler tarafından, İran, Türkiye, Irak tarafından işlenen suçlar amasız fakatsız ifade edilmeli, bunun için Kürt halkının talepleri neyse, tazminat veya başka talepleri, politik örgütleyenin talepleri neyse karşılanmalı. Ancak böyle çözülür.



 



Oğlun Ölmeden: Kirli savaşa karşı işçiler nasıl bir tutum almalılar?



Av. Gökmen Yeşil: İşçiler için durum zaten karanlık. Biz dernek olarak, İstanbul’un hemen hemen her bölgesinde fabrikalara gittik, direnişlere gittik, grevlere gittik, işçilerle tanıştık, onların hukuki problemlerine cevap vermeye çalıştık. İnanın her inançtan etnik gruptan işçilerle tanıştık, birlikte çalıştık. Zaten bildiğimiz bir şeydi ama alanda gözlemlediğimiz bir gerçek, işçi ne olursa olsun etnik kökeni, inancı ne olursa olsun neticede bir işçi. Yani her işçi aynı koşullarda çalışıyor, aynı sömürüye maruz kalıyor, aynı işsizlik tehdidiyle karşı karşıya; dolayısıyla işçilerin kendi çıkarı hangi milletten olursa olsun, tüm işçi arkadaşlarıyla bir araya gelip, kendisi için daha insani çalışma koşullarının yaratılacağı bir dünya mücadelesinin peşinde koşmaktır. Haksız savaşlarda, egemenlerin savaşlarına koşmak zorunda olmamalıdır.





Oğlun Ölmeden: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?



Av. Gökmen Yeşil: Ben şunu söylemek isterim tabii ki; ben de bir işçi ailesinin çocuğuyum. Benim babam da inşaat işçisiydi, halen inşaatta çalışır. Tam olarak bilmediğim bir ortamda yaşıyoruz. Çocuklarımıza ne için büyütüyoruz, diye sormamız lazım kendimize. Çocuklarımız sokakta; bizim sokaklarımızla burjuvaların sokakları bir değildir. Bizim sokaklarımızdan arabalar geçer, kamyonlar geçer, suç oranları yüksektir. Eğer çocuklarımız bir şekilde uyuşturucudan, trafik kazasından ölmez de büyürse bir şekilde fabrikada işçi olacak, atölyede işçi olacak sömürülecek, yirmisine gelirse asker olacak, bittikten sonra yine işçi olacak. Bu arada gerekli görülürse de yeniden askerliğe çağrılacak. Biz ne için yaşıyoruz, kimin için çocukları büyütüyoruz? Bunu sormamız lazım, kendimiz dışında, kendimiz gibi olan emekçiler dışında egemenlerin, burjuvazinin çıkarları için çalışmamalıyız, çocuk doğurmamalıyız, onlara asker vermemeliyiz.



 



Oğlun Ölmeden