Rusya'nın Suriye'de beklenmedik bir askeri-siyasi inisiyatif alması, ABD ve NATO'yu da rahatsız etmiş görünüyor
Ege Deniz
Rusya'nın Suriye'de sahneye doğrudan çıkıp beklenmedik bir askeri-siyasi inisiyatif alması, bölge gericiliklerinin yanı sıra ABD ve NATO'yu da rahatsız etmiş görünüyor.
Suriye'de izledikleri politikalar peş peşe iflas eden Obama yönetimi ve işbirlikçileri, Rusya'nın hamlesinin çapını belli ki kestiremediler. Rusya'nın da “IŞİD'le mücadele” görünümü altında göstermelik 3-5 hava operasyonuyla yetinip sonra kendileriyle birlikte bugüne kadar sonuç vermemiş “siyasi çözüm” labirentlerinde oyalanmayı sürdüreceğini umdular ama işler bekledikleri gibi seyretmedi. Rusya düpedüz Esad rejiminin savunmasına soyundu. IŞİD'den de önce Suriye Ordusu’nun sıkıştığı noktalardaki diğer İslamcı çeteleri vurmaya başladı ki, bunlar aynı zamanda Suriye'de işlerin bu noktaya gelmesinden sorumlu Türkiye-Katar- S. Arabistan ittifakının sahadaki piyonu çeteler.
Obama yönetimi ve Türkiye, bundan duydukları rahatsızlığı önce 'diplomatik bir tarzda' dile getirdi. Rusya'yı “IŞİD'e odaklanmaya” davet etmekle (ki siz bunu “ABD ve müttefiklerinin kuyruğuna takılma, onları rahatsız edecek çizgileri aşmamaya” davet olarak okuyun) hizaya getireceklerini sandılar. Ama Rusya'nın buna yanıtı yine çok net oldu: Hem bildiğini okumaya devam etti hem de Türkiye'ye -ve arkasındaki efendilerine- “haddinizi bilin, ben işime gelen yolda yürümekte kararlıyım” mesajını vermek amacıyla Türk hava sahasını göstere göstere ihlal etti. Hem de bir kezle de yetinmeyip 3 gün boyunca peş peşe.
Çakma kabadayı Erdoğan ve avanesi, diplomatik dilde sinkaflı küfür anlamına gelen bu meydan okumayı önce resmen yediler. Hava sahasının ihlal edildiğini 2 gün boyunca sakladılar. Ne zamanki NATO'daki efendileri bu küfrün ucunun kendilerine de dokunduğunu farkedip cızırdamaya başladılar, bunlara da “cesaret” geldi.
“Rusya'nın hava sahası ihlalinin yanlışlıkla olduğuna inanmıyoruz, bu kasıtlı bir hareket” gerekçesiyle heyheylenen NATO neden ayağa kalktı böyle?.. Bunun birbiriyle bağlantılı iki nedeni var: NATO ve patronu ABD, Rusya'nın Suriye'yle sınırlı kalmayacak şekilde Ortadoğu'da bu kadar aktif bir rol üstlenmesinden rahatsız. İkincisi, Ukrayna krizinde Rusya zaten NATO'suna da, ABD'sine de, AB'sine de aldırmadan -hatta kendini sarsan ambargolara bile pabuç bırakmadan- bildiğini okudu. İşin özü, Batılı emperyalist rakiplerini resmen madara etti. NATO ve ABD şimdi de Ortadoğu'da benzer ikinci bir gol yemek istemiyor.
Kısacası, Ortadoğu'da da Ukrayna'da da bugüne kadar daha çok 'vekalet savaşları' biçiminde kendini gösteren emperyalist çekişme ve rekabet, sermayenin birikim süreçlerinde dünya çapındaki tıkanmanın basıncıyla keskinleşmekle kalmayıp giderek daha fazla sertleşiyor. Şimdi soru şudur; Suriye örneğinde görüldüğü gibi vekalet savaşlarının yerini asıl tarafların doğrudan dahil olduğu daha açık emperyalist savaşlara dönüşeceği bir dönemece mi giriyoruz? Emperyalizmin doğası gereği orta-uzun vadede gidiş bu yöndedir. Soru bunun hangi zamanda, nerede, nasıl gerçekleşeceğidir.
Suriye ve Ortadoğu’da, fakat buralarla da sınırlı kalmayıp yeniden paylaşıma konu olan diğer coğrafyalarda da vekalet savaşlarının farklı bir düzlemde tırmandırılması tehlikesi karşısında bölge halklarının emperyalizme ve taşeronlarına karşı birleşik devrimci mücadelesini örmek ve bunu sadece genel bir antiemperyalizmle de sınırlamayıp sosyalist bir temel ve içeriğe kavuşturmak son derece acil ve yaşamsal bir görev özelliği kazanmıştır.