Bir tersane bölgesi daha

Burjuvaziye Kocaeli Serbest Bölgesi içinde bir tersane cehennemi daha servis edildi.

GÜNCEL
Pazartesi, 30 Ekim 2006 (19 yıl 11 ay önce)



Tarih, 27 Şubat 2004. İspanya'nın güneyinde bulunan Puertoreal kasabasında devlete ait İZAR tersanesinde işçiler ateşe verdikleri bir barikatın arkasında polisle karşı karşıyalar. Yüzlerce maskeli ve kasklı işçi ücret artışı için grev yapıyor. Çıkan çatışmada 12 polis ve 3 işçi yaralandı. Aşağıdaki fotoğraflar ise işçileri demiryolu blokajı ve bazukalı atıştayken gösteriyor.
Burjuvaziye bir tersane cehennemi daha servis edildi. Kocaeli Serbest Bölgesi içindeki Türkiye'nin ikinci özel tersaneler bölgesinde gemiler tezgaha çekilmeye başlandı.

Kocaeli Serbest Bölgesi, İzmit Körfezi'nin en güzel yerlerinden biri olan Yeniköy sahilinde kuruldu. 800 bin metrekarelik alanda denizin doldurulmasıyla başlayan inşa çalışmaları bölge halkı ve çevrecilerin protestosuna sahne olmuştu.

Serbest Bölge'de Yay, Soli, Admarin ve Çelikyat adlı tersaneler faaliyete başladı. Suudi Arabistan sermayeli Yay Tersanesi'nde 40 milyon dolarlık dev bir yat da tezgaha alındı. 65 metrelik lüks yatın iki yıl içinde bitirilmesi planlanıyor. Gelecek yılın ortalarına doğru da TVK, Uzmar ve Edgomer tersaneleri de üretime başlayacaklar.

60 firmanın faaliyet yürüteceği bölgede 10 bin işçinin çalıştırılacağı tahmin ediliyor.

SOLİ TERSANESİ

SOLİ Gemi İnşa Sanayi ve Tic. AŞ'nin büyük hissedarı ATAKO Uluslararası Taşımacılık, Denizcilik ve Ticaret Limited Şirketi tersaneyi asıl Mersin Silifke'ye kurmak istiyordu. Fakat Silifke'ye kurulmak istenen tersaneye karşı mücadeleye geçen çevreci dernekler tersane yapımını hukuksal olarak engellediler. Böylece Silifke çevre katliamından şimdilik kurtulmuş oldu.

ATAKO, Silifke Taşucu'na tersane yapamayınca Kocaeli Serbest Bölgesi'nde 30 yıllığına 100 dönüm arazi kiraladı.

[foto]izar2.jpg[/foto]

Gemi İnşa büyüyen sektör

Türkiye'deki tüm özel tersaneler yüzde 100 kapasite ile çalışıyorlar ve 2010′a kadar da dolular.

Son 10 yıl içinde Türkiye'de gemi üretimi 10 kat arttı. 1995′te sadece 17 gemi inşa edilmişken, bu rakam 2000 yılında 21, 2001′de 39, 2002′de 38, 2003′te 44′e, 2004′te ise 113′e yükseldi. Bu gemiler başta Hollanda, Norveç, Almanya, İngiltere, İsveç, İspanya, Fransa, İtalya gibi Avrupa ülkeleri olmak üzere Polonya, ABD, Rusya, Ukrayna ve Romanya‘ya satılıyor.

Gemi inşa sektörü üretimin teknik temel ve organizasyonundaki değişmelere bağlı olarak dünya çapında yeniden yapılandırılıyor. Emperyalist işbölümündeki gelişmeyle, gemi üretiminin yeni ve yüksek teknoloji kullanılan süreçleri emperyalist ülke ve tekellerin elinde tutulurken; orta ve geri teknoloji kullanılan üretim süreçleri, bağımlı ülkelere aktarılıyor.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu farklı düzeylerdeki bağımlı ülkeler, hem bu yeniden yapılanma sürecinde zincirin üst sıralarında yer almak, hem de dünya gemi filolarının önemli bir kısmının ömrünü doldurmasıyla oluşan talep patlamasından pay alabilmek için, emperyalistlerle ortaklık, teşvik, yatırım, yeni alanlar açma yönünde seferberlik içindeler:
Dünyada yüz yılda bir daha yakalanamayacak büyük bir gemi talebi ile karşı karşıyayız. Pazar yeni yatırımlar için müsait. Bu talebin Tuzla tersaneler bölgesinde karşılanmasının imkanı yok. Yeni açılacak tersaneler ile bu talepler ancak karşılanabilir. Yoksa, bu talepler, Ukrayna, Rusya ve Romanya gibi ülkelerce karşılanır. Yani bu talepler Türkiye’yi beklemiyor. Bunun Türkiye’de olması için var gücümüzle çalışıyoruz. Konuyu olağanüstü bir boyutta ele alıyoruz. Olabildiğince hızlı hareket ediyoruz.
Tersaneler Genel Müdürü Sami Kabaş; 30 Nisan 2004
Özel sektör tersanelerinin yüzde 90′ı (’69 yılında bir kararname ile kendileri için devlet tarafından hazırlanan bu alana ‘80′lerde taşınmaya başladılar) Tuzla-Aydınlı Koyu‘nda yanyana kurulu bulunuyor. Devlet tersanelerinden Taşkızak ve Camialtı tasfiye edilirken; en büyük ve modern tersane olan Pendik ise, orduya devredildi; özel sektöre devri için girişimler sürdürülüyor.

[foto]izar3.jpg[/foto]

Tuzla Tersaneler Bölgesi'ndeki Çelik Tekne Tersanesi'nden bir işçi:

“Sömürü çok kötü, bir baret bir eldiveni patrona kavga dövüş aldırıyoruz. Günde 12 saate varan sürelerde çalışıyoruz. Yeri geliyor pazar günleri de çalışıyoruz. Yani patronların ağzından çıkan her şey kanun olmuş! Yemeklerimiz berbat, üzerlerinde fareler dolaşıyor. Soyunup giyindiğimiz yerlerin altından lağım akıyor. İşçinin güvenliği için önlem alınmıyor. Mesela 8 metrelik parçayı romorkör veya kamyonla götüreceğine forkliftle götürüyor. Parça pat diye işçinin üstüne düşüyor, adam ölüyor. Her an birisi ölüyor! Buna rağmen sigortalarımız ödenmiyor. Baskı yaptığımızda bir iki gün sonra yatırıyorlar. Sonra, ‘biz böyle işçi çalıştırıyoruz, işine gelirse’ diyorlar; yeri geliyor tehdit de ediyorlar! Mesela ben polisin yanında tehdit edildim. Ölen arkadaşımızın (Selim Nişli) cenazesine sahip çıktık, karakola ifade vermeye gittik. Adamlar tehdit etti, ben de diklendim. ‘Benim anayasal hakkım’ dedim. ‘Ben sendikalıyım, arkadaşımın da arkasındayım’ dedim. Bu sefer de taşeronluk teklif ettiler. Onu da kabul etmedik! ‘Çalışma, para verelim’ dediler. Onu da kabul etmedik! ‘Sendikayı bırakın, her türlü olanağı verelim’ dediler. Onu da kabul etmedik!”

Kocaeli'nde kurulan yeni tersaneler bölgesi işçiler için yeni bir cehennem olduğu kadar yeni de bir mücadele alanıdır.