"Mustafa Kemal nasıl çarşaf giyermiş" diye veryansın edenler var tabi ama rejimin resmi tarihi, sermaye tarafından "bozuluyor"!
Orhan Pamuk'un Nobel ödülünü "'Türkler Ermenileri katletti' dediği için" aldığı konusundaki spekülasyonlar, Taner Akçam'ın Ermeni sorunu üzerine yazdığı, ABD'de yayınlanacak olan "Bir Utanç Eylemi" adlı kitabına ilişkin haberlerle alevlendirildi. Şoven milliyetçi basın, "Bir Utanç Eylemi"nin Taner Akçam'ın 1999'da yayınladığı "İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu" isimli kitabının geliştirilmiş hali olduğunu ve Orhan Pamuk'un kitaba yönelik olarak gönderdiği mektupta "Bu kitap, hayatını olayları tarihsel kayda geçirmeye adamış cesur bir Türk akademisyen tarafından yazılmış ve Osmanlı Ermenilerine yönelik organize yokedişin kusursuz bir muhasebesidir" değerlendirmesini yaptığını "açığa çıkardı"! Orhan Pamuk'un sözleri, kitabın yeni versiyonunun arka kapağında yayınlanacak.
Resmi Tarih Nasıl Çatırdıyor?
Türk devletinin resmi tarih yazımı, son yıllarda rejim sorununu oluşturan bir dizi konuda boşa çıkmaya başladı. Bunun özellikle liberaller cephesinden öne çıkan yanını Ermeni ve azınlıklar sorunları oluşturuyor. Osmanlı devletinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Ermenilere, Rumlara, Süryanilere ve diğer azınlıklara karşı soykırım ve katliam, dışlama ve tecrit uygulamaları, 1895 ve 1915 katliamları, Varlık Vergisi, 6-7 Eylül provokasyonları gibi olaylara ilişkin resmi tarih anlatımları, canlı tanıklıklarına da başvurularak gerçeğin açığa çıkarılmasıyla tuzla buz oluyor.
Bunun ve resmi tarihin ipliğini söken araştırma ve belgelerin sürekli bir rejim krizi üzerinde yükselen devletin "refleksleri"ni harekete geçirmemesi elbette ki düşünülemezdi! En son İpek Çalışlar'ın Mustafa Kemal'le 2,5 yıl evlilikten sonra neredeyse kaybolan Latife Hanım'ın kardeşi Vecihe Hanım'ın anlatımlarına ve diğer "gayrıresmi" tanıklıklara dayanılarak yayınlanan "Latife" adlı kitabı ise resmi tarihin üzerine liberaller tarafından son asit damlalarından biri oldu. İpek Çalışlar hakkında, Topal Osman tarafından hazırlanan suikast tehlikesi nedeniyle Mustafa Kemal'in kadın kılığına girip çarşaf giyerek evden kaçtığını yazarak 1951 tarihli Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlara İlişkin Kanun'u ihlal ettiği gerekçesiyle dava açıldı!TÜSİAD Ön Alıyor!
Ve fakat para parayı, sermaye sermayeyi çekmeye devam ediyor... Fransız Parlamentosu'nun Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasa teklifinin 12 Ekim'de kabul etmesi ile ilgili yankılar devam ederken TÜSİAD, Ermeni işadamlarını İstanbul'a davet etti. TÜSİAD öncülüğünde kurulan Karadeniz ve Hazar Sanayici Konfederasyonları Birliği'nin 27 Kasım 2006'da gerçekleşecek olan ilk genel kuruluna Ermenistan Sanayici ve İşadamları Derneği yöneticileri de katılacak.
TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı öncülüğünde kurulan ve Karadeniz ve Hazar Bölgesindeki sınır ülkelerle ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmek amacını taşıyan Karadeniz-Hazar Girişimcileri Konfederasyonu Birliği'nin kuruluşu ile ilgili ön toplantılar Mayıs ve Haziran ayında tamamlanmıştı. Bu toplantılarda 12 Karadeniz ülkesinin üye olduğu birliğin genel merkezi olarak İstanbul belirlendi. Birlik, üye ülkelerin TÜSİAD düzeyindeki sanayi ve işadamları derneklerinin katılımı ile oluşturulurken, Ermenistan da birliğe Ermeni Sanayi ve İşadamları Derneği olarak üye oldu. Ermenistan genel kurula, aynı zamanda Türk Ermeni İş Konseyi Eş Başkanı da olan Ermenistan Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Arsen Gazeryan'ın katılımı ile yer alacak.TÜSİAD'daki bütün gelişmelerden Ermeni işadamlarının mutlaka bilgisi oluyor. Ömer Sabancı başkanlığa geldiğinde Ermeni işadamları kutlama mesajı da göndermişti. Biz de konsey olarak Türk ve Ermeni işadamlarının bir araya gelmesi için sürekli görüşmeler yapıyoruz.Genel kurulun Türkiye'nin sınır komşularıyla ilişkilerini geliştirme hedefiyle düzenlendiğini belirten Soyak, Ermenistan da bu kapsamda davet edilen ülkelerden. Bunu daha önceki görüşmelerin bir devamı olarak görüyoruz. Bu toplantıda iki ülke arasındaki müzakerelerin başlaması gibi konular gündeme gelebilir.
Bu, yeni bir oluşum. KEİÖ ile direkt bir ilişkisi yok. Ama örgüte üye olan ülkeler konfederasyona üye. Yani bu toplantıya aslında bizim üyelerimiz de doğrudan davet edildi. Daha önceden ön hazırlık toplantıları olduğunu biliyorum. Kasımdaki toplantı asıl birliği oluşturacak.Birliğin üyeleri ise şunlar: Arnavut Sanayicileri Konfederasyonu, Ermenistan Sanayici ve İşadamları Derneği, Azerbaycan-Türkiye İşadamları Derneği, Bulgaristan Sanayi Derneği, Gürcü İşadamları Federasyonu, Yunan Sanayi Federasyonu, İran Sanayi ve Maden Birliği, Makedon Ticaret Odaları Birliği, Moldova İş İnsanları Kulübü, Romanya İşveren Konfederasyonları Birliği, Rus Sanayi ve Girişimcileri Birliği, Ukrayna Sanayici ve Girişimcileri.
Kars sermayesi ağlıyor!
Şimdi de Ermenistan sınır kapısının açılması için çalışma yürütenlerden Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu'na kulak verelim... Kars'ta iki dönemdir belediye başkanlığı yapan Alibeyoğlu, Kars'ın işsizlik ve yoksulluğun en şiddetli yaşandığı illerden biri olduğunu, yoksulluk sıralamasında 71. sırada yer aldığını söylüyor. 1989 yılında Kars için gazetelerde “50 milyara satılık şehir” haberleri yapıldığını anlatıyor:Su yoktu. Kars gibi kışın sert koşullarda geçtiği bir kentte su bulunmuyordu. Yukarı taraflarda oturanlar, aşağılardan omuzlarında su taşıyorlardı kışın. Tam bir trajedi. Mahallelerde bir tane yol yoktu. Hep tarlaydı. Ben buna bir kentin trajedisi diyorum.Alibeyoğlu, sermaye birikimi bakımından çok geri olan kentin trajedisini diğer şeylerin yanı sıra, Ermenistan sınır kapısının kapatılmasına bağlıyor.
1992’de Ermenistan ile sınır kapısı kapatıldı. Kentte ticaret olmayınca hiçbir şeyden bahsedemiyorsunuz. Mesela su parası toplayamıyorsunuz. Göç en büyük dertlerimizden biri. Evlerini bırakarak göçtü Karslılar. Mal mülk para etmemeye başlamıştı. ... Türkiye en büyük yanlışlığı bu kapıyı kapatarak yaptı. Diktatörlükler her zaman dış düşmanlıkları körükleyerek iktidarlarını devam ettirmek isterler. Ermenistan’daki gerici ırkçı Taşnak yönetimi şu anda Türk düşmanlığını körüklüyor.Alibeyoğlu'nun sorunu elbette ki gerici faşist diktatörlüklere karşı halkların kardeşliği değil. Onun derdi, sermayenin engelsiz dolaşımı! Tıpkı TÜSİAD'ın Ermeni ve diğer bölge sermayeleri ile kurduğu ilişki ve Ermenistan'la Türkiye ilişkilerinde Karabağ sorununun bir engel olmaktan çıkarılmasını istemesi gibi, o da sermaye akışı ve birikimi hala zayıf olan bu bölgeyi hareket alanı olarak kullanabilmek istiyor.
Biz bu kapının açılmasını sadece Ermenistan pazarı açısından istemiyoruz. Ermenistan’da fazla bir şey yok. Demiryolu çok önemli. En ucuz en güvenilir taşımacılık yapılıyor. Kars bir yere açılamayınca Türkiye’de Kafkaslar’a Orta Asya’ya açılamıyor. Oralarda Rusya ve ABD yarışıyor. Bu pazarı elinde tutmanın tek yolu raylardan geçiyor. Çünkü güvenilir ve ucuz. Sibirya’dan kereste yüklenecek, vagonlara konup Kars’a oradan da Anadolu’ya geçecek. Ama şu anda Batum’a, Odessa’ya geliyor, oradan gemilere yükleniyor. Kafkasya ve Orta Asya pazarı 150 milyon kişiye hitap eden 250 milyar dolarlık bir pazar. Biz bu pazarı kaybettik. Birileri çıkıp Kars-Tiflis demiryolu diyor. Ben bunun hayal ürünü olduğunu söylüyorum. Tamam ikinci bir alternatif proje olsun. Fazla mal göz çıkarmaz. Ama şu anda mevcut demiryolu açık. Şunu söylemiyoruz; Ermenistan’a uğranmadan transit olarak geçilsin. Rusya’nın böyle bir teklifi var. Ermenistan transit demiryolunu çalıştırmak istiyor. Benim bakış açım böyle. Bunları söyleyince de ‘Bu adam neden bu kadar kapının açılmasını istiyor? Yoksa Ermenilerle bir işbirliği falan mı var?’ diyorlar.