Nasılsın?

Nasılsın sorusu bugünlerde havada duran büyük bir boşluk.

GÜNCEL
Cuma, 23 Ekim 2015 (11 yıl 4 gün önce)

Nəriman Bakı



 



Evrensel’de Yusuf Ekici imzalı “Nasılsın Sorusuna Henüz Verilecek Bir Cevabım Yok” yazısı olarak sosyal medyada “duygulara tercüman” olarak önemli bir oranda paylaşıldı.*



 



Yusuf Ekici’de Ankara’ya şans eseri gitmeye karar vermiş ve yine şans eseri hayatta kalanlardan birisi. Yazısında o gün yaşadıklarını tüm detayları ile anlatan Ekici yazının başlığına geldiğinde şunları söylüyor:




Olayın üzerinden 10 gün geçti. Nasılsın? Sorusuna verecek henüz bir cevabım bulunmuyor. Sanırım zaman bu sorunun cevabını verecek. Daha önce de demiştim: Hiç olmadığım kadar umutluyum, öfkeliyim, hüzünlüyüm. Bunlar olmasa nasıl yaşayalım.




 



Sosyal medyada “duygulara tercüman” olan bu duygu ve düşüncenin gerçekten bir karşılığı var.



 



Ankara’da yiten bir yoldaşın taziyesinde; Ankara’da şans eseri hayatta kalanlara; Ankara’ya gidemeyip de hayatta kalanlara “nasılsın” sorusu bugün kerhen ağızdan çıkıyor. Çünkü ağız alışkanlığı olarak bile gerçekte bir karşılığı yok gibi.



 



Soran da soruya muhatap olan da  karşısındakinin iyi niyetini sorgulamıyor elbet. Ama en insani bir sorunun yaşamın kendisine bu kadar yabancılaşması haliyle karşı karşıyayız.



 



Sorunun ve de cevabın anlamsızlığına belki bir travma tepkisi denebilir veya acizliğin veya öfkenin veya henüz adını koyamadığımız belki de koymak istemediğimiz bir duygu, düşünce denebilir. Ama şurası kesin; nasılsın sorusu bugünlerde havada duran büyük bir boşluk.



 



Bu boşluğu doldurmak gerekir. Ama nasıl? Çok şey söylenebilir. Keza çoğu da doğru olacaktır. Ama yaşanan trajedinin ve de travmanın boyutu boşluğu doldurmak için söylenen, söylenecek pek çok şeyi aynı soru gibi havada bırakabilir.



 



Nasılsın sorusuna verebilecek bir cevap var sanki.



 



Belki de tarihten ufacık da olsa bir yardım almak için “vakit irişmiştir”.



 



Öyle bir cevap ki;



 



Bu topraklarda tarihin bir evresinde gündelik dile yerleşmiş,



 



Ama gücü ve etkisi nedeniyle bizzat egemenlik zoru ile ve maalesef başarılı bir şekilde dilden silinmiş,



 



Bir kısmımızın kitap olarak çok iyi bildiği, ama genel kültür bilgisi olarak bile unuttuğu bir ifade.



 



Yaşadığımız katliamları, haksızlıkları unutturmayacağız diyorsak eğer,



 



Yusuf Ekici’nin dediği gibi “demirin tuncuna insanın piçine bırakmayacağız bu dünyayı” diyorsak eğer,



 



Bu sorunun anlamlı bir yanıtına bugünlerde çok ihtiyacımız var.



 



Nasılsın?



Ben de halimce Bedreddinem!



 



* http://www.evrensel.net/haber/263314/nasilsin-sorusuna-verecek-henuz-bir-cevabim-yok