Seçimden hangi sonuç çıkarsa çıksın, işbirlikçi tekelci burjuvalar için saldırı hükümetinin kurulması olmazsa olmazdır
Ege Deniz
Türkiye İşverenler Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), “Türkiye’de büyümenin azalacağı, işsizlik oranının ise artacağını, bundan dolayı, seçim sonrası kurulacak hükümetin sanayinin uluslararası rekabet gücünü, yatırımları ve istihdamı artıracak yeni tedbirler uygulaması gerektiği” açıklamasını yaptı.
Yani patronlar, seçimden hangi sonuç çıkarsa çıksın, yeni hükümetin saldırı hükümeti olmasını istiyorlar!
Kendi sınıfsal çıkarlarından hareketle ve sınıf diliyle konuşuyorlar. Emperyalist kapitalizmin yapısal krizinin derinleşmesine paralel olarak bugün mali oligarşiler, “sıcak para” hareketleriyle bağımlı kapitalist ülkelerden “kaynak” devşirip azami kar elde edemedikleri bir dönemeci yaşıyorlar.
Bu nedenle “sıcak para” son dönemde yön değiştirip Türkiye gibi bağımlı kapitalist ülkelerden çıkıyor. Üstelik bu çıkış hareketine “yerli” Türk tekelci burjuvalarının elindeki birikmiş paralar da daha fazla katılmaya başladı.
Türk tekelci burjuvaları bir yandan ellerindeki nakit parayı yurtdışına kaydırarak “sağlama alıyorlar”, diğer yandan dönüp “bak yatırımlarımızı azaltacağız, işçileri işten atacağız, karlarımızı garantiye alacak önlemler almalı kurulacak hükümet” yaygarası eşliğinde bunu bir baskı aracı haline getiriyorlar.
Türk tekelci burjuvazisinin ve bağımlı ekonominin yaşadığı sıkışma sadece bununla da sınırlı değil. Bu yüzden de seçimden hangi sonuç çıkarsa çıksın, işbirlikçi tekelci burjuvalar için “saldırı hükümeti”nin kurulması olmazsa olmazdır.
Tayyip ve ekibi eliyle devletin gözü dönmüş saldırganlığının arka planında işte bu olmazsa olmaz vardır.
Bu nedenle, şimdi ve 1 Kasım’dan sonra saldırıları geriletecek çapta kitlesel sokak muhalefeti ve mücadelesi ortaya çıkmazsa, tek parti olsun koalisyon olsun, işçilerin, Kürt halkının, Alevi emekçilerin karşısına yeni bir saldırı hükümeti çıkacaktır!