Kalbin elem günleri

Eğer dünyada faniler için bir ölümsüzler kontenjanı açılsa ve olmaz ya, bana sorsalar şairlerle yazarlar kalsın derdim

KÜLTÜR-SANAT
Cumartesi, 7 Kasım 2015 (10 yıl 9 ay önce)

Gülten Akın'ın Ardından: Kalbin Elem Günleri



 



Ayça Örer



 



Evin köşesinde bir kahve, kahvenin önünde mendil satan bir kadın var. Geçen durdurdu beni, -hiç adeti değildir-, “Beni yerde sürüklediler, niye öyle oldu ki?” dedi. Endişelendim ama çok da belli etmedim; “Soralım bir Belediye’ye”. O esnada Gülten Akın’ın vefat haberi düştü telefonuma. Aklıma ilk gelen o kadın oldu, “Seni şimdi kim yazacak?”



 



Diyarbakır’da Ziraat Bankası önünde çiftçi yardımı için bekleyenleri gördüğümde de Yaşar Kemal’i düşünmüştüm. Onların hikayesini yazacak olan da gitti.



 



Eğer dünyada faniler için bir ölümsüzler kontenjanı açılsa ve olmaz ya, bana sorsalar şairlerle yazarlar kalsın derdim. Onlar gidince, hikayeler öksüz oluyor.



 



Çünkü Gülten Akın’ı şiirlerindeki hikayelerle tanımıştım:




Çarşılarda erkek adları söylenir kadınlar gizli



Sana kim taktı bu sorumluluğu kadınsın



Nerden aldın “olmaz”ları o “geçilmez”leri



Bir yanından -senin değil öbür yanın- geçiyorum




 



Dilden dile “Ah, kimselerin vakti yok/ Durup ince şeyleri anlamaya” dizesi çoğalırken, aklıma hep Kar Kar şiiri takıldı:




Her sürmeli buzağının ardında



Bir sürmeli çocuk, ikindi



Tartışmasın kimse. İnekler damlara



Kadınlar sütlere. Bir şey söylenmesin



Her kapıda yeterince söyleniyor rüzgar



Kar kar




1933’te Yozgat’ta doğup Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra kaymakam eşi Yaşar Cankoçak’la beraber yeniden yollara düştüğünde yıl 1956’ydı. Gevaş, Alucra, Gerze, Saray, Kumru. Yaşadığı yerleri böyle özetliyor google. Kumru’da bulunduğunu Yaşar Cankoçak’ı “Efsane kaymakam” diye anlatan anılardan da öğreniyoruz. Bütün bunları bilmeseydik de, Gülten Akın okumak, yıllarca bir yoldan bir yola gördüğü hikayelerin günlüğünü tuttuğunu anlamaya yeter.



 



Ama sadece öyle olmadı. Sözünü “hık” diye yutan kadınların perdesini de şiiriyle araladık.



 



Siyah saçlarını urgan zanneden, perçemlerini ok gibi kullananların kırılgan dünyasını yıkarak girdi hayatımıza. Hele bir gözaltına alınıverin, o saç nasıl düşman size. Bir şiir değil de, bir öğüt gibi okuyunca asla onun gibi söyleyemeyeceğimiz bir nasihatın ferahlığına kavuştuk:



 




Kestim kara saçlarımı n'olacak şimdi





Bir şeycik olmadı -deneyin lütfen-





Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım





Günaydın kayısıyı sallayan yele





Kurtulan dirilen kişiye günaydın





Şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi





Bir yaşantı ile karşılayanlara





Gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum




 



***



 



Söyledikleri hayatın her durağına bir not. Dize dize ilerleyebiliriz.



“Halktan soluklar alınır” diyor, meydanlara koşanlara.



Çarşıya çıkanlara, “Dünyalık şeylere dünyanın parası gerek.”



“Şiirimiz kente yalınayak girecektir”, ümitsizlere.



Ölenlere, “büyü de baban sana idamlar alacak.”



Aidiyetsizseniz, “Dünyada Fransa diye bir ülke yokmuş da/ Fransızmışım gibi dolaşıyorum.”



Vedalaşamayanlara, “Dedem öldüğünde/Yüz sürerek ayaklarına/Vedalaşmıştı ninem”



Susamayanlara “Sözlerin bumerang gibi/döner yaralarsa seni/ağzın dilin gereksizdir/susarsın”



Aşıklara, “Sen Leyla değilsin” dedi Mecnun/kavuştuğu andı/çıldırmış sanıldı.



Anlamayanlara, “aynı dili konuşuyor/ aynı dilde konuşmuyoruz”



Ve mültecilere, “Her mültecinin içinde bir gül ağacı boylanır.”



 



Hangi aşka, hangi öfkeye, hangi kaygıya, hangi coşkuya dizesi yok ki? Gerçekten, okurken, okur olmak yavanlığıyla kifayetsiz kalıyor sonunda insan. Elde kitaplar, içte sızıyla soruyoruz şimdi, ya bu şiirleri ne yapalım?



 



Sonra, Gülten Akın gitti dostlar. Sonra, hikayemizin sesi kısıldı. Sonra Kasım geldi, şairini kehanetiyle götürdü, diyecek başka ne var ki?




Beni sorarsan,





Kış işte





Kalbin elem günleri geldi





Dünya evlere çekildi,





İçlere sarı yaseminle gül arasında





Dağların mor baharıyla





Sis arasında denizle göl arasında





Yanımda kediler, kuşlar





Fikrimden dolaşıyorum




 



Bianet