Onlar 'kadın namustur' diyor bizim için toprağımız ve ülkemiz namusumuzdur"
Nurcan Yalçın-Mizgin Tabu
Kentlerin ablukaya alınıp katliamların yaşandığı bu günlerde saldırılarını en çok yaşandığı yerlerden olan Sur'da her yaştan kadınlar özsavunma gücü oluşturarak, mahallerini savunmak için nöbete başladı. "Kendimizi biz yöneteceğiz ve biz savunacağız" diyen kadınlar, özyönetime ve özsavunmaya destek çağrısı yapıyor.
"Özyönetim" ilan ederek iradesini ortaya koyan kentlere yönelik devletin katliamları sürerken Kürdistan'ın birçok kentinde buna karşı örgütlenmelerde sürüyor. 21 Ağustos'da "özyönetim" ilanının ardından yoğun saldırıların yaşandığı Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bunlardan biri. 6 kez sıkıyönetim ilan edilen kentte 3 ayda 3'ü çocuk 9 kişi katledildi. Surlu kadınlar "çocuklarımızı biz koruyacağız" diyerek, özsavunma gücü oluşturdu. Her yaştan kadının katıldığı özsavunma gücü barikatlarını güçlendiriyor ve direniş nöbeti tutuyor. Özsavunma nöbeti tutan kadınlarla görüştük.
Üç aydır mahallesini savunan Şerife, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Polisler başta mahallemize girdiği zaman bize hakaret ediyordu. Çocuklarımıza gözlerimiz önünde işkence ediyorlardı. Kapılarımızı kırarak evlerimize giriyorlardı. Evlerimizin damlarına çıkıp keskin nişancılarını yerleştiriyorlardı. Evlerimize defalarca baskın düzenlediler. Bizlerde bu yaşananlara karşı silahlanmaya karar verdik. Türkiye başbakanı ve cumhurbaşkanı PKK'lilerin burada olduğunu söylüyorlar ancak Sur'da burada PKK yok, halk var. Kendi mahallelerimizi çocuklarımızla beraber kendimiz koruyoruz. Biz halkız mevzileri de yapan bizleriz. Biz artık ölümden korkmuyoruz. Ne olacaksa olsun bizim kaybedecek bir şeyimiz yok" dedi.
Yediden yetmişe tüm halkı direnişe çağıran Makbule'de özsavunma gücünde yer alıyor. Makbule, "Kimse mahallesini boşaltmasın. Herkes mevzilerine sahip çıksın. Burada PKK yok, burada anneler çocuklarına destek çıkıyor. AKP'nin 14 yıllık zulmüne karşı gerekirse 70 yaşında gelip savaşırız. AKP şimdiye kadar bizim için bir şey yapmadı. AKP'nin iktidarını Kürt kadınları yıkacaktır. Onlar 'kadın namustur' diyor bizim için toprağımız ve ülkemiz namusumuzdur. Ölüme kadar biz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz ve Sur'u bırakmayacağız. Sur büyüklerimizin yeridir. Kimseye bırakmayız. AKP'nin kirli politikalarını boşa çıkarana kadar savaşacağız. Sur'u özgürleştirmeden Sur'dan çıkmayacağız" şeklinde konuştu.

Üç çocuğu cezaevinde olan Hatice ise çocuklarının mücadelesini sürdürmek için mahallede nöbet tutuğunu söylüyor. Hatice, "Çocuklarımın gördüğü işkenceden sonra bu mücadeleyi asla bırakmam. AKP Kürtleri bitirmek istiyor ancak Kürtler bu saatten sonra bitmez. Ben de sonuna kadar bu mücadeleye sürdüreceğimi söylüyorum. Elimden geleni yapmaya hazırım. Herkesi mahallesine sahip çıkmaya davet ediyorum. Diğer ilçeleri destek verirse eğer Sur'un sahipsiz olmadığını göstersinler. Ama bütün dünya bunu iyi bilsin ki PKK Lideri Abdullah Öcalan özgürleşmeden ne Kürt ne de Kürdistan özgürleşir. Bu savaşı ancak Abdullah Öcalan durdurabilir" diye konuştu.
Sur'da direnen kadınlardan Felek de bir haftadır tekrar yoğunlaşan saldırılara karşı direnişe geçtiklerini ifade ediyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:
Başta Silvan, Silopi, Cizre, Nusaybin, Lice ve Sur olmak üzere büyük direniş sergiliyor. Fakat bu direnişin giderek büyümesi gerekiyor. Bilindiği gibi devlet kirli bir politika izleyerek Kürt halkının gözünü korkutmaya çalışıyor. Bunu iyi bilmelilerdir 40 yıl önce 7 kişiyle başlayan direniş bu gün 40 milyona ulaşmış durumda. Bugünden sonra nasıl üzerimize gelse de, ne kadar tankları, topları devreye koysalar da bu direnişi kırmayacaklar. Bu halk bugüne kadar nasıl direnmişse bundan sonra da aynı şekilde direnecektir. Sur halkı, diyebilirim ki sonuna kadar direniyor ve büyük bir moral veriyor bizlere. Bugün birlik olma günüdür, kaçma günü değildir. Eğer kaçarsak bir gün sıra bize de gelecektir. Bunu kimse unutmasın. Herkes bu direnişe davet ediyoruz ve bulundukları her alanda sesimize ses vermelidir.
Med-Nuçe