Ankara Barış Bloku, Sakarya caddesinde düzenlediği basın açıklamasıyla "Barış herkes içindir" dedi
Ankara Barış Bloku, “Reyhanlı'dan Suruç'a, Cizre Silvan'dan Ankara'ya, Paris'e Barış Herkes İçindir!” konulu bir dizi etkinlik ve basın açıklaması düzenledi. Etkinlik Ankara Katliamı‘nda ölümsüzleşenlerimiz ve mücadelede yitirdiklerimiz adına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından basın açıklamasına geçildi. Saat 16:00’da Ankara Sakarya Caddesi’nde gerçekleştirilen basın açıklamasında,
“Çatışmasızlık süreci ikinci yılına yaklaşırken içeride ve dışarıda hezimete uğrayan AKP’nin tahakkümünü yeniden kurmak için 7 Haziran ertesinde başlattığı, 1 Kasım seçimlerine değin durmaksızın tırmandırdığı savaşın son durağı 12 gün boyunca Silvan’dı. Bölgede şiddet, savaş, katliamlara karşı halkın kendi kendini yönetme talebine AKP’nin yanıtı, güvenlik güçleri ile birlikte kendi halkına karşı insanlık dışı her türlü yöntemle saldırmak oldu.
Hayatları kurtarabilmemizin, barış içerisinde yaşayabilmemizin tek yolu; “haritadan silinmek istenen” Silvan’a, Nusaybin’e, Cizre’ye, Lice’ye yani barışı, eşitliği ve kardeşliği savunan bütün halklarımıza yönelik uygulanan devlet baskısının, şiddetinin son bulmasıdır.
Kamu güvenliği halkın güvenliğidir. Çünkü kamu halktır. Halkın güvenliği tehdit edilerek kamu güvenliği sağlanamaz. Güvenlik ve barış ancak özgürlükler ve demokrasiyle gerçekleşir. Barış; düne kadar Silvan’da yaşananlara, yarın başka bir yerde yaşanacaklara sessiz kalmayarak mümkündür.
Biz biliyoruz ki Reyhanlı çatışmasından iç savaşa sürüklenen Suriye’ye, Roboski’den Diyarbakır’a oradan Suruç’a, Ankara’ya, Lübnan’a son olarak Paris Katliamına uzanan yolun taşları G-20 zirvesine katılan emperyalist ülke liderlerinin öncülüğünde döşenmiştir. Bu katliamların sona ermesinin yolu uluslar arası acil dayanışma ve barış talebinin yükseltilmesidir.” denildi.
Açıklamanın ardından HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder bir konuşma yaptı. Konuşmasında,
“Ölümle insanlar tehdit edildi. Yaşlı demeden, genç demeden, kadın demeden, çocuk demeden hedef gözeten bir anlayış bölgeye savaş ilan etti. Zafer dedikleri şey bir kentten silinmek anlamına gelecek vekilliklerle sonuçlandı. Evet, tek başlarına iktidar oldular ama Van’da iki vekille, Amed’de iki vekille, daha önce 6-7 vekil olan yerlerde bunlarla yetinmek zorunda kaldılar.
Bir halk kendi statüsünü talep etiğinde emekçiler kendileri için doğal bir hakkı savunduklarında, gençlik geleceksizleştirmeyi reddettiğinde, kadınlar artık sistematik hale gelen cinayetlere itiraz ettiklerinde bunu savaş sebebi sayıyorlar. Ve hepimizin günlerdir tanık olduğu şekilde müdahale ediyorlar. Dünyadaki en büyük güç halklı olmaktır. Halklı olmanın üzerine çıkacak hiçbir tank, top, tüfek, kalabalık daha dünya tarihi icat etmemiştir, icat da edemeyecektir. Gün faşizme karşı direnme günüdür. Biz bundan daha kötü günler gördük, azalmadık, çoğaldık bu güne getirdik. Geleceğimiz için, eşitlik için, özgürlük için bundan daha fazla direneceğiz.”
Basın açıklaması sıklıkla “Katil Devlet Hesap Verecek!”, “İnadına Barış İnadına Özgürlük!” sloganlarıyla kesildi. Konuşmayı takiple kitle,“Faşizme Karşı Omuz Omuza!", “Susma Haykır Katliama Hayır!”, "Biji Bratiya Gelan!”, “Yaşasın Hakların Kardeşliği!” sloganlarını haykırdı.
Ardından serbest kürsü kurularak halkın duygularını dile getirmesi sağlandı.
Ardından birbirini izleyen iki video gösterimi yapıldı. İlk gösterim Diyarbakır’ın Sur mahallesinden görüntüler içermekteydi. İkinci gösterim ise Diyarbakır Silvan konuluydu.
Etkinlik Barış Bloku’nun 16 Kasım Pazartesi saat 12:30’da özgür basın çalışanlarını polise veren NTV önünde gerçekleştirilecek eyleme çağrı ile sonlandırıldı.