17 Kasım 2015 tarihli 13. sayımızın manşetini yayınlıyoruz
Paris sokakları da kana bulandı. Kelimenin gerçek anlamıyla tam bir vahşet yaşandı.
Cihad çağrılarıyla gerçekleştirilen bu katliamlar bir toplumsal travma yaratmayı hedefliyor. Yaratılan korku ve paranoyayla insanlık emperyalist-kapitalist barbarlıkla, İslamcı barbarlık arasında bir tercihe zorlanıyor. Toplumsal çelişkiler, saflaşma ve kutuplaşmalar bu iki hatta toplanmaya zorlanıyor.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında yürütülen emperyalist egemenlik savaşları, kaşınıp büyütülen din-mezhep çelişkileri, emperyalist kutuplar ve onların arkasında mevzilenen güçlerin besleyip büyüttüğü islamcı çeteler…
Oyuncularını bu güçlerin yetiştirip saldığı, elllerini kavuşturarak bir tiyatro sahnesi gibi izlediği bölgedeki çatışmalar sonucu dolan kan gölü taştı… Paris’e kadar ulaştı!..
G20 Zirvesi’nin öngününde gerçekleştirilen Paris katliamı, 11 Eylül’ün üzerine binen güvenlik paronayasını daha fazla büyütecek. Bölgedeki savaş genişletilip, derinleştirilecek. Yıkım ve savaştan kaçıp Avrupa’ya sığınmaya çalışanların önü kesilecek. Irkçı politikalar ve faşist saldırganlık tavan yapacak.
Bu kanlı sarmal kendini büyütmeye adaydır. İşçi sınıfı ve ezilen halklar bu oyunun bir parçası ve tarafı olmaktan uzak durmalıdır. Ne tarihin tekerleğini geriye döndürmeye ve Ortaçağ karanlığını yeşertmeye çalışan islamcı çetelerin, ne de egemenliğini pekiştirmeye çalışan emperyalist, kapitalist güçlerin vahşetine boyun eğeceğiz.
Dayatılan barbarlığın her biçimine karşı kendi geleceğimizi proletaryanın devrimci bilinciyle kuracağız!..
