Şunu her kesin bilmesini istiyoruz ki burada bir örgüt yok. Buranın savunmasını yapanlar, öz yönetimi ilan edenler burada yaşayan insanlardır
İstanbul'dan Silvan'a giden ve aralarında Alınteri temsilcilerinin de yer aldığı heyet Silvan'daki gözlemlerinden sonra yeni bir heyet oluşturarak Cizre bölgesine doğru hareket etmişti.
Bu bağlamda, Cizre'ye varan heyet arasında yer alan Alınteri temsilcisinin devletin Kürt halkına dönük gerçekleştirdiği faşist saldırılara karşı Cudi öz savunmasında yer alan gençlerden Beritan Botan ile yaptığı röportajı yayınlıyoruz.
Alınteri: Sizleri tanıyabilir miyiz?
B.B: Bizler Cudiliyiz. Cudi’de yaşıyoruz.
Alınteri: Burada bir direniş var. Bu direnişi nasıl tanımlıyorsunuz, amacı nedir?
B.B: Bizler Kürt halkı olarak burada öz savunma yapıyoruz. Ama şunun iyi bilinmesi gerekiyor; biz saldırmıyoruz, çatışmayı biz başlatmıyoruz kesinlikle. Devlet bize saldırdığında sadece kendimizi ve mahallelerimizi savunuyoruz. Biz dışarıdan gelmedik. Bizler burada doğmuş, burada yaşamını sürdürmüş ve sürdürecek olanlarız. Çocukluğumuz burada geçti.
Alınteri: Su an itibariyle saldırılar durmuş gözüküyor. Ama barikatlar hala kaldırılmamış ve siz hala bu barikatlarda bekliyorsunuz. Barikatları kaldırmayı düşünüyor musunuz?
B.B: Evet, şu günlerde burası sakin ama biz barikatları tüm Kürdistan özgürlüğüne kavuşana kadar kaldırmayacağız. Her an savunmaya hazır olacağız. Çünkü Türk devleti, bizleri yaşadığımız yerlerden topyekün boşaltmaya ve yok etmeye yönelik saldırılarını hızlandırarak şiddetin sınırını kaldırmıştır. Bizler aslında kendimizi savunmaya ve öz savunmaları hayata geçirmeye mecbur kaldık.
Alınteri: Öz savunma ve Öz yönetim birbirinden farklı şeyler mi? Öz yönetimleri ilan ederken “devletin hiçbir kurumunu tanımıyoruz” dediniz, bunu biraz anlatabilir misiniz?
B.B: AKP hükümeti iktidarda olduğu süre içinde dinci gerici faşist baskılarını arttırmıştır. Burada uyguladığı şey faşizmdir. Biz faşizme karşı mücadele ediyoruz. AKP iktidarda olduğu süre içinde eğitimde, söylemlerinde ve neredeyse her alanda gerici faşist baskılar ve şiddet var. Biz buna yeşil faşizm diyoruz. AKP’nin eğitimde, okullarda hayata geçirdiği sistem din ağırlıklı; tamamen gerici, tamamen asimile etmeye yönelik. AKP kendi istediği anlayış içinde eğiterek beyinleri yıkamaya ve uyuşturmaya çalışıyor. Bu duruma karşı sonuna kadar mücadelemizi yürüteceğiz. Kendi eğitim sistemleriyle çocuklarımızı bize karşı düşmanlaştırma ve ötekileştirme anlayışı ile yaklaşarak beyinlerini yıkamaya çalışıyor. Bizler bunu istemiyoruz.
Bizler demokratik özerklik istiyoruz. Kimsenin kölesi olarak yaşamak istemiyoruz. Burada kırk yıldır süren bir savaş var ve bu savaş da artık bir sona yaklaşılıyor. Hatta biz demokratik özerklik de değil, ‘Demokratik Konfederalizm’i savunuyoruz, istiyoruz. Demokrasinin olmadığı hiçbir yerde özgürlükten bahsedemezsiniz. Biz demokratik kadın açılımlı konfederalizmi savunuyoruz. Çünkü kadının özgür olmadığı yerde demokrasiden bahsedilemez. Biz sadece kendimiz için değil tüm halklar için istiyoruz, mücadele ediyoruz.
AKP hükümette olduğu sürece bakın en çok çocuklar katledilmiştir, çocuklar öldürülmüştür. Çocuklar neden öldürülür? Biz bütün bunlara karşı demokratik özerklik mücadelemize devam edeceğiz. Şunu her kesin bilmesini istiyoruz ki burada bir örgüt yok. Buranın savunmasını yapanlar, öz yönetimi ilan edenler burada yaşayan insanlar. Yani buranın halkıdır. Burada ne PKK var ne gerilla. Burada bunlar yok biz varız, buranın halkı, çocukları var. Bunu neden özellikle belirtiyorum, şundan kaynaklı: sürekli burada öz savunmayı yapan, barikatları kuran, hendekleri kazan dışarıdan, dağdan gelen “teröristler” yapıyor diye anlatıyorlar, dışlamaya çalışıyorlar hiç kimse buna inanmasın. Burada “teröristler” yok; estirilmeye, uygulanmaya çalışılan tek terör var, o da devletin terörüdür. Biz devlet terörüne, saldırılarına karşı öz savunmamızı yapmaya, yaygınlaştırmaya devam edeceğiz. Kanımızın son damlasına kadar, tek kişi de kalsak, kalacak o tek kişi son nefesine, kanının son damlasına kadar özgürlüğümüz için mücadele edecek.
Öz yönetim ve öz savunma bir birinden bağımsız şeyler değil. Öz yönetim özüne dönme, özüne sahip olma demektir. Biz özümüzü koruyacağız, sahip çıkacağız, bu güne kadar özümüzden koparılmaya ötekileştirilmeye, yabancılaştırılmaya çalışıldık.
Kürt halkının tarihine, Mezopotamya’nın tarihine bakın. Kolektif, paylaşımcı bir yaşayış şekli olmuştur. O nedenle birbirimize bağlıyız. Öz yönetimle bunları geliştirerek yeniden hayata geçirmeye çalışıyoruz. Yaşayarak, hayata geçirerek, deneyerek bunları başaracağız. Asıl devletin ve AKP’nin korktuğu şey bunlardır. Kadınların öz yönetimlerde büyük etkileri vardır. Onların öz yönetimde özne olmaları bize büyük güç katmaktadır. Burada direniş, öz savunma, öz yönetim kadınların kendilerini özne olarak var etmelerinden, bilinçlenmelerinden güç almaktadır.
Alınteri: Teşekkür ederiz.
B.B: Buraya kadar geldiğiniz için biz teşekkür ederiz.