Faşizme karşı omuz omuza!

Teslimiyetin “çare” olmadığı tarihten de görülebilir...

GÜNCEL
Pazartesi, 30 Kasım 2015 (10 yıl 10 ay önce)

Tablo açık değil mi?..



 



Sadece yakıp yıkmıyor, sadece bombalamıyor, sadece enseden vurmuyor, sadece tutuklayıp zindana tıkmakla yetinmiyorlar…



 



Bütün bunları, kendini hiçbir yasa ya da kuralla sınırlı görmeyen bir pervasızlıkla yapıyorlar. Yüzbinlerce insanı 10 gün-14 gün evlerine hapsedip tepelerine bomba ve kurşun yağdırıyorlar.



 



Kendini “padişah” olarak gören zorba emrediyor, emrindeki kuklalar gazeteci tutukluyorlar.



 



Tahir Elçi gibi bir barış ve hukuk insanı Amed’in göbeğinde, kameraların önünde kalleşçe kurşunlanıyor, devletin resmi ajansı hala “PKK vurdu” şeklinde bir iftirayı “haber” diye yaymaya soyunuyor…



 



Kısacası yaptıkları alçaklıklar yetmezmiş gibi bir de zeytinyağı gibi üste çıkmaya kalkışıyorlar. Yani arsızlık, yüzsüzlük, edepsizlik de had safhada…



 



Her ikisi de bilinçli ve planlı. Çünkü amaç sadece korkutup sindirmekle sınırlı değil! Yanı sıra ruhen de çökertmek… Çaresizlik ve güçsüzlük duygusu yaratmak… Kısacası muhalif olan herkesi pelteleştirmek…



 



Ne yapacağız?..



 



Fazla seçenek yok, daha doğrusu bırakmadılar artık:



 



Ya “benim gücüm kalmadı artık” tükenmişliğiyle kollar kaldırılıp teslim olunacak ya da Kürdüyle Türküyle omuz omuza verip bu çığrından çıkmış faşist zorbalık ve onu üreten neoliberal bataklığın üstüne yürünecek…



 



Teslimiyetin “çare” olmadığı tarihten de görülebilir. Ama direnişin, faşizme ve onu doğuran kapitalizme karşı kendini sadece “savunma” ile de sınırlamayan cepheden bir meydan okumanın çağı bile değiştirebildiğini yazıyor aynı tarih…



 



[Alınteri’nin şu an baskıda olan 1 Aralık 2015 tarihli 14. sayısının manşetidir]