Ankara Katliamı ikinci ayında anıldı

Ankara Katliamı'nın ikinci ayında bir araya gelen aileler gar önünde anma gerçekleştirdi

GÜNCEL
Perşembe, 10 Aralık 2015 (10 yıl 10 ay önce)

Ankara Katliamı’nda ölümsüzleşenlerimizin aileleri katliamın ikinci ayında bir anma etkinliği düzenledi. Anma etkinliği 10 Aralık Perşembe günü Ankara Tren Garı önünde saat 10:04’te gerçekleştirildi. Etkinlik katliamda ölümsüzleşenlerimiz adına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Etkinlikte aileler yakınları adına birer konuşma yaptılar.



 



Sözü ilk olarak Ankara Katliamı’nda ölümsüzleşen Dicle Deli’nin babası Faik Deli aldı. Deli konuşmasında şunları dile getirdi.



 




“Bir Ankara sabahında soğuk bir günde her nedense o gün çok üşüyordum. Burada hayatını kaybeden yüz arkadaşımızın bazılarının ailelerine ulaştım, bazılarına ulaşamadım. Ulaşamadıklarıma da buradan taziyelerimi iletiyorum. Acımızın bir olduğunu söylemek istiyorum. Burada hayatını kaybeden bütün canlarımızın benim açımdan her birisinin bir Dicle olduğunu ifade etmek istiyorum. Burada hayatını kaybeden yoldaşlarımızın, çocuklarımızın, arkadaşlarımızın tek bir amacı vardı: bu ülkede onurlu bir duruşu, onurlu bir yaşamı, onurlu bir toplumu yaratma gibi bir dertleri vardı. Bugün bu ülkeyi yöneten siyasal zihniyetin bu ülkeye, bu topluma, bu millete karşı duyamadığı sorumluluğu hissettikleri için buradaydı. Bu ülkede demokrasi yok, bu ülkede insan hakları yok, bu ülkede insanlara verilen bir değer yok. Buraya gelen canlarımızın bundan sonrası için insan onurunun daha yüksek mertebede olması için çabaları, düşünceleri, emekleri ve mücadeleleri vardı. Ama ne yaptılar? Egemenler bunu kendi içlerine sindiremediler. Saltanatlarının son bulacağını bu mücadeleyle olacağını bildiklerinden dolayı ISİD barbarlarının,ISİD çetelerinin buraya gelmesini sağlamak gibi bir dertleri vardı. Ben en azından öyle inanıyorum. O gün bir üst akıl bu alanı onlara açtı. Bu alana ellerini kollarını sallayarak burada insanların içinde bombaları patlatmalarına izin verdiler. O gün kızımın attığı bir mesaj vardı. Kızım daha 17 yaşındaydı. Ama bu ülkeye yön veren insanların birçoğundan daha fazla bu topluma karşı bir sorumluluk hissediyordu ve attığı bir mesajda şunu söylüyordu: “Biz Ankara’ya barışı getirmeye gidiyoruz” demişti. Maalesef egemenler bunu kendi içlerine sindiremediler. Fakat şunu unutmasınlar. Bu mücadele burada bitmeyecek. Bu mücadele devam edecek. Onların bıraktığı yerden biz devam ettireceğiz. Bizi susturacaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Sizin gücünüz demokrasi güçlerini, demokrasi savunucularını susturmaya yetmeyecek. Canımızı vermemiz gerekiyorsa seve seve canımızı vereceğiz.



 



Dicle’nin babası olmak zor ama onun yoldaşı olmak bir o kadar bana gurur veriyor, bir o kadar onur veriyor bana. Bundan sonra yapmamız gereken tek şey daha fazla sesimizi gür çıkarmak, onların bıraktığı mirasa sahip çıkmak, kol kola olmak, yan yana durmak ve insan haklarından özgürlüklerinden ve demokrasi mücadelesinden asla ve asla taviz vermeden bu yolu devam ettirmek. Bizim tek görevimiz bu. Anıları mücadelemizde yaşayacak.”




 



Ankara Katliamı’nda ölümsüzleşen bir diğer isim olan Gökmen Dalmaç’ın kardeşi de söz aldı ve şunları dile getirdi.



 




“O gün burada toplanan herkesin amacıydı barış. Gökmen de gerek canıyla bedel ödeyen gerekse ruhen bedenen yaralanarak acılar çeken diğer yoldaşlarımız gibi barış istediği için buradaydı. Bizler barış dedikçe barıştan korkanlar ölüm kustular üzerimize. Hiçbir özgürlük ve barış sevdalısının ömrü yumuşak yastıkta bitmedi, hiç kimse rahat yatağında ölmedi bu ülkede. Gökmen bana iki tane emanet bıraktı. Biri çok sevdiği eşi ve bir diğeri ki bizim için çok büyük bir mucizeydi 7 ay sonra doğacak olan bebeğimiz. Biz bir ölür bin doğarız. Yavruna çok iyi bakacağız. Seni tekrar büyüteceğiz. Babasının yiğit bir devrimci olduğunu öğrenerek büyüyecek. Ne mutlu bana ki; ömrünü özgürlük demokrasi ve barış mücadelesine adayan bir kardeşin ablasıyım. Gökmen’in ablasıyım. Onlar ki toprağa düşerken barış diye haykırdılar. Biz canıyla bu yola baş koyanların ardından diyoruz ki; sizi unutmayacağız, unutturmayacağız. Size sözümüz olsun her koşulda barış istemeye devam edeceğiz. Ne olursa olsun bu ülkeye barış gelecek, getireceğiz. Bunu unutmayın.”




 



Katliamda ölümsüzleşen bir diğer isim olan Özver Gökhan Arpaçay’ın ablası söz alarak şunları dile getirdi.



 




“Özver Gökhan Arpaçay, İstanbul maliyede çalışıyordu. Memurdu. Sanatla uğraşıyordu. Kurban bayramında beraberdik. Kışın kar yağdığında Kars’a gelip sinema çevirecekti. Konuştuğumuzda abla dedi, ben barış yürüyüşüne geleceğim sen de gelecek misin? Ben hastalandım gelemedim. Ama yiğit kardeşim ruhun şad olsun. Devlet bu işi nasıl telafi edecek bana Gökhan’ımı verebilecek mi? Vermeyecek. Ben bu yolda nefesim yettiğince barış diyeceğim kardeşim."




 



Kalabalık kitle, devletin katliamcı yüzünü teşhir ederek yer yer “Faşizme Ölüm Halka Hürriyet!”, “Katil Devlet Hesap Verecek!” sloganlarını haykırdı.



 



Etkinlik Ankara Tren Garı önü Demokrasi Meydanı’nda katliamda yitirilenlerin anısına oluşturulan temsili anıta karanfil bırakılmasıyla sona erdi.