Hegemonya savaşı kaldığı yerden…

Petrol fiyatlarının düşmesi emperyalistler ve yerel işbirlikçilerinin denetlediği pazar paylarında bir değişiklik yapmamaktadır

DÜNYA
Cumartesi, 12 Aralık 2015 (10 yıl 10 ay önce)

Ege Deniz



 



Halihazırda değişik biçimlerde ve henüz tek tek parçalar düzeyinde süren “emperyalist yeniden paylaşım” kavgaları, adeta ‘tümevarımcı’ bir yol izleyip yeni boyutlar kazanarak tırmanıyor.



 



Zaman zaman bir üste taşınmasıyla tansiyonu yükselten kur-faiz-ticaret savaşlarına şimdilerde (stratejik hammaddelerden olma özelliğini koruyan) petrol ve para piyasalarında oynanan oyunlar eşlik ediyor.



 



Vedat Özdan’ın T24’de yayınlanan yazısında aktardığı üzere, “(ABD ve AB’nin uyguladığı yaptırımlara ek olarak yine ABD’nin isteğiyle -bn) Suudi Arabistan’ın ısrarı nedeniyle OPEC’in üretimi kısmama kararı Rusya ekonomisini zora soktu. (ABD merkez bankası) Fed’in bu ayın 16’sında yapması beklenen faiz artırım kararı nedeniyle petrol fiyatları düşmeye devam ediyor. Rusya Merkez Bankası, Türkiye ile yaşanan sorun nedeniyle aralık ayında yapmayı planladığı faiz indirimini yapamayacak, gıda ambargosu nedeniyle artacak enflasyon Ruble’nin daha fazla değer kaybetmesine neden olacak, yaptırımların müzakere edileceği aralık ve ocak aylarında Rusya dize gelecek!..”



 



Yükselt faizleri, yeryüzünde oradan oraya dolaşan para-sermaye (ve potansiyel para-sermaye parçaları) sana (ABD’ye yani paranın dolar-biçimine) doğru aksın! Petrol gibi emperyalist yeniden paylaşımda stratejik bir değeri olan üstelik fiyatlarda yaşanan düşmenin başta İran olmak üzere Rusya’nın müttefiklerini olumsuz yönden etkileyecek bir konuda OPEC’i baskılayarak istediğin kararları aldır, Rusya düşünsün!



 



Yetmedi, IMF’yi devreye sok; Rusya’ya borcu olup da ödemeyen Ukrayna’ya bunu yapabilmesi için vadettiği krediyi vermekten şimdilik vazgeçtiğini IMF’ye söylet!



 



Yine Vedat Özdan’ın tespit ettiği gibi “IMF’nin Ukrayna’ya yaptığı yardımın 10 milyar doları bu yıl içinde serbest bırakılacaktı. Rusya Suriye’ye girince iş değişti. IMF yetkilileri birdenbire Ukrayna’nın programı ihlal eden karar ve politikalarını keşfettiler ve serbest bırakmayı kasıtlı olarak ertelediler. Hatta yıl sonuna kadar ödemenin yapılmayacağını anons ettiler.”



 



Yüzeydeki petrol fiyatı, kur ve faiz savaşlarının tam ardına bakıldığında ise, emperyalist bloklar arası mücadelelerin özünde dünyanın hem maddesel ve coğrafik olarak hem de ekonomik-ticari bağlamla iç içe politik-idari yönlerden gerçek bir yeniden paylaşım kavgasının içerili olduğunu görürüz.



 



Herbir emperyalist taraf açısından dünya ölçüsünde metaların üretim-dağıtım-ulaşım zincirlerinin üzerinde tekelci hakimiyetini genişletip pekiştirmek çabası olarak şekillenen bu mücadelelerin temel konularından birisini hammadde ve enerji kaynaklarını doğrudan yada dolaylı olarak ele geçirmek oluşturmaktadır. Dünya ölçüsünde üretim ve pazarlar üzerinde tekelci hakimiyet kurmak için hammadde kaynaklarını denetim altına almak olmazsa olmazdır.



 



Ve içeriği bu olan çekişmede gerçek çözümü nihai aşamada askeri zor ve şiddet getirecektir. Para-faiz-fiyat ilişkilerinde kimin üste çıkacağı gibi sorunsallar bu esas çözümün içeriğine bağlı olarak şekillenecektir.



 



Kuşkusuz bu “nihai çözüm” anına kadar örneğin para-faiz oyunları mücadelenin seyrine kendi yönlerinden etki edecektir. Paranın gerçekten de kriz ve savaş dönemlerinde özellikle nakit biçiminin yaşamsal önemi vardır emperyalistler-kapitalistler için. Ama emperyalist hegemonyanın göstergelerinden sadece birisi olarak kendi para biriminin “sağlam ve güçlü” olması neden olmaktan çok sonuçtur.



 



Örneğin, son dönemde petrol fiyatlarının düşüyor olması ve petrol karteli OPEC’in, İran ve Venezüella gibi petrol üreticisi ülkelerin itirazlarına rağmen “üretimi kısmaması” kararıyla daha da düşmüş olması bir sonuçtur (Rusya ve müttefiklerinin elini zayıflatmaya dönük bir sonuçtur). Ve bunun nedeni Ortadoğu’daki ve dünyadaki petrol kaynakları üzerindeki Rusya-Çin eksenli blokun etkisinin henüz sınırlı olmasıdır. Etkisi ise, bu “yeni” emperyalist güçlerin hammadde ve pazarlar üzerinde daha fazla hak iddia etme yönelimlerini kamçılayıp daha saldırgan bir politika izlemeleri yönünde olacaktır.



 



Aslında petrol fiyatlarının düşmüş olması şu an itibariyle emperyalist güçlerin ve onları yerel işbirlikçilerinin denetlediği pazar paylarında herhangi bir değişiklik yapmamaktadır. Sadece örneğin İran açısından gerçek pay olarak değil ama petrol gelirinde hacimsel bir küçülme anlamına gelmektedir.



 



Enerji hammaddelerinde oynanan bu gibi arz-fiyat oyunlarının yol açtığı (para miktarı olarak) hacimsel kayıplar hem geçicidir hem de geriden gelen emperyalist güçlerin yeniden paylaşım kavgalarında doğrudan askeri güç uygulama güdüsünü depreştirmekten başka sonuç vermeyecektir.



 



Dünya parası olma rolünde irtifa kaybetme eğilimi süren doların hakimiyetini yıkmak için Rusya-Çin eksenli emperyalist blokun askeri zora daha fazla ve doğrudan başvurması kaçınılmaz hale gelecektir.



 



Karşı taraf elindeki güçlü kozları, yani petro-dolarların hala dünya ölçüsünde tuttuğu önemli konumunun yanında diğer uluslararası finansal-mali araçları, ticari ambargo yöntemlerini rakibini sıkıştırmak için kullanmayı elden bırakmayacaktır.



 



Bütün bunların bir sonucu olarak Rusya’nın, Çin’in “ulusal servet”inin para-biçiminde yaşanacak telafisi zor değer düşmesi, kapışmanın gidişatına etki edecekse de, tayin edici bir husus olmayacaktır. Zira, bu gibi durumlarda burjuva devletler “savaş ortamı”nı fırsata çevirmesini iyi bilir; ülke içinde emekçilerin sırtına daha fazla biner, ücretleri dibe çeker, her türlü hak-hukuku görmezden gelerek “kamu harcamalarını” kısar, silah sanayine daha fazla “kaynak aktarır”; bunun ideolojik-moral altyapısını da ulusalcılığı ve milliyetçiliği daha fazla körükleyerek hazırlar. Rusya örneğinde burjuva devletin de yapacağı budur!



 



O nedenle, çapı genişleyen yaptırımlar, enerji ve mali piyasalarda onu zora sokacak tezgahlar Rusya’ya ve devamında Çin’e pes ettireceğe benzemiyor.



 



Tam tersine, “tümevarımcı” yol izleyerek hemen her alanda emperyalist güçleri kapıştıracak gerilimlerin bu sarmal gelişiminin “sonunda”, deyim yerindeyse “tümdengelimci” topyekün emperyalist savaşı tetiklenebilecektir.



 



Kuşkusuz bu ihtimal dünya proletaryası açısından bir “son” olma özelliği taşımayacaktır. Proletarya ve dünya halkları büyük bir toplumsal yıkım getirecek bu çapta bir savaşı engelleyemese bile, yeni bir devrimler yüzyılı (sadece olanak düzeyinde değil) pratik olarak da ardına kadar açılacaktır.