Kübra temiz hava ile hastalanır

Hava kirliliğinden ufak kaldım diyen 12 yaşındaki Kübra Kanserovası'nın ciğeribitiklerine doktor olmak istiyor

GÜNCEL
Salı, 7 Kasım 2006 (19 yıl 11 ay önce)

"Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Hayır" kampanyası aktivistleri anlatıyor:


Standımızın başındayız.. Hava kirliliği ve bunun sonucunda oluşan ölümcül hastalıklara karşı imza topluyoruz. Yanımıza küçük bir kız yanaşıveriyor. Bizi izliyor. Soru falan sormuyor. Hava soğuk, üzerinde düzgün bir giysi yok. Ayaklarında terlik var. Siyah ve parlak gözleri dikkatimi çekiyor. Saçları kısa ve dağınık. Sevimli bir görünüme sahip. Onunla ilgilenmiyorum. Mahallenin çocuklarından herhangi biri! Burada çocuklar hep böyle, düzgün bir giysi veya ayakkabıları yok. Soğuktan sümükleri ağızlarına kadar akmış.. Sürekli standın başına gelip ‘abla-abi bir imza da ben atabilir miyim? Sıkça rastlıyoruz bu tür sorulara.

“Biliyor musun benim yeğenim de İstanbul'dan buraya geldi hastalandı” diyor. Öyle mi diyerek işime devam ediyorum. Kendini ifade etmeye, anlatmaya çalışıyor. Sonunda kayıt cihazını çıkarıp soru sormaya çalışıyorum. Utanarak gülüyor. “Ama ben şimdi konuşamam ki.” Neden diyorum. Bunda utanacak bir şey yok, sadece unutmamak için sesini çekiyorum diyorum. Sorular sormaya başlıyorum biraz daha rahatlıyor. Adın ne senin? Kübra diyor.

12 yaşında Kübra, ama yaşıtlarına göre zayıf bir bedeni var. Babası kaynakçılık yapıyor tershanede. Hava kirliliğiyle ilgili günlüğüne notlar tutuyor. Bunları çoğaltıp duvarlara asıyor. Okulda yazdıkları kompozisyonları öğretmeni sınıfın panosuna asıyor.
Bayramda İstanbul'dan 3 yaşındaki yeğenim geldi. Adı Enes. Bir sabah hasta oldu. Onu Gebze’deki hastaneye götürdük. Doktor hava kirliliğinden dedi. Çeşitli ilaçlar verdiler. Eve geldik yengemler çok sinirlendiler. Sopaları aldılar fabrika sahiplerini dövmeye gideceklerdi, annemler izin vermedi. Tek çocuklarıydı, bu yüzden çok üzüldüler. Ben küçükken arabayla Ardahan’a gidiyordum, yolda hastalandım. Doktora gittim, "Hava kirliliğinden" dedi. "Bir ay temiz hava alması gerekir", dedi. Bu yüzden ufak kaldım. Gıcık oluyorum küçük olduğum için. Buradan ne olursun gidelim anne, taşınalım, dedim ama akrabalarımız burada olduğu için gidemedik.

Peki Kübra gelecekten ne bekliyor? "Büyüyünce doktor olucam" diyor. “Eğer bu hava kirliliği devam ederse hasta olanları iyileştirmek istiyorum. Zaten benim ailem hep hava kirliliğinden hasta oldu. Bir keresinde benim ayağıma cam battı.” Nasıl yani bunun hava kirliliğiyle bir alakası yok galiba. “Hayır ben aşağıda denize girmek istedim çok kirliydi, yüzemedim.” Ben daha fazla Eneslerin, yani Kübraların hasta olmasını istemiyorum. Sonra koşa koşa eve gidiyor ve günlüğünden bir yaprak getiyor.
Bu sabah kalktığımda camı açtığımda her zaman nefes kesici havayı soluyarak burnumun içi acıdı. Boğazımda hep acı bir tat oluşuyor. Nefes alıp verirken zorluk çekiyorum. Başka bir ilçeye gittiğimizde temiz hava ile karşılaştığımızda hasta oluyorum. Çünkü organlarımız hava kirliliğine alışmıştı.
diye anlatıyor ilköğretim 5. sınıf öğrencisi Kübra. Kapitalizmin kirli gerçekleriyle çok erken yaşta tanışmak zorunda kalmış. Ve sorunların çözümünü ise kendince doktor olmakta bulmuş küçük Kübra’mız.

Dilovası’nda hava kirliğinden hasta olan, sakat kalan çocuklarımz, Irak’ta, Filistin’de, Lübnan’da savaşlarda öldürülen, işyerlerinde, atölyelerinde, insan yerine konulmayıp, her türlü sosyal güvenceden yoksun, açlıktan ve hastalıklardan en çok etkilenen, farklı kimlik ve kültürlere sahip bütün dünyanın çocukları sahipsiz değilsiniz. Sen de sahipsiz değilsin Kübra. Nazım Hikmet'in dediği gibi:

Güzel günler göreceğiz çocuklar
Motorları maviliklere süreceğiz!