Kürt çocuklarının bakışlarından, kadınların öfkesinden, gençlerin direngenliğinden, özgürlük türkülerinden korkuyorsunuz
Zehra Çaldağ
Sur’da Silvan’da, Cizire’de, Nusaybin’de, Mardin’de Şırnak’ta, Dargeçit’te sokağa çıkma yasağı ilan etmek kanununuza uygun. Elektriği, suyu, iletişim kanallarını kesmek, Kürt halkını ekmeksiz, aşsız bırakıp üzerlerine kurşunlar, bomba atarlar, biber gazları, tazyikli sular yağdırmak kanunlara uygun.
35 günlük bebekleri, 70 yaşındaki amcaları, hamile kadınları, binaların tepelerine yerleştirilen keskin nişancılarla hedef alarak katletmek yasal, kanuna uygun. Kürtçe konuşmak kanunsuz, barış istemek kanunsuz, insanca özgür yaşamın hayallerini gerçekleştirmeye çalışmak kanunsuz.
Ama faşist rejim, katliamlarla Kürt halkının iradesini teslim alacağını sananlar hala şunu görmek istemiyorlar. Kürt halkı artık sizin dayattığınız yasalarınızı, kanunlarınızı, güvenlik güçlerinizi, valilerinizi, kaymakamlarınızı tanımıyor. Asıl olarak sizin uygulamalarınız ve dayatmalarınız kanunsuz!

Yıkımlar, evlerin harabeye çevrilmesi, insanları çaresizleştirme ve göçettirme politikaları… bunların hepsi kanunlarınıza uygun.
Küçücük çocukların hayallerini yok etmek, top yerine kurşunlarla, kurşunların boş kovanlarıyla oynamak zorunda kalmaları yasal, kanunlarınıza uygun.

Kürt halkı kendi kanunlarını, hendeklerde, barikatlarda, öz savunmalarda, özyönetimlerde hayata geçiriyor. Kurşunlarınıza, TOMA’larınıza, bombalarınıza, zırhlı araçlarınıza karşı kadınlar, çocuklar, gençler yaşlı yaşlı insanlar zılgıtlarıyla, taşlarla, sopalarla karşılık vererek yasanın, kanunun nasıl yapılacağını, sokak sokak, mahalle gösteriyor.
Siz öğretmenleri süresiz izne gönderebilir, okulları öğrencisiz bırakabilirsiniz. Askeri yığınağınızı yapabilirsiniz. Hastanede çalışan sağlık personelini hastanelere süresiz kapatıp saldırılarda güvenlik aldığınızı sanabilirsiniz. Ama siz Kürt halkının direncini kıramayacaksınız, onları teslim alamayacaksınız!

Siz Kürt çocuklarının gözlerindeki bakışlardan korkuyorsunuz. Kadınların öfkesinden, gençlerin direngenliğinden, özgürlük türkülerinden korkuyorsunuz.
Şu an saat gecenin 03:00’ü, Sur’dan bizimle iletişime geçen arkadaş, 15 gündür hiç uymadığını, sürekli çatışmaların olduğunu ancak Sur’a devletin askerinin, polisinin asla giremeyeceğini anlatıyor. Bugün her yerin yoğun abluka altında olduğunu, silah seslerinin hiç susmadığını, patlama seslerinin geldiğini söylüyor. “Büyük” Türk devletinin kendisini rezil ettiğinin resmidir bu saldırılar” diyor. Ve ekliyor: “Biz pes etmeyeceğiz! Son nefesimize kadar mahallelerimizi terk etmeyeceğiz! Sonuçta onlar yenilecek, biz istediğimiz barışı barikat başlarında direnerek getireceğiz bu topraklara”…