Cizire’yi terk etmeyen bir öğretmenden gelen mesajı yayınlıyoruz:
Cizire’yi terk etmeyen bir öğretmenden gelen mesajı sizlerle paylaşmak istiyoruz. Güvenlik nedeniyle öğretmenin ismini yayınlamıyoruz.
Abluka altında bir halk var. Bu halka devlet tankları, toplarıyla saldırıyor. Çocuk, yaşlı, kadın demeden herkesi katletmeye çalışıyor. Bir mesaj geliyor ve öğretmenler kaçar gibi şehri terk ediyor. Devlet öğretmenleri koruyor da buradaki halkı neden öldürüyor. Bu devletin tutumu, bakışıdır.
Asıl önemli olan bir mesajla burayı terk eden öğretmenler. Hangi yönde bakarsak bakalım öğretmenlerin Cizire’yi terk etmeleri doğru değildi. Öğretmen dediğin zaman hem eğiten hem öğretendir. Başta bunlar çocuklara bir şey öğretiyor. Bunun gereğini de yerine getirmek zorundadır. Nedeni de şudur: Yarın bir gün ne olacak, bu öğretmenler geri dönecek. Geri döndüklerinde aynı çocuklara ders verecekler. Bu çocukların yüzlerine nasıl bakacaklar? Nasıl bir açıklama yapacaklar? Merak ediyorum doğrusu…
Öğretmen söylediği her şey ile inandırıcı olmalı. Mesela ben bir matematik öğretmeniyim diyelim. Matematik dersinin yanı sıra çocuklara ahlaki, sosyal, kültürel bazı değerleri de anlatıyorum. Bizim anlattığımız şeylerin çocuklar üzerinde etkili olması için çocukların güvenini kazanmamız gerekir.
Kaçan arkadaşlar için söylüyorum, geri geldiklerinde onların söyledikleri şeyler bu çocuklar cephesinden inandırıcı ve etkili olmaz. Çünkü hangi çocuğa bakarsan kafasında şu geçer: 'Bu bizi bırakıp kaçan öğretmen, biz buna nasıl güvenelim?'. Ve böyle bir öğretmen profili çizer kafasında. Bu tabii ki giden öğretmenler açısında berbat bir durum.
Öğretmenin her şeyden önce şunu bilmesi gerekir. 'Ben neyi öğretiyorum? Öğrettiklerimi önce kendime sonra karşımdaki öğrencilere öğretiyorum' diye düşünmesi gerekir. Gerçekten başka bir şey bulamıyorum söylemek için. Ama şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Ne olursa olsun buraları terk etmemek gerekirdi. Gerçekten burada yaşananlardan kaynaklı korkup giden öğretmenleri bir yere kadar anlarım. Ama özellikle bir çağrı geldikten sonra giden öğretmenler çok büyük ayıp ettiler. Bir talimat sonrası gittiler. Ve bence şöyle düşünüyorlardır, 'Biz gidiyoruz geride kalanın Allah belasını versin.' Keşke gitmeselerdi. Biz de öğretmeniz. Biz de buradayız. Tabii ki bütün öğretmenler Cizire’yi terk etmedi. Burada kalan öğretmenler de var.
Aslında şunu belirtmek istiyorum. Gidenlerin yaşadıkları mahallelerde sorun yoktu. Çoğu merkez civarında yaşayanlardı. Bu civarlar da ateş alanı değildi.
Biz yaşadığımız sokaklara çıkamıyoruz. Geçen gün bir akrabam bu sokakta öldürüldü. Her an biz de vurulabiliriz diye dışarı çıkamıyoruz. Acil ihtiyaçsa kapının önündeki bahçeye çıkabiliyoruz. Gitmeyen öğretmenlerle, akraba, eş dostlarla görüşme durumumuzda yoktur. Elektrikler geldiğinde ancak telefonla birbirimizden haberdar oluyoruz. Cizire’nin genelinde ne oluyor ne bitiyor bilgimiz yoktur. Ne kadar ölü var, kaç yaralı var tam net bir bilgiye sahip değiliz. Ancak telefon ve internet üzerinde aldığımız bilgiler… Yine de burayı terk etmedik etmeyeceğiz de.