Erdoğan haklı!..

Erdoğan, Hitler Almanyası’nın CHP’yi değil, Atatürk CHP’sinin Hitler Almanyası'nı etkilediğini söyleyebilir

GÜNCEL
Cuma, 1 Ocak 2016 (10 yıl 9 ay önce)

Nəriman Bakı



 



Okuyucuları uyararak başlamak gerekir.



 



Alınteri’nde ilk defa Erdoğan’ın haklı olduğu ile ilgili bir yazı okuyacaksınız.



 



Soru şu: Üniter devlette başkanlık sistemi mümkün mü?



 



Erdoğan soruyu şöyle cevaplıyor:



Yani üniter  devlette başkanlık sistemi yoktur diye bir şey yok. Şu an da bunun zaten dünyada örneği var. Geçmişten bu yana da var. Yani Hitler Almanya’sına baktığınızda orda da bunu görürsünüz. Daha sonra değişik ülkelerde bunun örneklerini görürsünüz. Yeter ki bütün mesele o başkanlık sisteminin uygulamada halkını rahatsız eden bir yapısı, karakteri olmasın.



 



Erdoğan bu cümlesinde sonra her zamanki gibi laf kalabalığı yaparak Hitler Almanya’sı örneğini verdiğini geçiştiriyor.



 



Bu kısmı geçelim ve Erdoğan’ın neden haklı olduğuna gelelim kısaca.



 



Faşizm, ilk filizlerini I. Emperyalist paylaşım savaşı öncesinde vermiş olmasına karşın baskın hale II. Emperyalist Paylaşım Savaşı öncesinde ulaştı.



 



Faşizm emperyalizmin öz çocuğudur. Kapitalizmin derinleşen krizine sosyalist bir karşı çıkışın gerçekleşmediği hemen her yerde, kitleler emperyalizmin siyasal biçimi olan faşizme sadece şiddet aracılığıyla değil aynı zamanda rızayla yöneldiler.



 



Seçimle iktidara gelen Hitler, her türlü ayak oyunu, yalan, iftira, katliam vb. yanında mevcut yasaları yasal biçimde değiştirerek kendisini Führer ilan etti.



 



Zaten Hitler ve Nazi Almanya’sının bizlere verdiği ilk ders, burjuva parlamenter sistemin, faşizmin bir alternatifi değil tersine özellikle de çağımızda ona nasıl açık olduğunu göstermesidir. 



 



İkinci olarak, faşizm iradi bir tercih değil kapitalizmin emperyalizm aşamasında zorunlu sonucudur. Faşizmin tarih sahnesinde çıktığı zamandan bu yana kendi içinde ciddi dönüşümlere uğramış olmasına rağmen onun kapitalizmin emperyalist aşamasıyla olan ilişkisini yok saymak yapılacak en büyük ahmaklık olur.



 



Bu ahmakların başında liberaller gelir. Türkiye tarihinde geçmişi bir yana bırakalım, bugün ah vah eden liberallerin, AKP’nin siyasal ve ideolojik hegemonyasını inşa sürecindeki yaklaşım ve katkılarını hatırlamak yeterlidir. Bugün çoğu keskin bir AKP karşıtı pozlarında karşımıza çıkan bu suç ortaklarının hepsi (en başta da Ahmet ve Mehmet Altan kardeşler, Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Oya Baydar, Baskın Oran, Murat Belge...) “askeri vesayete karşı çıkıyor” diyerek AKP’nin ideolojik-sınıfsal karakterini  ve neoliberal kapitalizmle olan ilişkisini gizlemede canla başla uğraştılar. Bunlardan Ömer Laçiner gibi “ideolog” taslakları, tıpkı bugün IŞİD‘i "iktidardan dışlanmış Sünnilerin haklı öfkesi" olarak  gösterip "meşrulaştırmaya" çalışan AKP ideologları gibi o zamanlar AKP’yi "Cumhuriyet döneminde dışlanıp horlanmış otarşik (yerel, milli -nba) burjuvazinin temsilcisi olduğuna" dair "teori"ler döktürdü. (*)



 



Türk burjuvazisinin başkanlık sistemi özlemi yeni değildir. Faşist Kenan Evren’in de 12 Eylül faşist darbesinin tek eksiği olarak başkanlık sistemini gösterdiği bilinmektedir. Özal’ından Demirel’ine kadar başkanlık sistemi Türk burjuvazinin son 35 yıllık hayalidir. AKP’nin farkı ise tarihsel olarak başkanlık sistemini hayata geçirmeye müsait bir iç ve dış konjonktürün rüzgarını yakalamış olmaktan başka bir şey değildir.



 



Erdoğan’ın üniter devlette başkanlık sistemi olarak Hitler Almanya’sını göstermesi bir dil sürçmesi değil, tarihsel bir yakınlık ve benzerliğin dışavurumudur.



 



Erdoğan’ın Hitler Almanya’sını örnek vermesi üzerine yaşanacak tartışmalar konusunda Kemalist kesime bir uyarıda bulunmak gerek: Sakın ha Erdoğan’la bu konuda Kemalizm üzerinden bir tartışmaya girişmeyin! Kesin biçimde kaybedersiniz. Çünkü böyle bir tartışmada Erdoğan, CHP ve onun çürümüş ruhunu üniter devlette başkanlık sistemi ve Hitler Almanya’sı tartışmalarında kendisine destek için kullanacaktır. Erdoğan’ın tarihsel olarak Hitler Almanyası’nın CHP’yi değil, tersine Atatürk CHP’sinin Hitler Almanyası’nı etkilediğine dair argümanlar kullanacak olması çok daha muhtemeldir.



 



Yakın zamanda alevlenecek olan bu tartışmaya çarpıcı bir örnekle katkı yaparak şimdilik bitirelim:




1933’le birlikte değişen şey, Nazilerin artık açıkça Atatürk’e hayran olabilmelerinden değildi, aynı zamanda Almanya’nın bir devlet olarak [1923’te kurulan] Yeni Türkiye ile aynı ideolojik evrende, nihayet doğru yolda olduğunu da algılamaktaydı. 1933’te Berliner Lokal-Anzeiger, Atatürk’ün Türkiye’sinin uzun süredir 'yeni bir dünya düzeni simgesi' olduğunu açıkladı. Gazete Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk on yılı üzerine denemesini bitirirken şunu vurguluyordu: 'Biz Almanlar şimdilik kendi evimizin efendisi olmuşken ve kendi yasalarımıza göre yaşarken, herhalde Türkiye’yi iki misli daha iyi anlıyoruz'.  [Stefan Ihrih, Naziler Ve Atatürk, 2015, sf. 158, (**)]




 



(*) Cengiz Çandar’ın 27 Aralık tarihli, 3 aylıkken devlet tarafından katledilen Miray bebekle ilgili yazdığı yazısı sosyal medyada kendisine “solcu” diyenler tarafından bile “okunması gereken bir yazı” diye paylaşıldı. AKP’nin ilk yıllarındaki liberal desteğin baş aktörlerinden birisi olan Çandar’ın işlediği bu tarihsel suç ve sorumluluğunu görmeden onu AKP karşıtı sanmak liberallerin dün yaptığından daha beter bir körlük ve aymazlık demektir.



 



(**) Atatürk ve Nazizm ilişkisine karşı çıkacak demokrat (!) Kemalistler için yaptığımız alıntının önemini bir daha vurgulamakta fayda var: Kitabın yazarı bir Alman.