Demek ki Kürtlerle kardeş değilmişiz!..

Yarın o namlular bize dönecek. O zaman kimden, hangi yüzle destek isteyeceğiz..

AGÎRE JÎYAN
Salı, 5 Ocak 2016 (10 yıl 3 ay önce)

 



Barut kokuyor… Kan kokuyor… Kin ve nefret fırtınaları esiyor Kürdistan üzerinde…



 



Sokaklar ateşlenen mermilerin boş kovanlarıyla, gaz fişekleriyle dolu… Atılan bombaların geride bıraktığı harabelerle, cesetlerle dolu…



 



Kimi sokakta, kimi ekmek almaya giderken, kimi kafasını camdan uzattığında, kimi sofra başında katlediliyor. 



 



Morglarda yer kalmadı diyorlar. Katledilen canlarımızın, evlatlarımızın, analarımızın, çocuklarımızın cesetlerini koyacak yer kalmadı…



 



Sokaklarda hala zırhlı askeri araçlar, tanklar, toplarla çevrelenmiş bir halde, abluka altında bir halk yok edilmek isteniyor. 



 



Bu kadar katliama, bu kadar zulme, yıkıma, saldırıya, ablukaya rağmen muazzam bir direniş sergileniyor.



 





 



Yalnız, tek başlarına… 



 



“Biz kardeşiz… Biz kardeşiz...” Nasıl bir kardeşlik ki, anne karnında katledilen bebeği duyamıyoruz, görmüyoruz, hissedemiyoruz?!!  Vicdanımız mı kurudu?.. Bu nasıl kardeşlik?..



 



Katledilen annesinin cesedi on gün boyunca sokak ortasında kalan  bir evladın hislerini anlayamıyor, empati kuramıyoruz.



 



Çığlıkları neden yüreğimizi parçalayıp da artık yeter demek için adım atmıyoruz. Hani kardeştik ?!



 



Kardeş candır, canımızdan ileridir, ona bir şey olacak diye bedenimizi siper ederiz ya… Bombalar yağıyor üstlerine aylardır… Genç, yaşlı, kadın, erkek, bebek öldürülüyorlar ve kardeşlerine sesleniyorlar: “Sesimize ses verin, katliama ortak olmayın, durdurun” diyorlar ama kime, hangi kardeşliğe?..



 





 



Demek ki Kürtlerle kardeş değilmişiz!..



 



Biz sanki anne değiliz, biz çocuk doğurmamışız ki evlat acısını bile yüreğimizde hissetmiyoruz!..



 



Kör, sağır, dilsiz olmuşuz. Bakmıyoruz bile… 



 



Ama unutmayalım, o toplar, tanklar, kurşunlar, gaz fişekleri hepimize dönecek!.. Sokaklarımızda koşamayacağız! Dışarı çıktığımızda acaba dönecek miyiz sorusu olacak her an. Ya da korkudan belki hiç dışarı çıkamayacağız…



 



Evet, o namlunun yönü bu tarafa da dönecek!.. O zaman kimden yardım isteyeceğiz, kime diyeceğiz “”sesimize ses verin diye?..



 



Yoksa Gezi’de olduğu gibi “biz zamanında neredeydik » diye sormadan « Kürtler nerede “deme utanmazlığını mı gösterilecek yine... 



 



Bugün anne karnındaki doğmamış bebek, daha yaşına girmemiş çocukla katledilirken, hamile kadınlar sırf Kürt oldukları için kurşunlanırken, cesetler sokaklarda çürürken, morglarda yer kalmazken faşist devletin bu katliamları karşısında sessizliği, duyarsızlığı, körlüğü yaşıyorsak, namlular size döndüğünde itiraz etmeye de hakkınız yoktur!..



 



Bunu bilesiniz.



 



Alınteri okuru