Perşembe, 9 Kasım 2006 (19 yıl 11 ay önce)
BELÇİKA
Belçika'da yapılan yerel seçimlerde Vlaams Belang (Flaman Menfaati) adlı ırkçı partinin oy oranı yükseldi.
Irkçı partinin bir önceki seçimlere göre oy oranının yüzde 6 ile 10 oranında arttığı belirtiliyor. Hollandaca konuşulan Flanders'te oyların yüzde yirmisini alan parti göçmen karşıtı politikaları ve tutumuyla öne çıkıyor.
Parti üye ve yöneticilerinin ırkçı söylemleri ve göçmen karşıtı propagandaları ile oy oranlarını yükseltmiş olması, emekçiler açısından yapay saflaşmaların hız kazandığı tehlikeli bir zemine işaret ediyor.
ALMANYA

Nazi'lerin yeni partisi Ulusal Demokratik Parti (NPD), Eylül 2006`da yapılan eyalet seçimlerinde, Mecklenburg-Vorpommern'de yüzde 7,3 oranında oy alarak eyalet Parlementosu'na girdi. Daha önce Saksonya Parlementosu'na girmişti. Berlin'de de, yüzde 2,6'lık oy oranıyla senatoya seçilemese de, bazı ilçe parlamentolarına girebildi.
NPD, seçime hazırlanırken gençleri ve işçileri hedeflemişti. Seçim propagandasında göçmenlerin Almanya'ya girişini yasaklamak istediğini söylemiş ve "Almanya herşeyin üzerinde" sloganını kullanmıştı.
NPD, "geri kafalı ve hırçın" imajını yıkmaya çalışıyor. "Almanlar için toplumsal adalet", "Her Almana iş", "Almanya Almanlarındır" sol söylemler ve milliyetçi duygulara hitap eden sloganlar kullanıyor.
Diğer sistem partileri de; Göçmenlerin sosyal kasalara yük olduğunu söyleyerek "Sosyal yardım alan yabancı, sınırdışı edilmelidir", işsizleri "parazitler" diye nitelendirerek, "çalışmayan yemek de yemesin" propagandası yapıyorlar.
NPD'ye oy verenlerin çoğunluğunu gençler ve işsizler oluşturuyor. Oy tabanına baktığımızda: 30 yaş altındakilerin yüzde 12'si; 30-44 yaş arasındakilerin yüzde 7'si. İlk kez oy kullananların yüzde 17'si, işçilerin yüzde 11'i, memurların yüzde 4'ü, serbest meslek sahiplerinin yüzde 9'u, emeklilerin yüzde 3'ü, çırakların yüzde 8'i ve işsizlerin yüzde 17'si bu faşist partiye oy veriyor.
Naziler işsizliğin göçmenlerden kaynaklandığı propagandasıyla güç kazanıyorlar.
İSVİÇRE

İsviçre'de 24 Eylül'de yapılan referandumla Yabancılar ve İltica Yasası yüzde 68'lik oranla kabul edildi.
Yabancılar Yasası: Yeni yasa 700 bin kişiyi yani göçmenlerin yüzde 40'ını etkileyecek. Bu yasa AB ülkelerinden gelenleri kapsamıyor. Bu ırkçı yasa göçmenleri uyruklarına göre de ayırıyor.
Aile birleşmelerinde 12 yaş altında olan çocuklar 5 yıl, 12 yaş üstündeki çocuklar ise 1 yıl içerisinde getirmek zorundalar, aksi halde bu haklarını kaybediyorlar.
Evliliklerde, bir göçmen İsviçreli biriyle evleniyorsa, evlendirme dairesi evliliğin sahte olup olmadığını araştıracak. Komşularına ve arkadaşlarına sorular sorabilecek. Evliliğin sahte olduğuna kanaat getirilirse evlilik işlemi iptal edilebilir.
Sadece kalifiye işçiler ve yüksek eğitim almış kişilere kısa süreli oturum veriliyor.
Petrol krizinin olduğu 1974'te, 200 ile 300 bin göçmen yurt dışı edilmişlerdi. Göçmen işçi sosyal yardıma düşerse ya da kendi isteğiyle işten çıkarsa oturumu uzatılmayacak ve sınır dışı edilebilecek.
Göçmenler, çalışmadıkları sürece kanton değiştiremiyecekler. 10 yıl sonra B oturumun C olması olayı kalkıyor.
Eğitim amaçlı gelen öğrencilerden garanti olarak para talep edilecek. Kısa vadeli oturumlarda göçmen İsviçre'yi terk edeceğine dair garanti vermek zorunda. Kaçak yakalanan göçmenler, 1 yıla kadar hapis ve 20 bin frank para cezasına çarptırılıyor.
Çalışma müsaadesi olmayan bir göçmen işçiyi çalıştıran patron 500 bin frank para cezası ve 1 yıl hapis ile cezalandırılıyor. Pasaport, vize işlemleri sağlam olmayan bir yolcu getiren uçak şirketine 5 bin frank para cezası veriliyor ve geri götürme masrafları ödetiliyor.
İltica Yasası: İlticacı kimliksiz başvurmuşsa 48 saat içerisinde kimlik belgelerini getirtemezse yurt dışı edilecek.
İlticacı hakkında kendi ülkesinin hükümetine sorularak bilgi istenilebilecek. İlticacının evi, her yerde savcılık iznine gerek olmadan aranabilecek. Kamu alanlarında polis istediği gibi arayabilecek.
Ret kararı aldığında ilticacı istiyorsa İsviçre'de kalarak itiraz sonucunu bekleyebilir. Ancak tüm sosyal hakları kesilecek. Kampta kalıyorsa atılacak. Ödenek varsa kesilecek. Terk durumunda ise İsviçre'yi terk etmek istemezse 2 yıl hapis yatacak.
FRANSA

Paris'in Cachan mahallesinde sabahın ilk ışıklarıyla yüzlerce çevik kuvvet kalkanlarla, gaz bombalarıyla saldırdı Afrikalı göçmenlere.
Üniversiteye ait eski kampüste susuz ve elektriksiz yaşamaya çalışan göçmenlere bu yaşam bile çok görüldü.
Çoğunluğu Mali, Fildişi Sahilleri ve Doğu Asya ülkelerinden gelen göçmenlerin bir kısmı saldırıdan hemen sonra yaka paça uçaklara bindirilip ülkelerine gönderildi.
"Sarkozy yasası" olarak bilinen "göçmenler yasası", meclisten geçtikten hemen sonra saldırıyı düzenleyen polis basına ve kamuoyuna şirin gözükmek için bir kısım aileyi belediyeye ait Gymnase binasına (beden eğitimi okulu) yerleştirdi.
700'e yakın göçmenin çoğunun kağıdı bulunmamakta. Oturum talebiyle her hafta eylemde olan bu göçmenlere, diğer göçmen dernekleri tarafından da yapılan destekler yeterli değil.
İnsan hakları derneği, kilise ve sendikalardan oluşan bir komite tarafından düzenlenen eyleme 25 bin kişi katıldı. Yürüyüş boyunca atılan sloganlarda "kağıtsızlara oturum, evsizlere konut, çocuklara eğitim" talebi yükseltildi.
21 Ağustos'ta açlık grevine başlayan iki göçmen, fenalaştığı için hastaneye kaldırıldı. Doktorların zorla tedavi müdahalesi tepkiyle karşılandı. 6 kişi, açlık grevine devam etmişti.
Sarkozy'nin tüm bunların üzerine, "görevini ihmal ettiği" gerekçesiyle Limeil Belediye Başkanı'nın yetkilerinin askıya alınması için Val de Marne valisine talimat vermesi skandal oldu.
Sendikalar, insan hakları dernekleri, bazı tanınmış isimler (Abbe Pierre), milletvekili Jack Lang- FKP başkanı Marie Georges-Buffet, Paris Belediye Başkanı'nın da içinde bulunduğu kurumlar, göçmen Afrikalıların sorunlarının çözümü konusunda telepte bulundular.
Tepkilerin yükselmesi üzerine, yaklaşık 200 göçmenin sivil toplum örgütlerinin denetiminde çeşitli banliyölerdeki konutlara yerleştirilmesi önerisi kabul edileceğe benziyor.
İçişleri Bakanlığı tarafından da kabul gören yerlerden 158'i kaçak göçmenlere ayrıldı. Bu gelişmeler üzerine açlık grevinde olan 6 göçmen eylemlerine son verdiklerini açıkladı.
İNGİLTERE

İngiltere'nin Enfield-Edmonton bölgesinde yaşayan Kara ailesi, yoğun ırkçı saldırılar nedeniyle taşınmak zorunda kaldı.
Üç yıl kadar önce belediyenin kendilerine gösterdiği eve taşınan aile, bazı komşularının evi terk etme telkinlerine kulak asmayınca mahallenin bazı gençleri tarafından çeşitli ırkçı tacizlere uğradılar. Evlerinin tüm camları kırıldı. Artık evde kalmaktan korkar hale gelerek akrabalarına sığınmak zorunda kaldılar. Son olarak evlerinin bahçesi yakılan aile evi boşaltırken mahallelinin ve gençlerin sözlü ve taşlı saldırılarına uğradı.
Aile'nin şikayetleri polis tarafından umursanmadı. Avukatları vasıtasıyla sorumlular, polis ve kamu görevlileri hakkında dava açtılar.
Bu yaşananlar İngiltere ve Londra'da ki ırkçı saldırıların ne ilk ne de son örneğidir. Tüm Avrupa ülkelerinde de ırkçılık yükselme eğiliminde. Hükümetler de bu ırkçı eğilimleri besleyecek politikalar izliyorlar.
Sosyal haklar ve sağlık alanındaki kısıtlamaların sebebi olarak göçmenler gösteriliyor. Göçmenler çok düşük ücretlerle çalıştıkları için burada yaşayan emekçilerin işlerini ellerinden aldıkları ve maaşlarının düşmesine sebep oldukları gibi asılsız iddialara maruz kalıyorlar.
Göçmenlerin, kendilerini korumaları ve bu ırkçı saldırıları deşifre edebilmeleri için örgütlenmeye ihtiyacı var. Asıl sorumluları topluma göstermek ve tüm toplumla bütünleşmek için daha örgütlü davranma mecburiyetimiz var.
AVRUPA BİRLİĞİ

AB'nin değişen göç politikasıyla birlikte, bir yanda her ülke kendi içinde yeni yasa ve uygulamaları yürürlüğe koyarken, diğer yanda "kaçak göçle mücadele" adı altında ortak projeler geliştiriyorlar.
Bu projelerin ortak ekseni, bugünün nitelikli işgücü ihtiyacına yanıt vermeyen her türlü göçü engellemek. Engelleyemediği koşulda bir biçimde AB ülkeleri topraklarına girmiş insanları derhal sınırdışı etmek.
En son AB'nin güney ülkelerinin içişleri bakanlarının Madrid'de yaptığı toplantıda bunlar tartışıldı. İsviçre modelinde olduğu gibi, süreli oturum izni vb. dahi ortadan kaldırıldığı bir zemine doğru geçiş yapılmaya çalışılıyor.
Toplantıda göçmenlere insan değil, eşya muamelesi yapan anlayışın temsilcilerinden Fransa İçişleri Bakanı Sarkozy kaçak göçmenlerin, statü kazanmasını sağlayan uygulama örneklerine ateş püskürttü.
Geçen yıl 600 bin kaçak göçmene oturma izni vermiş İspanya İçişleri Bakanı Alfredo Perez'in "Yasadışı yollardan AB'ne gelenlerin sınırdışı edilmeleri politikasını biz de uygulayacağız. Çünkü böylesine zorlu bir süreçte tüm ülkeler birlikte hareket etmelidir." gürlemesi nasıl bir düzleme geçildiğine işarettir.
Kaynak: YAŞANACAK DÜNYA