Kürt halkının geleceğine kafes örme planlarının diğer parçası yeni karakol-kalekol yapımına girişmektir
Kürdistan’daki görkemli direniş, rejimin kirli-karanlık ruhunu bir kez daha açığa çıkarıyor. Daha düne kadar Kürt halkı için dökülen gözyaşlarının, açılan masaların, çekilen demokrasi nutuklarının nasıl bir riyakarlık ve sinsileştirilmiş düşmanlıkla malul olduklarını tüm çıplaklığıyla ortaya seriyor. Kürt halkını o karanlık gölgesiyle boğmaya çalışan faşist barbarlık, direnişin gücüne çarptığı oranda daha bir iğrençleşiyor. Tüm evrensel değerleri yerle bir edecek pratikleri resmi bir meşruiyete kavuşturmaya, faşizmin tarihinden devşirdiği tüm deneyimleri küstahça olağanlaştırmaya çalışıyor.
Katledilen Kürt kadınlarının-gençlerinin-çocuklarının kurşunlanmış-bombalanmış cenazeleri günlerce sokaklarda bekletildikten hemen sonra ailelerinden kaçırılıp illegal tarzda gömülmüş, bunun yasal çerçevesi hazırlanmıştı. Şimdiyse bombalanan evlerde yaralı şekilde enkaz altında kalan ve aralarında çocukların da bulunduğu onlarca insan medyadan naklen yayınlanan çarpıtılmış haberlerle adeta ölmeye zorlanıyor. Bu vahşi öldürme biçimi kitleler nezdinde en kirli propaganda ve çarpıtmalarla meşrulaştırılmaya, faşizmin iğrençliği tüm topluma yudum yudum içirilmeye çalışılıyor. Sadece bu uygulamalar bile rejimin genlerine işlemiş Kürt korkusu ve düşmanlığının gerçek suretiyle kavranması açısından yeterlidir.
Kürt özgürlük mücadelesiyle birlikte rejimin Kürdistan’daki tarihsel dayanaklarını oluşturan cemaatler-tarikatlar-aşiret yapılanması ve bunlar etrafında şekillenen toplumsal hiyerarşinin yaşadığı çözülme hali; bölgesel kaosun hüküm sürdüğü, Kürt özgürlük davasının sınırları anlamsızlaştırdığı bu koşullarda dünle kıyaslanmayacak bir korkuyu mayalamakta, düşmanlığı bilemektedir. Bölgesel gelişmeler içinde Kürt halkının kazandığı tarihsel mevzilerin derinleştirdiği bu korku ve düşmanlık, hizaya gelmeyen tüm Kürtlerin imhası da dahil her türlü çılgınlığa açık bir saldırganlıkla karakterizedir.
Kürdistan’da rejimi şaşkına uğratan bu direniş, diz çökmese de yenilebilir!.. Fakat tam da “diz çökmediği” için rejimin korkularının baki kalacağı, hatta daha da derinleşeceği açık. Önümüzdeki döneme ilişkin hazırlanan anti terör paketleri ya da alınan kimi kararlar (Cizre ve Gever’in ile dönüştürülmesi gibi) bu korkunun derinliğini, aynı zamanda saldırganlığın dozunu açıkça ifade etmektedir. Kürt özgürlük mücadelesinin ruhuyla nefes alıp veren Gever ve Cizre’nin taşıdığı sembolik özellikle birlikte düşündüğümüzde bu adımların hangi tarihsel anlamları taşıdıkları da açıkça görülür.
Kürt halkının geleceğine kafes örme planlarının diğer parçası da bu iki kente yoğunlaşmış şekilde yeni karakol-kalekol yapımına girişmektir. Terörle Mücadele Master Plan adı verilen savaş konseptine göre 39 yeni karakol-kalekol inşa edilecek. Bakanlar Kurulu’nun 25 Ocak tarihli toplantısında alınan kararla “polis noktası” adı altında yapılacak yeni karakol ve kalekollar için pervasız arazi kamulaştırmalarıyla işe girişildi bile. Bu hamleyle birlikte son 2-3 yıl içinde bölgede inşa edilen yeni kalekol-karakol sayısı 600′e ulaşacak.
Yeni yapılacak karakol-kalekollarla Şırnak geneli militarist bir ağla daha güçlü şekilde ablukaya alınacak. Burada 7’si Cizre'de olmak üzere 21 karakol-kalekol yapılacak.
Geçtiğimiz günlerde Kent Ormanı’nın yarıya yakın alanının yerel yönetimlerden gizli şekilde valilik kararıyla İl Jandarma Komutanlığı’na devredildiği açığa çıkmıştı. Şimdi kentin hakileştirilmesi hamlesine yeni karakol-kalekol yapımı kararıyla devam ediliyor. Master plana göre ikisi Ergani’nin Bahçekapı ve Kemaliye, biri Silvan’ın Mescit Mahallesi’ne, biri de Bağlar’ın Bağcılar Mahallesi’ne olmak üzere 4 karakol inşa edilecek.
Planla birlikte Mardin’de de 6 yeni karakol-kalekol yapılacak. Yine Erzurum’un Karayazı ilçesine bağlı Bayraktar Mahallesi’nde ve Bingöl’ün Adaklı, Karlıova ve Yayladere ilçeleri ile Kars ve Hakkari’de de karakol inşaları ve binlerce dönümlük arazilerin kamulaştırılması kararları alındı.
Kürdistan’da Kürt özgürlük direnişinin örgütlü olduğu ve daha çok Kürt yoksullarının yaşadıkları bölgelerin hedeflendiği bu karakollaştırma/kalekollaştırma hamlesi, Türkiye’nin bazı il ve ilçelerini de kapsıyor. Yine Kürt emekçilerin yoğunluğunun dikkate alınmasıyla belirlenen bu noktalar da Aydın’ın Ortaklar, Ankara Mamak’ın Altıağaç ve Mersin Tarsus’un Kemalpaşa mahallelerini kapsıyor şimdilik. Şimdilik diyoruz. Çünkü AKP’nin planlarını önden duyuran Sabah’ta daha önce yer alan bir habere göre Türkiye’de Alevilerin, Kürtlerin ve genel olarak antifaşist dinamiğin halen gücünü koruduğu belli başlı il ve ilçeler için de (29 il ve ilçede toplam 199 adet kalıcı polis noktası denilmişti) aynı “polis noktaları” planlanıyor.
Faşist rejimin kutuplaştırmayı derinleştirdiği bu ülkede bir de hedef haline getirdiği bölgeler ve toplumsal kesimleri sindirmek için özel bir çaba harcayacağı açık. Mesele o üstümüze tamamen abanıp bizi nefessiz bırakmadan bizim ne yapacağımızdır.