'Vatandaş ihbar' hattı çalışıyor!

"Vatandaş ihbarlarlarıyla" yaşanan iki olay nasıl bir toplumsal iklimde yaşadığımızı gösteriyor

GÜNCEL
Pazar, 31 Ocak 2016 (10 yıl 8 ay önce)

Ardı ardına gerçekleşen 2 olay Türkiye'de yaşanan toplumsal paronayanın ulaştığı düzeyi olduğu kadar bu ruh halinin hangi toplumsal sonuçlara yol açabileceğini de bir kez daha hissettirdi. Rejimin yarattığı ve sistematik olarak körüklediği korku iklimi, toplumsal kutuplaştırma, "öteki" olarak kodalananlara dair yarattığı düşmanca ruh halinin nasıl bir yaygınlık ve derinlik kazandığını gösterdi. Bu ruh halinin her türlü yozlaşmaya, siyasal gericiliğe ve en önemlisi de faşizmin toplumsal tabanı olarak rejim tarafından özümsenmeye açık bir zemin yarattığını... 



 



Olaylardan birinde Hatay'dan İstanbul'a yolculuk eden iki genç ayrı koltuklarda oturdukları halde molalarda bir araya gelmeleri ve birinin telefonundaki amblem nedeniyle "terörist olabilecekleri" şüphesiyle muavin tarafından polise ihbar edilmişlerdi. Harem'de indiklerinde polis tarafından gözaltına alınan gençlerin katledilmekten ucuz kurtulduklarını söylemek abartılı olmayacaktır. 



 



Bu olayın hemen ardından da polis, 155'e gelen Gümüşsuyu'ndan Dolmabahçe'ye doğru yürüyen bir kişinin sırtında iki adet çanta olduğu ve üzerinden de kablolar sarktığı yönündeki bilgiyle bir kişiyi silahla vurdu. İhbar üzerine polis sözü edilen kişiyi Vodafone Arena stadı yanında durdurmak istedi. Kulaklığı nedeniyle polis ihtarını duymayan kişi durmayınca da kalçasından vurularak yaralandı. Yollar trafiğe kapatıldı, çantalar fünyeyle patlatıldı. Sonuç yaralanan bir insan ve 2 saat boyunca çevrede estirilen terör oldu. Elbette ki sözünü ettiğimiz toplumsal ruh halinin körüklenmesi!.. 



 



IŞİD'liler haklarında istihbarat bilgileri olduğu, yapacakları eylemlere dair somut verilere ulaşıldığı ve dahası saldırılardan hemen önce gözaltına alındıkları halde ellerini kollarını sallayarak kitlesel kıyımlarla sonuçlanan katliamlar yaparken, sorun polisin bilgisi dışında kalan şahıslar hele hele sol tandanslı konular olunca hepsi şahin kesiliyorlar. 



 



IŞİD'lilerle ilgili bizzat aileleri tarafından  bakanlıklara, polise, istihbarat birimlerine yapılan onca ihbara rağmen kimse parmağını kıpırdatmazken; bu tür asılsız ya da taraflı ihbarlar sözkonusu olduğunda ışık hızıyla hareket edilebiliyor. 



 



Sadece bu iki olayla IŞİD'lilerin ailelerinin anlattıklarını, bizzat başbakanın yaptığı "bilgimiz var ama..." minvalli açıklamayı karşı karşıya koyarak bile ne yapılmak istendiğini ve bunun hangi toplumsal "felaketlere" açık kapı bıraktığını anlamak mümkündür.  



 



Hitler'in iktidarını pekiştirmesinin, milyonlarca insanın katledilmesiyle sonuçlanan o iktidarı yıllarca korumasının nasıl bir toplumsal taban üzerinden, hangi siyasal koşullarda gerçekleştiğini bir daha düşünmekte fayda var sanırız.  



 



Toplumsal açıdan bu tehlikeli gidiş üzerinde yeniden yeniden düşünmek ve buna uygun önlemler, politikalar geliştirmekse kaçınılmazdır.