“Ortak acımız” diye bir şey yok!

Burjuva için “hayat” dükkanların açık olması, fabrikaların işlemesi, malların ve paranın dolaşımda olması demektir

GÜNCEL
Cuma, 12 Şubat 2016 (10 yıl 8 ay önce)

Geçenlerde, Antakya’da düzenlenen “Büyüyen KOBİ’ler” konulu toplantıda konuşan TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes, “Güneydoğu’daki acı 78 milyonun acısıdır. Yaşanan çatışma ve sokağa çıkma yasaklarının ortak akılla çözülmesi gerektiği” şeklinde ifadeler kullandı.



 



Konuşmasında “Tabii ki terörün önlenmesi, kamu düzeninin sağlanması olmazsa olmaz. Fakat asayiş ve güvenlik önlemlerinin yanı sıra birliğimiz ve bütünlüğümüzü sağlayacak önlemlerin de süratle hayata geçirilmesi gerekiyor” diyen tekelci patron Symes’e bunu dedirtenin ne olduğu bir tarafa, burjuva sömürücüler ve onların devletiyle “ortak acımız” diye bir şey yoktur! Bizim acılarımız onlarınkiyle aynı değildir!



 



Kürdistan’da katledilen, sokak ortasında, evinde, binaların bodrum katında infaz edilen yüzlerce Kürdün bizde yaşattığı acıyla, direnen Kürt halkının onurlu bir yaşam sürmek için ortaya koyduğu iradeyi kırmak hedefiyle en kirli savaş yöntemlerini kullanan devletle ve onun burjuva sahipleriyle “acı” şöyle dursun hiçbir duyguda ortaklaşamayız!



 



Bu kan emicilerin, katillerin ve onların suçuna ortak olanların dertleri başka, acıları başka!



 



“Güneydoğu’da devam eden terör hepimizin içini acıtıyor. Gece 03.00′a kadar uyuyamadım. Kanallarda dolaştım. Çünkü kaldırılan ve bugün üstüne gelen yeni cenazeler var. Gerçekten çok tarif edilecek acılar değil” dedikten sonra aynı kan emici burjuvanın “Her gün haberler geliyor ve haftalara yayılan sokağa çıkma yasakları hakikaten hayatı ciddi manada sekteye uğratıyor” demesi, onun gerçekte yaşadığı acının başka türden olduğunu gösterdiği kadar, tıpkı “acı”dar olduğu gibi “hayat”tan da başka şeyleri anladığına işaret ediyor.



 



Bir burjuva için “hayat” dükkanların, toptancıların açık olması, fabrikaların işlemesi, malların ve paranın dolaşımda olması gibi manalara gelir. Kürdistan'da bunlar gerçekten de sekteye uğramış durumda.



 



Üretim ve ticaret çarklarının durma noktasına yakın bir hal almış olması kuşkusuz aynı zamanda abluka altındaki Kürt şehirlerinde insanların asgari maddi yaşamlarını sürdürmelerini bile son derece zorlaştırıyor.



 



Ama “Direnmek yaşamaktır“ diyen Kürt halkı ve bizler için hayatın anlamı bundan ibaret olmadığı gibi bambaşkadır! Tıpkı acılarımızın da bambaşka olması gibi!